Çorum’un Ramazan’ı, Gençlerin Geleceği ve Ekonomik Gerçeklik

Abone Ol

Bu kadim şehirde, Ramazan yine aynı Ramazan…

İftar koşuşturmaları, sofra hazırlıkları, teravih, sahur…

Bir de yardım kolilerinin taşınışı…

Allah kabul etsin.

Ama bu yıl farklı bir soruyu daha yüksek sesle sormamız gerekiyor:

Biz Ramazan’da paylaştığımızı söylüyoruz ama gençlerin gelecek umudunu paylaşabiliyor muyuz?

Çünkü ülke genelinde ekonomik göstergeler, sadece yardımlaşma çabalarının yetmediğini söylüyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) son işgücü verilerine göre, genel işsizlik oranı yaklaşık %8,2 civarında seyrediyor. Ancak genç nüfusta (15–24 yaş) işsizlik oranı yaklaşık %14–15 seviyelerinde. Bu gençlerin önemli bir kısmı iş arıyor ama iş bulamıyor.

Bu durum sadece bir sayı değil; her yıl umutları ertelemek demek.

Çorum’un kendine has ekonomik yapısı da bunu yansıtıyor. Şehir verilerine göre nüfusun önemli bir kısmı çalışma yaşında olsa da (yaklaşık %68), istihdam oranı %48–49 civarında seyrediyor; bu da demek oluyor ki her iki kişiden biri gereği gibi istihdam edilemiyor.

Bu tablo, sadece yardımlaşmanın değil; sürdürülebilir istihdam ve eğitim politikalarının da ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Gençler sadece geçici işlerle değil, kalıcı geleceklerle ilgileniyor. Meslek sahibi olmak, kendi işini kurmak, aile olmak istiyorlar. Bu talepler sadece bireysel arzu değil; toplumun sağlıklı büyümesinin en temel şartı.

Ramazan ayının bize öğrettiği sadece paylaşmak değil. Paylaşırken aynı zamanda üretmek, planlamak ve sistemi iyileştirmektir. Sadaka vermek erdemdir; ama bir gencin yıl boyu iş bulamaması, o sadakaların etkisini gölgeleyebilir.

Sadaka, ailelerin bir ay karnını doyurmasını sağlar.

Ama istihdam, ailelerin yıl boyu huzur içinde yaşamasını sağlar.

Sadaka bir nimettir. Ama iş, gelecektir.

Ramazan’ın ruhu sadece kalpleri değil, sistemleri de sorgulatmalıdır.

Çorum’un gençleri, sadece yardıma muhtaç insanlar olarak değil; üretken bireyler olarak hayata dahil olmayı bekliyor.

Onların umutları, sadece Ramazan kolilerinin sayısı ile ölçülemez.

Onların umudu, kalıcı işlerle, konforlu yaşamakla, bu topraklarda gelecek inşa etmekle ölçülür.

Bu nedenle sayın yöneticilerimize hatırlatmak isterim:

Ramazan’da fotoğraf vermek kolaydır. Ama gençlere istihdam kapısı açmak, kalıcı çözümler üretmek daha zordur.

Çünkü yardımlaşma bir ay sürer.

Ama ekonomi, yılın on iki ayı yaşanır.

Ve bir ilin, bir memleketin refahı; sadece Ramazan sofralarındaki bereketle değil, gençlerin geleceğe güvenle bakabilmesiyle değerlendirilir.