“Yolsuzlukların üstü örtülmeye çalışılıyor”

Çağdaş Avukatlar Derneği Başkanı Av. Ahmet Özdel, “hukuk devletinin” üstünlüğü, “yargı bağımsızlığının” sağlanması, “hâkimlerin yürütmenin” baskısından kurtulması gisi gerekçelerle 2010 referandumunda halktan evet oyu isteyen ve % 58 evet ile anayasa değişikliğini yapan AKP Hükümeti’nin aradan kısa bir zaman geçmeden HSYK konusunda ortalığı birbirine kattığını ifade etti.

“Yolsuzlukların üstü örtülmeye çalışılıyor”

Çağdaş Avukatlar Derneği Başkanı Av. Ahmet Özdel, “hukuk devletinin” üstünlüğü, “yargı bağımsızlığının” sağlanması, “hâkimlerin yürütmenin” baskısından kurtulması gisi gerekçelerle 2010 referandumunda halktan evet oyu isteyen ve % 58 evet ile anayasa değişikliğini yapan AKP Hükümeti’nin aradan kısa bir zaman geçmeden HSYK konusunda ortalığı birbirine kattığını ifade etti.

14 Ocak 2014 Salı 23:45
“Yolsuzlukların üstü örtülmeye çalışılıyor”
Yargı kurallarının yürütme gücünden bağımsız olan vatandaşların tek dayanak noktası olduğunu belirten Özdel, “Kuvvetler ayrılığı adı altında öğretilen yasama-yürütme-yargı üçgeninde; yasama iktidarda bulunan başbakanın iki dudağı arasına sıkışmış durumdadır. Başbakan ne derse onu aynı anda yerine getiren bir yasama organı ile karşı karşıyayız. Bir milletvekilinin dediği gibi biatsa biat diyen vekillerin ülkesinde yaşıyoruz. Ve yasama iktidarı elinde bulunduran gücün etkisindedir. Yargı ise kısmen özgünlüğünü ve özgürlüğünü korumakta iken son yıllarda yapılan müdahalelerle o da yürütmenin güdümüne girmiştir. Şimdi yürütme ile yargı arasındaki çatışmanın nedeni ise kendi aralarındaki çıkar ve iktidar paylaşımından kaynaklanmaktadır” dedi.
“YARGI BAĞIMSIZLIĞI ANASAYAL GÜVENCE ALTINDA OLMALI”
Özdel, hemen hemen tüm ülkelerde, yargı bağımsızlığı ve hâkimlik kurumunun anayasal güvence altına alındığını ifade ederek, bu kuralların sürekli değişikliğe tabi tutulmayan kurallar olduğunu kaydetti. Yargıdaki kuralların 80-90 kez değiştirilen Kamu İhale Kanunu olmadığını belirten Özdel, şu açıklamayı yaptı:
“Kuvvetler ayrılığının günümüz toplumlarında ve siyasal yönetimlerindeki uygulama pratiği, geçmiş yüzyıllardan farklılaşmış, yasama ve yürütme arasında olması gereken kuvvetler ayrılığı ortadan kalkarak adeta tek bir organ gibi hareket etmeye başlamış ve bu doğrultuda gözler yasama ve yürütme organı karşısında denetleyici ve dengeleyici rolüyle yargı organı üzerine çevrilmiştir. Bu sebeple; barışçıl bir toplumsal düzende bireysel hak ve özgürlüklerin olması gerektiği şekilde korunabilmesi ancak, yasama ve yürütme organları karşısında kurumsal bağımsızlığa sahip yargı organlarının varlığı ve denetimi ile mümkündür.
“PARALEL DEVLET-PARALEL YARGI VE AKP YARGISI”
Diğer taraftan HSYK değişikliği teklifi hükümet tarafından normal koşullarda verilmiş değildir. Bakan çocuklarına varan yolsuzluk operasyonu yapılması üzerine hükümet hemen, savcı ve hakimleri baskı altına almak için HSYK'nın yapısında değişiklik yapmak için kanun teklifi hazırlamıştır. Amaç yargı içindeki paralel yapıyı ortadan kaldırıp, kendine bağlı bir paralel yapı oluşturmaktır.
Görülüyor ki iktidar; adamına göre yasa, olaya göre yasa, ihtiyaca göre yeniden düzenleme adı altında bir şeylerin üstünü örtmeye çalışmaktadır. İktidar, tüm yasaları ve düzeni ülkenin ihtiyaçları değil kendi ihtiyaçları doğrultusunda değiştirmeyi bir başarı saymaktadır. Allayıp pulladığı HSYK'yı şimdi başına bela olarak görmektedir. Başbakanın eski söylediklerine bir bakılsa olayın ne vahim olduğu ortaya çıkacağı inancındayız. Kısacası; amaç paralel bir yapıyı yıkmak fakat yerine kendi paralel yapısını kurmak ve kuvvetler ayrılığını ortadan kaldırarak yasama, yürütme ve yargıyı tek elde toplamaktır.
Bilindiği üzere Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ("Kurul") Anayasa’da yargısal fonksiyonu olmayan, idari kararlar alma yetkisiyle donatılmış idari bir kurul olarak düzenlenmiştir. Ancak Anayasa’nın Kurul’u düzenlendiği “ğ” maddesine bakıldığında "Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar" denilerek tereddüde yer bırakmayacak açıklıkta Kurul’un bağımsız olması gerektiği ifade edilmiş ve Kurul’un organizasyon yapısı ve işleyişine ilişkin tüm kuralların klasik bir kamu kurumundan/idari kurumdan farklı olarak "mahkemelerin bağımsızlığı ve "hakimlik teminatı" ilkelerine uygun olması gerektiği belirtilmiştir. Madde metni bütünüyle incelendiğinde; Anayasa koyucunun öncelikle Kurul’u, yerine getirdiği hassas fonksiyon nedeniyle, klasik bir idari kurum olarak görmediği ve olağan bürokratik hiyerarşiden ayırdığı, ardından da Kurul’a Adalet Bakanlığı ve siyasi iradeden bağımsız kendi inisiyatifi ile kullanabileceği özerk bir irade tanımayı amaçladığı görülmektedir. AKP Hükümeti tüm bu durumu ters yüz etmeyi, adeta kurulu hükümetin bakanının emri altına almaya çalışmaktadır.
Çağdaş Avukatlar olarak, hükümetin bu girişiminin kötü olan durumu biraz daha kötüleştireceğini düşündüğümüzden karşı çıkıyoruz. Kanun teklifinin geri çekilmesini talep ediyoruz. HSYK yapısının daha demokratik bir yapıya kavuşturulmasını, hakimlik sınavlarının şeffaf hale getirilmesini talep ediyoruz.
Özellikle yargı çalışanlarının, hakimler ve savcıların, avukatların bu duruma sessiz kalmamalarını talep ediyoruz. Aksi halde yapılan ve yapılacaklardan hep birlikte sorumlu olacağız.” (Taner ŞİMŞEK)
Son Güncelleme: 14.01.2014 23:46