Doğa, Ezberi Sevmez.

Abone Ol

Doğa insana çok şey öğretiyor. Kimi zaman sabrı, kimi zaman dayanışmayı, kimi zaman da ne kadar hazırlıklı olursanız olun her an yeni bir durumla karşılaşabileceğinizi.

Geçtiğimiz hafta sonu Çatak Tabiat Parkı'nda düzenlenen AFAD Gönüllü Kampı ve Eğitim Programı'na katılırken aklımda "Acaba bu eğitim bana ne katacak?" sorusu vardı. Daha önce benzer eğitimler almış, benzer istasyonda çalışmıştım. Ama doğa, daha ilk günden bu sorunun cevabını vermeye başladı.

Aslında bu hafta sonu sadece bir kamp değildi. AFAD Başkanlığının yürüttüğü Destek AFAD Gönüllüsü Projesi kapsamında Çorum AFAD İl Müdürlüğünün düzenlediği bu eğitimde kampçılıktan yaşam çadırı kurulumuna, düğüm tekniklerinden doğada kayıp aramaya, yaralı taşıma uygulamalarından ekip koordinasyonuna kadar birçok başlık uygulamalı olarak işlendi. Doğa yürüyüşleri ise sadece bir etkinlik değil, eğitimin doğal bir parçasıydı. Çünkü doğayı tanımadan, doğada görev yapmayı öğrenmek mümkün değil.

Kamp alanına ulaşıp çadırlarımızı kurduk. Kısa bir molanın ardından kamp ekipmanları ve doğru kullanım alanları hakkında eğitim aldık. Sonrasında ise doğada, dağcılıkta ve arama kurtarma faaliyetlerinde kullanılan temel düğümleri uygulamalı olarak çalıştık. Bir ipin doğru bağlanmasının bazen bir yükü, bazen bir sedyeyi, bazen de bir insanın hayatını güvenle taşıyabilmek anlamına geldiğini bir kez daha gördük.
Ertesi gün kullanacağımız eğitim istasyonunu birlikte hazırladıktan sonra kısa bir doğa yürüyüşü yaptık. Akşam ise kamp ateşi etrafında içilen çayın eşlik ettiği sohbetlerde sadece anılar değil, yılların sahada biriktirdiği tecrübeler de paylaşıldı. Belki de eğitimin en kıymetli bölümlerinden biri buydu. Çünkü arama kurtarma yalnızca teknik bilgiyle değil, yaşanmışlıklarla da öğreniliyor.

İkinci güne kahvaltı öncesi yapılan kısa yürüyüşle başladık. Kahvaltının ardından iki ağaç arasına kurulan istasyonda uygulamalı eğitimlere geçtik. Eğitimimiz sırasında Çorum Vali Yardımcısı Sayın Yeliz MERCAN ve AFAD İl Müdürü Sayın Ali USLU kamp alanını ziyaret ederek bizlerle bir süre sohbet etti. Günün sonunda eğitimimizi tamamladık, kamp alanını temizledik, ekipmanlarımızı topladık ve doğaya bize emanet edildiği gibi bırakmaya özen göstererek alandan ayrıldık.

Eve dönerken zihnimde en çok yer eden şey ise ne öğrendiğimizden çok, nasıl öğrendiğimiz oldu.

Daha önce sedye taşıma ve yaralı tahliyesi eğitimlerini iki katlı bir binada kurulan istasyonlarda yapmıştık. Bu kez aynı mantığı iki ağacın arasına kurulan bir sistem üzerinde uyguladık. İşte tam da burada doğanın bize verdiği en önemli ders saklıydı.

Afetler, önceden hazırlanmış senaryolara göre gerçekleşmiyor. Hiçbir arazi birbirine benzemiyor. Hiçbir enkaz aynı değil. Hiçbir olay "kitaptaki gibi" ilerlemiyor. O yüzden ezber yöntemlerden çok, şartlara uyum sağlayabilmeyi öğrenmek gerekiyor.
Doğa her zaman bizden güçlü. Bunu değiştiremeyiz. Ama kendimizi geliştirebilir, alternatif yöntemleri öğrenebilir ve beklenmeyene karşı daha hazırlıklı olabiliriz.

AFAD gönüllüsü olmak benim için yalnızca afet anında sahaya çıkmak değil; afet yaşanmıyorken eğitim almaya devam etmek, eksiklerini görmek, ekip olmayı öğrenmek ve ihtiyaç duyulacağı günü hiç istemesek de o güne hazır olmaya çalışmaktır.

Bu güzel organizasyonda emeği geçen tüm eğitmenlere, koordinasyonu sağlayan herkese ve bilgilerini bizimle paylaşan tüm gönüllü arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

Dilerim öğrendiklerimizi uzun yıllar sadece eğitimlerde ve tatbikatlarda uygularız.
Afetsiz günler dileğiyle.