EL ATINA BİNEN TEZ İNER

Abone Ol

1950’li yıllarda Amerikan istihbarat örgütü CIA bir sürü proje başlatıyor. Toplumları nasıl kontrol edebiliriz? Kitle psikolojisi vs.

Bunları inceleyen İzmirli psikolog Muzaffer Şerif. Kendisi Harward mezunu.

22 çocukla Robbers Cave diye bir deneyi var.

Bu çocuklar 11-11 iki takıma ayrılıp çeşitli yarışmalarla düşman hale getirilir. Deney tam da bu noktadan itibaren başlıyor. Deneyin amacı düşmanlaştırılmış iki grubu nasıl bir araya getirebilirsiniz? Bunları “ben”den çıkarıp nasıl “biz” yapabilirsiniz?

Bunlar ortak bir sorunda birleştirilebilirse bunlardaki grup ortadan yavaş yavaş kalkar ve “biz” demeye başlarlar.

Bu iki grubun da suya erişimleri kesiliyor. Yani suyu kullanmaları engelleniyor. Susuz kalan bu iki grup önce kendi aralarında küçük küçük iletişim kurup ortak hareket etmeye başlıyor, su elde etmeye çalışıyorlar.

Kısa zamanda hangi takımda olduklarını unutup su için ortaklaşa mücadele etmeye başlıyorlar.

Bu deney bize şunu gösteriyor. 10 kişiyi bir odaya kapatsanız biri odanın rengini, biri duvarlardaki tabloları, biri odadaki mobilyaları vb şeyleri beğenmeyip şikayetçi olacak. Ancak odanın hava almasını engellerseniz kısa zamanda herkes “bu odaya bir hava deliği açmak gerekiyor” diyerek dişiyle tırnağıyla duvarda bir delik açma mücadelesine girişecekler ve bu deliği açana kadar da herkes beğenmediği, şikayet ettiği şeyin bu delik kadar önemli olmadığını fark edecektir.

Yani diyorum ki sağcısı-solcusu, dindarı-laiki, alevisi-sünnisi,Türk’ü- Kürt’ü, ortak sorunları ekonomi, açlık ve hukuk sorunudur.

Orta yerde bir Kürt sorunu var mı? Var. Bu sorunu yıllardır halının altına süpürüp yokmuş gibi kulağımızın üstüne yattık mı? Evet. Bu memlekette Kürt yoktur. Onlar dağ Türk’üdür. Yok efendim karda yürüyenlerin ayak seslerinden kart kurt seslerinden vs teraneleri ile kimi kandırdık? Kendimizi. Eee peki elimize ne geçti? Sayısı onbinlerle ifade edilen insanlarımızın, gencecik bedenlerimizin toprağa düşmesi ve milyarlarca dolar olarak ifade edilen maddi kayıp.

Bu sorunu çözmek anlaşılan birilerinin işine gelmiyor. Çözecekmiş gibi yapıyor, ne oluyorsa birileri çözülmesin diye bir düğmeye basıp ortalığı toz duman ediyor. Başladığınız noktaya geri geliyorsunuz.

Yani Hakkari’nin yoksul Kürdü de aç da , Çorum’un yoksul Türk’ü tok mu? Sözüm mecliste kurulan şu meşhur komisyonumuza. Sizlerin yerine Hakkari’den yoksul bir Kürt’ü ve yoksul bir Türk’ü oturtun ve sorununuz nedir diye sorun. Onlar size sorunlarının en başta açlık ve hukuk sorunu olduğunu söyleyeceklerdir. Onların açlık ve hukuk sorunlarını çözün mesele kendiliğinde ortadan kalkacaktır.

Öncelikle farklı düşüncelere tahammül etmeyi öğreneceğiz. Bakın 100 yıl önce sana kurşun atan İngiliz’in dili eğitim dili oluyor da, sizinle ortak mücadeleye girmiş, canını kanını ortaya koymuş Kürt’ün dilini kullanmasına neden bu kadar itiraz ediyorsunuz?

Son olarak da bu bizim sorunumuz ise ona-buna bel bağlamaya gerek yok. Eğer bu sorunumuzu çözmez de birilerine havale ederseniz, onlar bildikleri gibi çözerler. Yani öyle Trump dayının sırt sıvazlamasına “hadi aslanım arkanda ben varım” demesine de fazla güvenmeyin. Unutmayın ki “el atına binen tez iner” diye söylenmiş bir atasözümüz vardır. O güçler çıkarları ne gerektiriyorsa öyle hareket ederler.

Öyle demokrasi ve Özgürlük vaatlerine falan da aldanmayın. Saddam’ın başına gelenleri hatırlayın.8 yıl boyunca İran’la savaştırdılar. Kuveyt’i işgal ettirdiler. Ülkenin içinde diktatörlüğüne 10 - 15 yıl göz yumdular. Kürtleri Halepçe’de kimyasalla katletmesine sırtlarını dönüp sen ne yapıyorsun demediler. Sonra ne oldu? Onu bir Kürt hakimin idam kararıyla idam ettirdiler.

Bu Ortadoğu denen yer neden hep savaşlarla, gözyaşlarıyla yıkılmış, harabeye dönmüş yerlerlerdir? Buralar bu hale nasıl getiriliyor? Büyük savaş teknolojisi üreten ülkelerin üretmiş oldukları bombalarla ve silahlarla. Bunun aksini söyleyecek var mı Allah aşkına? Bu silahların birazını da yardım adı altında veriyorlar ki bu yıkım devam etsin. Bu gerçeği görmek için dahi olmaya gerek yok sanırım. Ortalama bir çocuk zekasına sahipseniz görebilmeniz lazım.

Hoş bir anekdotla bağlayalım. Köyün birinde Akıllı Veli diye biri varmış.Herkes bu Akıllı Veli’ye akıl danışırmış. Fukaranın biri tek ineğini pazarda satacakmış. Akıllı Veli’ye “Ula Veli benim bu inek ne eder heri?”diye sormuş.Akıllı Veli “Valla emmi 40 bin eder aşşağıya verme haaa!!” demiş.Bizim Fukara ineği pazara çekmiş. Bir adam ineğe müşteri olmuş. “Emmi ne istiyon bu ineğe heri?”diye sormuş.Emminin ağzında dil yok. Bakmış adam emmi cevap vermiyor.”Emmi ineğe 60 bin vereyim olur mu?” diye sorunca Fukara emmi “Valla benim aklım 60’a neye ermez, bizim Veli 40’tan aşşağıya verme dediydi..” demiş. Bizim durum da tam bunun gibi işte.Benim aklım 40’a 60’a pek ermez de bu memleketin tek sorunu önce ekonomik açlık, sonra da adalet ve hukuk sorunudur. Gerisi lafı güzaftır.