“Yerel basın batıyor”

Cemiyet Başkanı Şevket Erzen’in Vali Mustafa Çiftçi’ye sunduğu “Yerel Basın Acil Durum Bilgi Notu”nda, yerel basının “batma noktasında” tehlike sınırını geçmek üzere olduğu vurguladı.

“Yerel basın batıyor”

Cemiyet Başkanı Şevket Erzen’in Vali Mustafa Çiftçi’ye sunduğu “Yerel Basın Acil Durum Bilgi Notu”nda, yerel basının “batma noktasında” tehlike sınırını geçmek üzere olduğu vurguladı.

04 Eylül 2019 Çarşamba 22:45
“Yerel basın batıyor”

*Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu ile konfederasyona üye 8 federasyon ve 83 basın meslek kuruluşunun “feryadı”, Türkiye çapında tüm illerde valilere, milletvekillerine ve ilgili kurum yöneticilerine bir rapor halinde ulaştırılıyor. Çorum Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Şevket Erzen de, bu raporu, önceki gün Çorum Valisi Mustafa Çiftçi’ye iletti. Vali Çiftçi ise bu raporu almadan önce,1 Eylül 2019 tarihli genelgesiyle, yerel basının hakları lehine ilgili kuruluşları uyararak, Kamu İhale Kanunu hükümlerine uyulmasını istedi.

Cemiyet Başkanı Şevket Erzen’in Vali Mustafa Çiftçi’ye sunduğu “Yerel Basın Acil Durum Bilgi Notu”nda, yerel basının “batma noktasında” tehlike sınırını geçmek üzere olduğu vurgulanarak, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıların, basın sektöründe iki-üç kat daha fazla yaşandığı belirtildi ve basın sektörüne ilişkin detaylı bilgisi olmayan, meseleyi etraflıca ele almaktan uzak bürokratik yaklaşımın, sektörde onarılamaz yaralar açmak üzere olduğu ifade edildi. Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu ile konfederasyona üye 8 federasyon ve 83 basın meslek kuruluşunun ortak “Yerel Basın Acil Durum Bilgi Notu” önceki gün, Basın İlan Kurumu Genel Kurul Üyesi ve Çorum Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Şevket Erzen tarafından Vali Mustafa Çiftçi’ye sunuldu.

Yerel medyanın kritik bir süreçten geçtiğine dikkat çeken Erzen, Çorum Gazeteciler Cemiyeti’nin de altında imzası olan raporla ilgili bilgi verirken, Türkiye genelinde 81 ilin valisi, milletvekilleri ve siyasi parti yöneticilerine sunulan raporda şu görüşlere yer verildiğini söyledi:

“Bilindiği gibi ülkemiz için vazgeçilmez bir kamu görevini yerine getiren medya kuruluşlarımız, olağanüstü zor günler yaşamakta ve hatta ‘hayatiyet sorunu’ ile karşı karşıya bulunmaktadır. Yerel medya kuruluşlarımız kapanmanın eşiğindedir.

Bilgilerinize sunduğumuz ‘acil durum özet raporumuzda’ medya sektörünün içinde bulunduğu durum, sorunlar ve atılması gereken adımlara ilişkin görüşlerimiz yer almaktadır.

Zat-ı alinizin görev alanına ilişkin tedbirlerin alınması ve Sayın Cumhurbaşkanımız nezdinde sorunlarımızın paylaşılması hususunu arz ve talep ediyoruz.

YEREL BASIN ACİL DURUM BİLGİ NOTU

Yerel basınımızın mevcut durumu ve sorunları ile çözüm önerilerimiz özetle şöyledir;

RESMİ İLAN ALAN GAZETE SAYISI

Basın İlan Kurumu (BİK) Mevzuatı çerçevesinde resmi ilan ve reklam alan 1.089 gazetenin, yerel olanlarının 646 tanesi kurum şubesi bulunan yerlerde, 397 tanesi valilik görev alanında yayın yapmaktadır. 10 bölgesel gazetenin yanı sıra 36 adet yaygın gazete mevcuttur.

İSTİHDAM

Bu gazetelerin asgari kadrolarında halen 8 bin 683’i fikir işçisi olmak üzere dağıtım, baskı, büro işçileri ile birlikte yaklaşık 15 binden fazla kişi istihdam edilmektedir.

YEREL BASIN BATMA TEHLİKE SINIRINI GEÇMEK ÜZERE

Basınımızın bağışıklık sistemi çökmüş durumdadır. Her an hayatiyeti sona erebilir.

Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar basın sektöründe iki-üç kat daha fazla yaşanmaktadır. Şöyle ki;

1-Dünya piyasalarından Çin’in kâğıt çekmesi nedeni ile 600 dolar /tonluk rakam 900 dolar/tona çıkmıştır. Döviz fiyatı ise iki misline yakın artmıştır. Diğer önemli girdiler olan boya, kalıp vd. çoğunlukla dışa bağımlıdır. Böylece girdi maliyetleri tolere edilemeyecek seviyede yükselmiştir.

2-Asgari ücrette ciddi artış meydana gelmiştir.

3-Ekonomik durgunluk nedeni ile işletmeler reklam harcamalarında kısıntıya gitmiştir. Bu da özellikle yerel gazetelerin reklam ve satış gelirlerini olumsuz etkilemiştir.

4- 15 Temmuz hain darbe girişiminin etkisi ile resmi kurumlar, (istisna olması gereken) davet usulü alımları alışkanlık haline getirmiş, ilana çıkmamaya başlamıştır. Bununla birlikte; acil alım, işlerin birleştirilmesi ya da parçalanması yöntemleri ile ilandan kaçınılmaktadır. Böylece yerel gazeteler ilan kayıpları yaşamakla birlikte rekabet şartları daralmakta, alenilik ilkesi zedelenmektedir. Hem BİK Kanunu, hem Kamu İhale Mevzuatı’na aykırı işlem yapılmakta, hem de kamu yararı ilkesi yara almaktadır. Resmi ilanların gazetelerde yayınlanmasını yük gören anlayış giderek istisnadan yerleşik kural haline gelmektedir.

5- 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası radyo ve televizyonların RTÜK paylarında indirime gidilmesine karşın 2 yıla yakın resmi ilan fiyat tarifesinde artışa gidilmemiştir.

Bu süreçte BİK Genel Kurulu, zamanında aldığı tedbirlerle (sayfa sayısında azalma, satış rakamlarında düşme gibi) gazeteleri kısmen rahatlatmıştır. Ancak bu tedbirlerin yanı sıra köklü adımlara ihtiyaç olduğu muhakkaktır.

GAZETECİLİK MESLEK YASASI

Türk basını öncelikle, gazetecilik mesleğini ve bu mesleği kimlerin yapabileceğini düzenleyen ‘Gazetecilik Meslek Yasası’na ihtiyaç duymaktadır. Çağrımız; siyasetçilerin, bürokratların, hukukçuların ve Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu ile diğer meslek kuruluşlarının temsilcilerinin katılımıyla çalışma gruplarının oluşturulması, kanun teklifi hazırlanması ve Gazetecilik Meslek Yasası’nın ülkemize kazandırılmasıdır.

DARBE DÖNEMLERİNDEN KALAN MADDELERİN DÜZENLEMESİ

Türk Ceza Kanunu’nda ve bazı kanun ile yönetmeliklerde yer alan basın özgürlüğünü kısıtlayıcı maddeler mutlaka günümüz koşulları göz önüne alınarak değişmelidir. Basınımıza kendini meşru bir şekilde ifade edebilme ve haber yapabilme hakkının evrensel ölçülerde tanınarak ifade ve basın özgürlüğünün sorun olmaktan çıkması için darbe dönemlerinden kalan maddelerde düzenlemelerin yapılması kaçınılmazdır.

BASIN KARTLARI KOMİSYONU

Basın Kartları Komisyonu’nun yapısını değiştiren yeni yönetmelik, basın kartı konusunda olumsuz bir adımdır. Komisyon, meslek temsilcilerinin yer aldığı bir yapıya kavuşturulmalıdır. Ayrıca basın kartlarının değişim sürecinde, turkuaz ve pembe olarak değiştirilen rengin yeniden sarıya döndürülmesi beklentimizdir.

YEREL BASIN, SİYASETİN VE DEMOKRASİNİN TEMEL DİREĞİDİR

Basınımızın Anayasa’da karşılığını bulan haber verme işlevinin yanı sıra yerel siyasetin hayata geçmesini sağlama, kamu denetimi sağlama, sivil toplumu hayata geçirme, marka üretme, yerel ekonomiyi canlandırma gibi vaz geçilmez işlevleri bulunmaktadır.

Yerel siyasetçiler ve milletvekilleri herhangi skandala karışmadıkları sürece yaygın basında yer bulamaz. Ancak, her faaliyetleri yerel basında yayınlanır.

YERLİ VE MİLLİ YEREL BASIN, ULUSLARARASI GÜÇLERİN GÜDÜMÜNE GİRME TEHLİKESİ İLE KARŞI KARŞIYADIR

Türkiye’nin rengini tadını kokusunu sonuç olarak bu toprakların geçmişle bağını, gelecek düşünü kuşaktan kuşağa bilinçle aktaran yerel basının yok olması demek, uluslararası sermaye ve ideolojilerin, bölücü unsurların eline geçecek, Türkiye’nin zenginliklerini önce ayrılık sonra düşmanlık haline getirecek güçlerin filizlenmesi anlamına gelecektir. Siyasetimiz bu yolu tercih etmekle bindiği dalı kesmenin adımını atacaktır.

Halen basın sektörüne ilişkin detaylı bilgisi olmayan, meseleyi etraflıca ele almaktan uzak bürokratik yaklaşım sektörümüze onarılamaz yaralar açmak üzeredir. Aynı yaklaşım sahipleri basın kartları konusunda fikir işçilerinin 1 yıllık erken emeklilik hakkını göz göre göre yok etmiş, görevlerini ihmal etmiştir.

ACİL BEKLENTİLERİMİZ

1- Kanun teklifi hazırlanarak Gazetecilik Meslek Yasası ülkemize kazandırılmalıdır.

2- Türk Ceza Kanunu’nda ve bazı kanun ile yönetmeliklerde yer alan basın özgürlüğünü kısıtlayıcı maddeler günümüz koşulları göz önüne alınarak değişmelidir.

3-Resmi ilanları yük gören bürokratik anlayışın yerine, sağduyulu yaklaşımla ülke menfaatlerinin hâkim olacağı bir bakış açısı hayata geçmelidir

4-Sektörümüzde yaygınlaşmakta olan tekelci yaklaşım her şeyden önce siyaset kurumuna zarar vermektedir. Bu husus acilen gözden geçirilerek tedbir alınmalıdır.

5-Dünyanın her yerinde egemen devletler basınla aralarında irtibat kurarlar. Millilik ve yerlilik açısından bu vaz geçilmez bir stratejidir. Bu faaliyet alanı milli güvenlik, milli eğitim ve ulaştırma gibi bir kamu hizmet alanıdır. Sistemi sağlıklı olarak işler hale getirecek yöntemler sektör temsilcileriyle de görüşülerek üretilmelidir.

6- Yazılı basın, radyo televizyonlar ile internet mecrasını bir bütün olarak ele alan, Düzenleme-Denetleme-Destekleme ayaklarını içeren bir sistem kurulmalıdır. Bunun için vakit geçirmeden internet yasası çıkarılmalıdır. Aksi halde şantajcı, yalancı, baskıcı kişiler mesleğimizin onuru zedelemekte, meslek mensubu olmamalarına rağmen ortalıkta dolaşmaktadır.

7- Basın için Acil Destek Paketi çıkarılmalıdır. Pakette doğrudan desteklerin dışında Hazine, İŞKUR, KOSGEB ve kalkınma ajansları destekleri ‘konfeksiyon’ değil ‘terzi usulü’ hazırlanmalıdır.

8- BİK Genel Kurulu’nun sağlıklı olarak çalışmalarına devam edebilmesi için Hükümet Kanadı üyeleri atanmalıdır.

9- Taslak halinde olan Yargı Reformu Paketi’nden icra ilanlarının gazetelerde yayının kaldırmayı öngören değişiklik yerine Kamu İhale Mevzuatı’ndaki gibi eşik değerler sistemi getiren ve icralardaki gri alanları şeffaflaştıran gazetelerde yayın mekanizmasına geçilmelidir.

10-Doğrudan alım, acil alım, ilandan kaçınmak için işleri birleştirme ya da ayırma gibi yöntemlerden vazgeçilmesi konusunda gerekli tedbirler alınmalıdır.

11- Basın Kartları Yönetmeliği’nin aksayan yönleri sektörün de görüşleri alınmak sureti ile giderilmelidir. Basın Kartları Komisyonu’nu, meslek temsilcilerinin yer aldığı bir yapıya kavuşturulmalıdır.

12- Bir yılı aşkın süredir basın kartı alma hakkına sahip oldukları halde alamayan meslektaşlarımızın haklarının iadesi sağlanmalıdır. (Haber Merkezi)