Bir insanın ömrü yalnızca yaşadığı yıllarla ölçülmez. Asıl ölçü; gönlüne dokunduğu insanlar, birlikte yürüdüğü yollar ve geride bıraktığı hatıralardır. Yaş ilerledikçe insan, hayatın muhasebesini daha farklı yapmaya başlıyor. Bir zamanlar önemli görünen pek çok şey silikleşirken, hatıraların içinde kalan insanlar daha da kıymetleniyor.
Bugün geriye dönüp baktığımda, çocukluğumun tozlu sokaklarından başlayan yolculuğumda bana eşlik eden nice güzel insanı hatırlıyorum. İlkokul sıralarında aynı heyecanı paylaştığım arkadaşlarımı, ortaokul ve lise yıllarında birlikte hayaller kurduğumuz dostlarımı, üniversite yıllarında aynı ideallere inandığımız yol arkadaşlarımı...
Hayatın her döneminde farklı insanlarla karşılaştım. Kimileri kısa süreliğine hayatıma misafir oldu, kimileri ise ömür boyu sürecek dostlukların sahibi oldu. Her biri gönlümde ayrı bir iz bıraktı. Çünkü insanı insan yapan yalnızca kendi hikâyesi değil, hikâyesine ortak olan insanlardır.
Ankara'da geçen üniversite yıllarım bana yalnızca bir meslek kazandırmadı; düşünmeyi, sorgulamayı, farklı fikirlere saygı duymayı ve insanı anlamayı da öğretti.
Sonrasında başlayan aktif siyaset yıllarında ise memleket sevdasının ne demek olduğunu daha yakından gördüm. O yıllar boyunca bazen alkışlandım, bazen eleştirildim; bazen destek gördüm, bazen yalnız kaldım. Fakat hangi şart altında olursa olsun, kendime rehber edindiğim bir ilkeden ayrılmamaya gayret ettim:
"Eğri eğri, doğru doğru..."
Dostluğun hatırına doğruyu eğip bükmedim; menfaat uğruna yanlışı doğru göstermedim. İnsanların değil, vicdanımın huzuruyla yaşamaya çalıştım. Hata yaptığım zamanlar oldu elbette; çünkü kusursuz olan yalnızca Rabbimizdir. Ancak hiçbir zaman bile bile haksızlığın yanında olmamaya, doğruluktan uzaklaşmamaya gayret ettim.
Ardından gelen mali müşavirlik yıllarım ise benim için yalnızca bir meslek hayatı değil, aynı zamanda bir güven emanetiydi. İnsanların alın teriyle kazandıkları emeklerine, hayallerine ve geleceklerine dokunan bir sorumluluğu taşımaya çalıştım. Onurla yürüttüğüm bu meslek hayatında bana güvenen, birlikte çalışan, fikir alışverişinde bulunduğum ve dostluğunu esirgemeyen herkese gönülden teşekkür borçluyum.
Bugün görüyorum ki; ne görevler kalıcıymış, ne unvanlar, ne makamlar... Geriye kalan şey; birlikte içilen bir çayın hatırası, zor zamanda uzatılan bir el, samimiyetle söylenmiş bir söz ve gönülden kurulmuş dostluklarmış.
Hayat yolculuğum boyunca beni tanıyan, bana inanan, benimle aynı sofrayı paylaşan, aynı davaya omuz veren, aynı sınıfta oturan, aynı koridorlarda yürüyen, aynı şehirlerde nefes alan bütün dostlarıma şunu söylemek isterim:
Eğer bende güzel bir hatıra bıraktıysanız bilin ki siz de benim gönlümde güzel bir yer bıraktınız.
Bugün sahip olduğum tecrübelerin, biriktirdiğim hatıraların ve gönül zenginliğinin içinde sizlerin de payı vardır. Kimi bana bir dostluğu öğretti, kimi sabrı, kimi mücadeleyi, kimi vefayı...
Ömür dediğimiz şey, aslında birbirimizin hayatında bıraktığımız izlerden ibarettir.
Vakti geldiğinde bu dünyadan ayrılırken ne mesleğimi götüreceğim yanımda, ne kazandıklarımı, ne de yılların biriktirdiği dünyevî meşguliyetleri...
Geriye yalnızca insanların gönlünde bıraktığımız izler, yaptığımız iyilikler ve edilen dualar kalacak.
Bu nedenle sizlerden tek isteğim; dostluğu koruyun, vefayı unutmayın, doğruluktan ayrılmayın ve kalbinizde merhamete her zaman yer açın.
Eğer bir gün arkamdan bir dua edecek olursanız bilin ki, benim dualarımda da sizlerin yeri daima oldu.
Hayatıma anlam katan, yoluma ışık tutan, dostluklarıyla gönlümü zenginleştiren bütün güzel insanlara teşekkür ediyorum.
İyi ki yollarımız kesişti.
İyi ki aynı zamanın insanları olduk.
İyi ki birbirimizin hikâyesine dokunduk.
Muhabbetle, saygıyla ve gönülden bir teşekkürle...
NOT:
"Dostlar, yazımdaki muhasebe duygusu sosyal medya takipçilerimi bir veda gibi düşündürmüş; oysa bu bir ayrılık değil, hayata ve sizlere duyduğum derin bir teşekkürün, omuz omuza yürümeye devam ettiğimiz yolun bir selamıdır. Nefes aldığımız sürece eğriye eğri, doğruya doğru demeye ve çayımızı samimiyetle yudumlamaya devam edeceğiz."