25. KARE DEHŞETİ -2

Abone Ol

1900’lü yıllarda kullanmaya başlandığını bilinen bu sistem, yine 1900’lü yılların başlarında bir illüzyonist aynı zamanda psikoloji profesörü olan bir bilim adamı tarafından keşfedilmiştir, insanların gözlerindeki bu yanılgıyı ilk o fark etmiştir. Şimdilerde çığırından çıkan subliminal mesaj fikri böylece ortaya çıkmış ve geliştirilerek 25. kare faciası ve diğerleri kullanılmaya başlanmıştır.
“Bu korkunç ve sinsi tehlike, kabul edilen bir gerçek mi yoksa varsayım mı?”_ diye sorabilirsiniz. Varsayım denilmesi ne yazık ki mümkün değildir. Çünkü yasalarda bile bu konu ile ilgili düzenlenmiş maddeler vardır.
3984 sayılı yasanın 20. maddesinde tüketicinin haklarının korunması bakımından bilinçaltı reklâmların yasak olduğu belirtilmektedir. Ancak yasada ifade edilen yasak yazık ki uygulanmamaktadır. Türkiye subliminal mesaj “Cenneti”dir.
Bu konuda ülkemiz hariç dünyada büyük bir teyakkuz vardır. Özellikle Rusya bu konuda alarmdadır. 1964’de İngiltere’de, 1974’de ABD’de ve daha 55 ülkede insanlarını bu saldırılardan korumak üzere düzenleme ve yaptırımlar uygulamaya başlanmıştır. Örneğin Rusya Basın Bakanlığı bu tekniği kullanan yayın organlarının lisanslarını iptal etmektedir. Hatta yaygın bir şekilde bu uygulamayı tespit eden detektörler kullanılmaktadır.
Bu mücadele, şüphesiz, o ülkelerin ulusal ve/veya küresel çıkarlarına zarar veren 25. Kareler ile ilgilidir. O ülkenin egemenleri kendi iktidarlarına zarar verecek 25. Karelerle mücadele ederler. Kendi iktidarlarını pekiştirecek 25. Kareleri ise yaparlar veya yaptırırlar. Bu da iktidar olmanın doğası gereğidir.
“Neden bu kadar dolaylı bir yolla mesaj vermeyi tercih ediyorlar?” sorusunu uzmanlar “Böylesi daha etkili...” diye cevaplamaktadırlar. Göremediğimiz ve bilincimiz açıkken algılayamadığımız bir şeyi reddetme şansımız hiç ama hiç yoktur. Bu hakka sahip değiliz. Çünkü haberdar değiliz. Bu yüzden bu yöntemle algılarımız yönlendirilmektedir.
25. karedeki gizli mesajlar bizi 21. yüzyılın köleleri hâline getirmektedir.
24 karede anlatılanlar ile yetinmeyen küresel çeteler ve onların ülke içindeki uzantılar algılarımızı yönetmede işi sağlam kazığa bağlayarak 25. Kareleri de kullanmaktadırlar. Bütün bu kareler, benliğimizi zedelemek, inançlarımızdan uzaklaştırmak, kültürümüzü yozlaştırmak, doğrularımızı şaşırtmak, bizi köleleştirerek uçurumlara sürüklemek için akşamdan sabaha, sabahtan akşama yayın yapmaktadırlar. Küresel çetelerin bu zulmüne karşı medya umutsuz vakadır. Çünkü öyle veya böyle efendilerinin hizmetindedir. Bu noktada iş söz konusu gerçekliği halka anlatacak ve bilinç taşıyacak tırnak içinde olmayan aydınlara düşmektedir. Derin trajedi kendilerine aydın diyenlerin de aynı medyanın denetimi altında olmasıdır. Öyleyse bu gerçekliği geniş kitlelere anlatmak için trajedinin farkında olan azınlığın dernekler kurarak tehlikeyi duyurmaları bir insanlık görevidir. Bu konuyla ilgili internette yeterince bilgi mevcuttur. İşte bir örnek, izleyiniz lütfen… https://www.youtube.com/watch?v=KnoLDtbXsDc
Meraklısı için ek: Televizyonda gördüğümüz bir anlık görüntü: 655 satır ve frame/çerçeve denilen 24 küçücük kareden oluşmaktadır. Sinema şeridinde, saat, dakika, saniye olarak bir diziliş vardır.
Her saniyeden sonra bir yabancı kare gelir ve bir saniye 24 karedir. Her 24 kare ise bir ekran büyüklüğündeki kareyi oluşturur. Her 327,5 satırda bir de control-track denilen aralık vardır. İşte bu aralıktaki görüntüler kesilip, aralarına başka görüntüler atılarak 25inci kare oluşturulmaktadır. Ve bu son kare olan 25inci kare anlıktır. Yani görüntü saniyede 1/24 olacakken, bu 1/25'e çıkar. Kareler 25 olunca bir anda bir görüntü gelir ve anında kaybolur. Göz görmez ancak beyin algılar ve bilinçaltına atar.