Peşin peşin söyleyeyim de yanlış anlaşılmayayım.

Benim diyen hayvan sever, su dökemez elime.

Eşimi çıldırtma pahasına ne hayvanlar besledim, şuraya tek tek yazsam, şaşar kalırsınız; (hem de) evimde…

Kedi, köpek, tavşan gibi oylumlu hayvanlardan tutun, kanatlı hayvan türlerine kadar (evde beslen(e)meyecek) nice hayvan türleri geldi geçti elimden ve de evimden …

Su hayvanlarının her türünü besledim.

Istakoz (kerevit) besledim, yengeç besledim.

Bukalemun besledim. Şahin besledim… Papağan besledim.... Keklik besledim… (Daha muhabbet kuşlarını, kanarya ve sakaları saymıyorum…)

Horoz besledim evde, horoz…

Civcivken aldığım bir horozum vardı, bizimle birlikte oturur, televizyon izlerdi. Televizyonu kapattığımız zaman sinirlenir, kanat çırpmaya başlar; açtığımız zaman sakinleşir, izlemeye devam ederdi. Bir kutusu vardı, hiç çıkmazdı o kutudan.

Böylesine çılgın, böylesine deli bir hayvan severimdir.

Ancak son yıllarda (çok sık seyahat etme durumunda olduğumdan) artık ne evimde, ne bahçemde hayvan besleyemiyorum.

Neyse…

Konuyu, köpek besleyenlere; köpeklerini cadde, sokak ve parklarda gezdirirken, kakalarını oraya buraya yaptırtıp, o kakayı sorumsuzca orada bırakanlara getirmek için bu girişi yaptım.

* * *

Hayvan severlik, insancıl bir duygudur.

Hayvan beslemek de herkesin en doğal hakkıdır.

Hakkı olmasına hakkıdır da; başkalarını rahatsız etmemek kaydıyla bu “hakkı kullanmak”, hakkıdır.

… …

Yukarıdaki resmi incelediniz mi?

O bir prenses.

İsveç Kraliyet Ailesine mensup.

Gördünüz işte; o prenses, elinde poşetle köpek gezdiriyor. Köpeği kakasını yaptığı zaman da o kakayı yerde bırakmıyor. Eğiliyor, elindeki poşetle o kakayı yerden alıp, çöpe atıyor.

Böyle bir şeydir işte uygar olmak.

Budur işte kültür.

Budur işte adamlık, beyefendilik, hanımefendilik…

… …

İzmirli de köpeğini, elinde poşetle gezdiriyor.

Eşimin ailesi İzmir Göztepe’de oturuyor. Oturdukları evin önünde büyükçe bir park var.

İzliyorum; gün içinde, o parkta, onlarca köpek sahibi, köpeklerini gezdiriyor. Hepsinin elinde birer poşet…

Köpek kakasını yapar yapmaz ellerindeki poşetle kepçeleyip, o kakayı yerden alıp, çöpe atıyorlar.

İmreniyor insan.

“Bu nasıl bir kültür ki, İzmirlilerin tümünü sarıp sarmalamış” dedirtiyor insana.

İzmirlilerin tümünü sarıp sarmalayan bu kültür, kıskandırıyor insanı.

Niye benim yaşadığım kentin insanı, bu duyarlılığı göstermiyor diye de üzülüyor insan.

(Alanya’da) Evimin önündeki yeşil alandan geçip, denize gideceğim, köpek kakalarına basmamak için hoplaya, zıplaya bir hal oluyorum.

Böyle bir ortama “sebebiyet verme özgürlüğümüz” olabilir mi?

Hakkımız var mı buna?

Lütfen enine boyuna düşünelim bu konuyu.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol