ÇARKİSTAN’DA MUTLAK BUTLAN FESTİVALİ

Abone Ol

Çarkistan Cumhuriyeti’nden Mutlak Butlan Cumhuriyeti’ne hoş geldiniz.

Burada siyasi görüşler değil, günlük kullanım talimatları değişiyor.

Dün “asla” diyenler bugün “yanlış anlaşılmışız” açıklaması yaparken, halk da artık bu dönüş hızına yetişebilmek için boyun kaslarını geliştirmiş durumda.

Büyük uzlaşma nihayet gerçekleşiyor; tabii herkes tükürdüğünü yalaya yalaya ilerlediği için ortada biraz kaygan bir zemin oluştu. Demokratik Batı’nın, sosyalist enternasyonalin ve uluslararası vicdanın nerede olduğu soruluyor ama anlaşılan onlar da “bu sezonu izlemeye değer bulmamış.”

Ülkede artık fikir değiştirmek bir siyasi refleks değil, devlet geleneği.

Sabah sert muhalif olan akşam “devletimizin yanındayız” moduna geçiyor.

Dün “hain” denilenle bugün “ülkenin bekası için görüşüyoruz” fotoğrafı vermek sıradanlaştı.

Yakında siyaset biliminde buna “U dönüşlü pragmatizm” adı verilebilir.

Şimdi yeni paket servis söylemler devrede:

“Barış”, “demokrasi”, “kardeşlik”…

Ambalaj premium ama içeriği açınca yine eski Türkiye çıkıyor.

Üstelik anayasa değişikliği konuşuluyor; referandumsuz, tartışmasız, mümkünse vatandaş fark etmeden.

Çünkü geçmişte sandık kurulmuştu da ne olmuştu? Mühürsüz oylar demokratik yaratıcılığın zirvesi olarak tarihe geçti zaten.

Bu memlekette sonuç önce hazırlanıyor, yöntem sonradan bulunuyor.

Türk-Kürt dosyası yeterince randıman vermeyince şimdi yeni sezon geldi:

Laik-antilaik, Alevi-Sünni…

Senaryo ekibi belli ki “Ortadoğu’dan ilham alan politik gerilim dizileri” izlemeyi fazla abartmış.

Ama yine de en büyük sanat dalı çark etmek. Dün en ağır cümleleri kuranların bugün uzlaşma masasına koşması artık kimseyi şaşırtmıyor.

Siyasette omurga değil, esneklik makbul hale geldi. Pilates yapan ideolojiler çağındayız.

Belki yarın ana muhalefetin seçilmiş lideri de dün eleştirdiği isimlerle yan yana fotoğraf verir. Çünkü bu ülkede fikirler değil, koltuklar uzun ömürlü.

İnsan gerçekten merak ediyor:

Ülkeyi kim yönetiyor, kim yönlendiriyor, kim kime dönüşüyor?

Çünkü ortada değişmeyen tek gerçek var: Herkesin bir gün tam tersini savunma ihtimali.

Ana muhalefette yaşananlar zaten başlı başına trajikomik.

Üç yıl önce şoför gitmiş, muavin gelmişti. Şimdi muavin de kendi muavinini seçiyor. Yakında parti yönetimi tamamen minibüs hattına dönerse kimse şaşırmasın.

Dün “onunla konuşursam mahkeme kararını tanımış olurum” diyenler, ertesi gün “konuştuk, gayet verimliydi” açıklaması yapıyor.

Çarkistan siyasetinde dün söylenenler bugün için sadece arşiv süsü.

Direnmekten bahsedenler de ayrı bir bölüm. Bu ülkede “direniş” çoğu zaman sosyal medya paylaşımı süresince devam ediyor.

Sonrası klasik: “Devlet büyüklerimizle görüş alışverişinde bulunduk.”

İktidar ise satranç oynuyor gibi görünüyor ama masadaki taşların çoğu zaten aynı fabrikadan çıkmış hissi veriyor. Bir taraf bağırıyor, diğer taraf kızıyor, sonra herkes aynı karede “ülke menfaati” pozu veriyor.

Toplum mu?

Yorgun kurbağa misali suyun ısındığını hissediyor ama artık termometreye bakacak enerjisi de kalmadı.

Bu topraklarda dün küfredenin yarın övgü dizmesi sürpriz değil. Çünkü güç kimdeyse haklı odur anlayışı, hâlâ en yaygın ideoloji olarak iktidarını sürdürüyor.