DENİZ GÖKTAŞ'TAN DAHA KOMİĞİ

Abone Ol

Komedyenmiş...

Demek ki öyleymiş.

Biz de öyle sanıyorduk.

Meğer değilmiş.

Meğer memleketin en ciddi adamlarından biriymiş.

Yoksa bir komedyen için bu kadar makam aynı anda harekete geçer miydi?

Deniz Göktaş sahneye çıkmış.

Milleti güldürmüş.

Sonra devlet çıkmış sahneye...

İşte gösteri asıl orada başlamış.

Komedyen anlatmış.

Devlet canlandırmış.

Basına yansıyan haberlere göre yurt dışından kendi isteğiyle dönmüş.

Kaçmamış.

Saklanmamış.

Kapıyı çalıp gelmiş.

Ama görüntülere bakıyorsunuz...

Sanki yıllardır aranan bir suç örgütünün lideri yakalanmış.

İnsan ister istemez düşünüyor.

Demek ki bu ülkede bazen bir espri, bir tabancadan daha tehlikeli sayılabiliyor.

Hakkındaki suçlamalardan biri...

"Dini değerleri aşağılamak."

Ne ağır söz...

İnsan ister istemez hafızasını yokluyor.

Bu ülke "Bakara makara" sözlerini de duydu.

Günlerce konuştu.

Şimdi ise bir komedyenin tümceleri suçlama konusu.

Demek ki mesele sadece söylenen söz değil.

Sözü kimin söylediği de önemli görülüyor.

İşte insanların zihnini kurcalayan soru bu.

Cezaevinde ilginç bir ziyaret yaşanıyor.

Basına yansıdığı ve avukatının aktardığına göre, Kemal Kılıçdaroğlu, Deniz Göktaş'a,

"Bir isteğin var mı?" diye soruyor.

Komedyenin yanıtı ise yine komedyence:

"CHP'yi salın... Milyonlarca gencin isteği."

İşte buna mizah denir.

Zira gerçek komedyen, alkışlayana da dokunur.

Ziyaret edene de...

İktidara da...

Muhalefete de...

Kahkahanın parti rozeti yoktur.

Komedyenler tehlikelidir.

Zira onlar insanı önce güldürür.

Sonra aynı insan, eve giderken düşünmeye başlar.

Düşünmeye başlayan insan ise ezber bozabilir.

Belki de bütün korku budur.

Yıllar geçecek.

Mahkeme dosyaları arşiv raflarına kalkacak.

Kararlar unutulacak.

Ama insanlar şunu anımsayacak:

Bir komedyen vardı.

Şaka yaptı.

Sonra memleket ciddileşti.

Ve o gün...

Deniz Göktaş'ın anlattığı gösteri değil,

Deniz Göktaş'a oynanan gösteri ayakta alkışlandı.

Asıl komedi de bu değil mi?