“… ben yirminci yüzyıl insanı
temel taşıyım gökdelenlerin
alın terimle
etimle kemiğimle.
s.14 3
Şiirin yazılışının üzerinden yarım yüzyıl geçmesine karşın ne yazık ki fazlaca değişen bir şey yoktur ülkemizde. Bugün de 8 milyon gencimiz işsizdir hâlâ. Egemenler, asıl emekçilerin hakkını vermemekte direnmekte, onları kapı kulu gibi görmektedirler. Açıkçası emek sömürüsü hat safhadadır.
Can Yoksul, 50 yıl öncesinden bugünlere de bir gönderme yapmaktadır sanki.
“…açlık yurdumda
işsizlik, yokluk
bunalım huzursuzluk.”
s. 15
Can Yoksul bir şair, aydın bir sanatçı olarak çağının tanığıdır. Halkının dertleriyle dertlenir, sorunlarını şiirleriyle dile getirir: Derin çizgilerle ayrılan iki farklı kesimi kara mizah tarzında anlatır. Şöyle sonlandırır bu uzun şiirini:
“… hatçe gebe yatağında umutsuzluğun
uçan halılara bin Memiiiiş!...
uçan halılara ninenden duyduğun
sen ilk çağlardasın
ben yirminci yüzyılda Memiiiş!..
ondandır mutsuzluğum.”
s.18
“Anamın Burçak Türküsü”
İlkel koşullarda çalışan kırsal kesim insanının açmazlarına bir gönderme gibidir bu şiiri de.
“… kolay değildir burçak yolması
burçak türküsü de başkadır
benzemez aşk melodilerine
aşk şarkılarına
yanıktır
acıdır
buruktur
anamın burçak türküsü.”
s. 20
Umudu hep diri tutar bu şiirinde de. Yılmamak, direnmek, mücadeleyi sürdürmek üzerinedir “Gün Olur” şiiri de. Kısa bir alıntı yapıyoruz.
“… gün olur
güneşin doğar dağlarına
ağarsa, dökülse de saçların
senin de büyür diktiğin tohumlar.
yürü ufuklara doğru alnın açık
yesinler, sövsünler, sömürsünler
yürü karanlığa doğru korkusuz
ne derlerse desinler.”
5 s. 23
Egemenlerin, tuzu kuruların hor gördüğü ezilen, sömürülen, adam yerine konulmayan ülkemin gerçek emekçilerinin dilinden yazdığı “Ben varım, beni yok sayamazsınız!” demeye getirdiği yine karamizah tarzı “Ben Vatandaşım” şiiri şöyle sonlanır:
“… ister Urfalı Reşo olayım
ister Diyarbakırlı Şehmuz
ister Ağrılı Hasso, Mardinli Memo
ster İzmirli Sevgi, İstanbullu Sevim,
ister Çorumlu Ali, Bolulu Memet
ne olursam, kim olursam olayım
ben vatandaşım
senin hor gördüğün
Vatandaş…”
s. 37
“Yürü Bre Yiğidim” şiiriyle tüm yoksulluğa, yoksunluğa, umarsızlıklara ve olanaksızlıklara karşın; yılmamayı, direnmeyi, savaşmayı ve umutla başarmayı savunmaktadır. “… tutkusu yok artık sana güneşin
umut mu kaldı yitirmediğin
yürü Anadolu’nun ağlayan anası
yürü buz tutmuş sularına Acıpınar’ın
bacın hasta Çalyayla’da
gardaşın ekmeksiz
odunsuz, elbisesiz
umutsuz… “…
“yürü sessizim, yüreklim
merdim, yiğidim
yürü bacım, gardaşım, emmim, dayım
yürü ölümsüzlüğe dimdik.”
s. 40-41
Sürekli okuyan, araştıran, üreten bir araştırmacı yazar ve ozandı o. Şiirlerine baktığımızda onun daha 20’li yaşların başında ülke sorunlarına ne değin bilinçli, duyarlı, devrimci bir düşünceyle yaklaştığını görüyoruz. Onun şiirleri; umudun, mücadelenin, direncin ve aydınlık yarınlara ulaşmanın özleminin şiirleriydi.
Vefatının bu birinci yıldönümünde onu yeniden saygı ve özlemle anıyor; yeri Cennet olsun, ışıklar içinde uyusun diyoruz.
Sevenlerinin, yakınlarının, aile bireylerinin ve sanatçı dostlarının da başı sağ olsun.