MEŞRUİYETİN İNŞASI, MEDENİYET KRİZİ VE GENÇLİĞİN TARİHSEL SORUMLULUĞU
Sarhoşu uyandırmak kolaydır.
Bir silkelenir, bir su içer, kendine gelir.
Ama bir toplumu uyandırmak…
İşte o, nesiller sürer.
Çünkü sarhoş kendi iradesiyle sızar; toplum ise kelimelerle uyutulur. Üstelik en masum görünen kelimelerle…
Bugün yaşadığımız çağ, yalnızca siyasal bir kriz değil; bir anlam krizi, bir medeniyet krizidir. Aynalar çağındayız. Fakat bu aynalar sıradan değil. Sokaktaki ayna sizi olduğu gibi gösterir; ama iktidarın aynası seçicidir. Neyi göstereceğine kendisi karar verir. Zamanla insanlar aynaya değil, aynanın sunduğu kurguya inanır.
Ve meşruiyet böyle inşa edilir.
DİLİN ÇÜRÜMESİ, HAKİKATİN KAYMASI
Önce kelimeler yerinden oynatılır.
Eşitlik bir norm olmaktan çıkar, törensel bir süs kelimeye dönüşür.
Adalet ertelenmiş bir vaade indirgenir.
Yoksulluk kriz olmaktan çıkar, “sabır dönemi” diye adlandırılır.
Adaletsizlik “yanlış” değil “imtihan” olur.
İtiraz ise “fitne”.
Dil bozulduğunda düşünce bozulur. Kavramların içi boşaldığında, toplum hakikatini kaybeder. En güçlü iktidar, görünmeyendir; çünkü insanlar kendilerine sunulan anlam dünyasını doğal kabul etmeye başladıklarında egemenlik artık rıza üretir.
İnsanlar boyun eğdiklerini düşünmezler; doğru olanı yaptıklarına inanırlar.
İşte kırılma noktası burada başlar.
Bu durum yalnızca siyasal değil, epistemolojik bir kırılmadır. Gerçek ile kurgu arasındaki sınır silinir. İnsan artık neye karşı çıkacağını bilemez. Çünkü karşısındaki şey “yanlış” değil, meşru bir anlatıdır.
BU BİR MEDENİYET MESELESİDİR
Medeniyet, yalnızca şehirler, yollar, teknolojiler değildir. Medeniyet; adalet duygusunun, hakikat arayışının ve vicdani cesaretin kurumsallaşmış hâlidir.
Eğer bir toplum:
· Adaletsizliği kader,
· Yoksulluğu sabır,
· Sessizliği erdem,
· İtirazı suç olarak görmeye başlamışsa, orada mesele iktidar değişimi değil; medeniyetin zemin kaymasıdır.
Medeniyetler tankla değil, anlam kaybıyla çöker.
Çürüme önce dilde başlar, sonra zihinde, en son kurumlarda görünür.
Ve en trajik olan şudur: Toplum hakikatini kaybettiğini fark etmez.
GENÇLİK:TARİHİN EŞİK NOKTASI
Buradan sonra mesele kuşak meselesidir.
Her medeniyet krizi, gençliğe bir soru bırakır:
“Devraldığını mı sürdüreceksin, yoksa yeniden mi inşa edeceksin?”
Bizim kuşak birçok şeyi gördü. Bekledi. Sabretti. Uysallaştı.
Bazen konforu seçti, bazen korkuyu.
Belki cesareti eksikti, belki şartlar ağırdı.
Ama artık bu yük arkadan gelen nesillerin omzunda…
Gençlik yalnızca yaş değildir. Gençlik, zihinsel cesarettir.
Başkasının rehberliğine ihtiyaç duymadan aklını kullanma iradesidir.
Hakikate sadakat gösterme kararlılığıdır.
Bugün gençler iki aynanın arasında duruyor:
Birincisi onlara parlatılmış bir gerçeklik sunuyor.
İkincisi çatlakları gösteriyor ama rahatsız ediyor.
Hangisine bakacaklarına kendileri karar verecek.
ÖZGÜRLÜKTEN KAÇIŞ MI, SORUMLULUĞA YÜRÜYÜŞ MÜ?
Uyanmak kolay değildir. Çünkü özgürlük risk taşır.
İnsan bazen özgürlüğü değil, güvenli bir yanılsamayı tercih eder.
Kimi işini kaybetmekten korkar, kimi itibarını, kimi yalnız kalmaktan.
Farklı korkular farklı rüyalar üretir; ama hepsi aynı uykuyu sürdürür.
Fakat unutulmamalıdır:
Rüya görmek, gerçekle yüzleşmekten kolaydır.
Ama medeniyetler rüyalarla değil, hakikatle ayakta kalır.
Gençlik eğer konforu seçerse, kriz derinleşir.
Eğer sorumluluğu seçerse, tarih yön değiştirir.
UYANIŞ NEREDE BAŞLAR?
Uyanış sloganla değil, soruyla başlar:
“Biz yanlış bir aynaya bakıyor olabilir miyiz?”
Uyuyan insan uyuduğunu bilmez. Bilse zaten uyanır.
İlk adım, uykuyu kabul etmektir.
Sonra gerçek bir aynaya bakmak…
Ne fazla güzelleştiren ne eksik gösteren…
Sadece hakikati yansıtan bir aynaya…
Çünkü en uzun gece sabaha karşıdır.
Ve en derin uyku, uyanmaya en yakın zamandır.
SON SÖZ: EMANET
Medeniyetler miras bırakır. Ama miras yalnızca taş binalar değildir; sorumluluktur.
Bu ülke, bu şehir, bu dünya gençlere sadece bir coğrafya değil; bir vicdan borcu bırakıyor.
Hakikati savunmak radikal değildir.
Adaleti istemek aşırılık değildir.
Soru sormak suç değildir.
Asıl tehlike, hiçbir şeye şaşırmamaktır.
Şimdi mesele şudur:
Gençlik uyumayı mı seçecek, yoksa uyanmayı mı?
Tarih, cevabı bekliyor.