DÜNYA TARIM GÜNÜ

Abone Ol

Dünyada her yıl 14 Mayıs günü Dünya Tarım Günü olarak kutlanır. Ne yazık ki ülkemizde tarımda yaşanan sıkıntılar nedeniyle, bu günü coşkuyla kutlayamıyoruz.

Bir ülkede kalkınmanın temeli tarımdır. Gelişmiş ülkelerin tarıma verdikleri öneme ve o ülkelerin ekonomilerindeki tarımın payına baktığımızda bunu daha iyi anlıyoruz.

Atatürk, "Milli ekonominin temeli ziraattir" özdeyişiyle tarımın milli ekonomi için ne kadar önemli olduğunu belirtmiştir.

Ülkemiz bir tarım ülkesi olmasına rağmen, maalesef imkânlarımızı yeterince değerlendiremiyoruz. En büyük sorunumuz köylerimizin boşalması. Köylerde tarım yapacak genç nüfus kalmadı. Çiftçi destekleri planlı ve yeterli değil. Bu nedenlerle ülkemizde 3 milyon hektara yakın arazi ekilememektedir.

Yerli üretimi teşvik etmek yerine, ithalatla ihtiyacımızı karşılamak gibi yanlış bir politika izliyoruz. Bu nedenle ülkemizde yıldan yıla nüfusumuz arttığı halde, tarım ürünleri üretimimiz azalmaktadır.

Bunun en çarpıcı örneği ülkemizin nüfusunun artışı ile, buğday üretimi arasındaki orandır. 2000 yılında nüfusumuz 64 milyon iken, buğday üretimimiz 21 milyon ton iken, 2010 yılında nüfusumuz 73 milyona çıktığı halde, üretimimiz 20 milyon tona düşüyor. 2020 yılında nüfusumuz 83 milyon olurken, buğday üretimimiz gene 20 milyon tonda kalıyor. 2025 yılında nüfusumuz 86 milyon olurken, buğday üretimimiz 18 milyon tona düşüyor. Önemli bir sorunumuz da yurt dışından gelen göçmenlerle birlikte nüfusumuzun kaç milyon olduğunu tam olarak bilemememiz.

Nüfusumuz hangi oranda artıyorsa, en azından tarım ürünleri üretimimizin de o oranda artması gerekir. Bunu önemsemezsek tarımda dışa bağımlı bir ülke oluruz. Bunun yaşamsal bir sorun olduğunu korona salgınında gördük. Bu konu ülkeler için bir beka sorunudur. Bir zamanlar dünyada tarımda kendi kendine yeten 7 ülkeden biri olmakla övünürdük. Bu gün bir çok tarım ürününü ithal ediyoruz.

Geçmiş yıllarda neden Bulgaristan'dan saman aldığımız sorulduğunda; "Paramız var ki alıyoruz" diye cevap veren bakanımız oldu. Fransız çiftçisine yaptığı hizmetler nedeniyle, Fransa Cumhurbaşkanı'nın elinden gururla madalya alan bakanımız oldu. Trakya’da kepek fiyatının pahalılığından şikayet eden çiftçilere; "O halde neden kepek ekmiyorsunuz,?" diye soran bakanımız da oldu.

Tarımın içinden gelmeyen, üretimin ve üreticinin sorunlarını bilmeyen yöneticilerle bu sorunlar çözülemez. Tarımda üretim artışını amaçlayan belli bir plan ve programa bağlı, yıldan yıla değişmeyen yerli ve milli bir politika izlenmediği sürece üretimi de artıramayız, pahalılığı da önleyemeyiz.

Henry Kissinger, "Tarım, Tarım Bakanlığının ellerine bırakılmayacak kadar önemli ve stratejik bir konudur" diyerek tarımın önemini vurgulamıştır.

Dünyada çiftçisine en az destek veren ülkelerden biriyiz. Çiftçiye her yıl milli gelirin yüzde biri oranında destek verilmesini gerektiren yasa olmasına rağmen, bu güne kadar bunun yarısı bile verilmedi. Avrupa ülkelerindeki çiftçilere, Türkiye'deki çiftçilere göre 4 kat daha fazla destek verilmektedir. Almanya ve Fransa gibi ülkelerdeki oranlar çok daha yüksek seviyelerdedir.

Ülkemizde ürün planlaması yapılmadığı için, üretici bir yıl kâr ettiği üründen, ertesi yıl zarar ediyor. Ayrıca üretim planlaması ile birlikte, bölgelerin özelliklerine göre ürün ekimi yapılmalı ve teşvikler buna göre verilerek ürün kaybı önlenmeli.

Ülkemizde tarımı canlandırabilmek için gençlerin köylere dönmesi sağlanmalı, bunun için ne gerekiyorsa yapılmalı. Bu gün köylerimizde genç nüfus yok. Köylerimiz emekliler köyü oldu.

Çiftçi yaptığı üretimden para kazanmalıdır, aksi takdirde üretimden vaz geçer. Önce kendi çiftçimize değer vermeliyiz. Yabancı ülkelerin çiftçisine verdiğimiz parayı kendi çiftçimize vererek, yerli ve milli üretimimizi artırmak daha akıllıca olmaz mı? 2025 yılında ithal edilen tarım ürünlerine ödenen para 22.8 milyar dolar. Bu paranın yarısı ile kendi çiftçimizi desteklesek, tarımımızı ayağa kaldırırız. Böylece çiftçiliği itibarlı bir meslek haline getiririz.

Atatürk bunun önemini şu sözleri ile belirtmiş:

"Türkiye'nin gerçek sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür."