10 KASIM’DA; AĞLAMAYALIM ANLAYALIM

Abone Ol

Mustafa Kemal Atatürk de her canlı gibi doğdu, büyüdü, yaşadı ve öldü.
Fiziksel olarak belki böyle olabilir, ama bıraktığı izler yönünden böyle olmadığını biliyoruz. Doğup, büyüyüp, yaşayıp, ölmek insanın yaşam serüveninin normal sürecidir. Bu sürece göre Atatürk doğdu, büyüdü, ama her insan gibi yaşayıp ölmedi. Her insan gibi yaşamadığının kanıtı, yaşama yansıyan, yok edilemez, vazgeçilemez derin izleri var.
Atatürk'ün cenaze törenindeki resimlerine dikkatle baktığımızda, her yaştan insanın bir lideri kaybetmenin yanı sıra, babasını kaybetmiş gibi hıçkırıklarla ağlar halini görebiliriz. Bunu, bireylerde gördüğümüz gibi, kitlelerde de görebiliriz. Bu durum tarihte hiçbir lidere gösterilmemiş sevgi, saygı, bağlılık duygularıyla kaybetme hüznünün dışavurumudur.
Yine yazılı tarihten biliyoruz ki, ülkelerini işgalden kurtaran komutanlar vardır. Ülkelerinde bir rejimi kapatıp, yeni bir sistem kuran liderler de vardır. Her toplum ülkesini işgalden kurtaran, zafere ulaştıran komutanına saygı duyar, sevgi besler. Ülkelerin rejimlerini daha iyi bir rejimle değiştiren liderlerine de saygı duyar, sevgi besler. Onları yıllar boyunca anarak, ders kitaplarına koyup, heykellerini dikerler. Bizim ülkemiz 1. Dünya Savaşı sonrası yenik düştüğü için paylaşılmaya başlanmış bir ülkedir. İşgal altındaki ülkemiz M. Kemal liderliğinde toparlanıp, kurtuluş mücadelesini başarıp, ardından yeni bir yönetim biçimi kurmuştur.
Bu olağanüstü başarı yabancı bilim adamları ve akademisyenler tarafından " Türk Mucizesi " olarak tanımlanmıştır. Turgut Özakman'ın, yazdığı Atatürk'e ait seri kitaplardan, "Cumhuriyet Türk Mucizesi Kavramı " kitabın kapağında ve içeriğinde, gelecek yıllara taşınacak şekilde yer almıştır. Bilindiği gibi tüm dünyada olağanüstü işleri başaran insanlara “dahi” denilmektedir.
Atatürk, az sayıdaki dâhiler listesindeki yerini almış bir liderdir. İncelendiğinde Atatürk sadece yetenekli bir komutan değil, aynı zamanda bir kültür ve düşünce adamı olarak işgalin dışında, “savaşın cinayet olduğunu” söyleyen barışçı bir insandır. Bu nitelikleri Atatürk elbette ki savaş sonrası kazanmadı. Bu niteliklerin oluşmasında doğduğu toprakların, aldığı kültürün, okuduğu okulların, etkilendiği siyasetçi, sanatçı, bilim adamı ve edebiyatçıların önemli katkıları vardır.
Atatürk’ün düşünce dünyası çeşitli ortamlardan ve ilerici düşüncelerden beslenmiştir. Bilindiği gibi Atatürk, Selanik’te doğmuştur. Selanik, adını Büyük İskender’in kız kardeşinden alan, anlamı “yiğit savaşçı” demek olan o yıllarda yüzünü batıya dönmüş bir liman kentiydi. Selanik bir Avrupa kenti görünümüne ve anlayışına sahipti. Kentin simgesi olan limanın açıklarında bulunan “Beyaz Kule” kentin düşünce dünyası için önemli merkezdi. Ünlü “Beyaz Kule”nin etrafındaki mekânlarda kadınlı- erkekli oturulup, çeşitli fikirler tartışılıp, ülke sorunları konuşuluyordu. Selanik çeşitli fikirlerin, muhalif düşüncelerin ilk doğduğu kent olarak bilinmekteydi. Şehir, her etnik gruptan, çeşitli dini inançlara sahip insanların barış içinde yaşadığı gelişmiş bir kentti. Kentte onlarca gazete, dergi yayımlanmaktaydı. İşte M. Kemal Atatürk, hürriyetin merkezi olarak bilinen, bu kentte bu düşünce ikliminin içine doğdu.
Atatürk önce Selanik, sonra Manastır, daha sonra da İstanbul’ da okumuştur. O yıllarda Namık Kemal’in gizlice okunan şiirlerinden etkilenmiştir. Daha ileri yaşlarında Fransız devrimini yakından incelemiş ve çok etkilenmiştir. Atatürk kısa yaşamına sığamayacak kadar çok kitap okumuştur. Çok farklı konularda, çok çeşitli kitaplar okuyup, değişik konularla ilgi-lenmiştir. Atatürk Cumhuriyet’i ilân edip, kurarken, Fransız devrimi ve ilkelerinden yararlanmıştır.
Günümüzde Atatürk konusunda öğrenmemiz gereken çok bilgi var. Atatürk’ü yarım ve yanlış bilgilerle sürekli konu etmek, Atatürk’e bazı yönlerden zarar bile vermektedir
Atatürk “Beni Putlaştırmayın, Sürekli Devrimci Kalarak Beni Aşın” demiştir. Tam tersini vasiyet etmiş gibi davranmak, onun fikirlerini yapmak istediklerini, hiç anlamamış olmaktır.
Oysa ki Atatürk’ü geçmişin değil, geleceğin lideri yapmayı başarabiliriz. Kendisi bunun yolunu bize göstermiş.
Atatürk bizim geleceğimizin rehberidir. Anlamak, keşfetmek, geleceğin bilincini, yolundan giderek, yaratmak mümkündür.
Atatürk düşüncesi geçmiş değil, gelecektir.
Atatürk, alışılmışın değil, arayışın insanıdır.
Atatürk durağanın değil, devinimin savunucusudur.
Atatürk, beklemenin değil, eylemin insanıdır
Atatürk, boyun eğen değil, soran başkaldıran düşüncenin in-sanıdır.
Atatürk geride kalmanın değil, ileri gitmenin lideridir.
Atatürk, şeffaf ve halkıyla samimiyet kuran düşüncenin insanıdır.
Atatürk olağanüstü yetenekleriyle dünya tarihinde hem bir deha, hem de içimizden birisidir.
Atatürk çağdaş, uygar olan her şey için, Türkiye’nin yol haritası, yaşam rehberidir.
Atatürk’ü ölümünün 76. yılında saygıyla anarken; Şair, yazar Sunay Akın’ın, dediği gibi, “Her birimizin evinde, başucumuzda okunacak sayfası aralanmış bir kitabımız yoksa Atatürk o gün ölmüştür...”