“Yargı reformundan adalet çıkmaz”

Yargı reformuna ilişkin Çorum Çağdaş Avukatlar Derneği adına bir açıklama yapan Av. Ahmet Özdel, “Bu yargı reformundan adalet çıkmaz” dedi.

“Yargı reformundan adalet çıkmaz”

Yargı reformuna ilişkin Çorum Çağdaş Avukatlar Derneği adına bir açıklama yapan Av. Ahmet Özdel, “Bu yargı reformundan adalet çıkmaz” dedi.

17 Ekim 2019 Perşembe 22:38
“Yargı reformundan adalet çıkmaz”

Bir devletin ayakta kalmasının temelinin adalete bağlı olduğunu kaydeden Özdel, adaletin temelinin ise günümüzde bağımsız yargı ile mümkün olabildiğini belirterek, “Yargı bağımsızlığı hukuk ve demokrasinin temel taşıdır. Kuvvetler ayrılığının da temelinde yatan bir kavram. Yargı bağımsızlığı yoksa adil yargılamadan da söz edilemez” ifadelerini kullandı.

Yargı bağımsızlığının hukuk devleti ve demokrasinin temel taşı olduğunu vurgulayan Özdel, açıklamasına şu şekilde devam etti:

“Yargının bağımsız olmadığı bir ülkede insan hakları da güvence altında değildir. Yargılamanın adil olması da beklenmemelidir.

Türkiye’de adalet dağıtımında görülen sorunlar yargının bağımsız olmamasından kaynaklanmaktadır. Yargı üzerindeki açık ya da örtülü baskılar, yargıyı yürütmenin uzantısına dönüştürmüştür. Yargıya korku egemendir. Yargı siyasallaşmış, iktidarın her türlü muhalefeti susturmak için kullandığı bir silah olmuştur.

Böyle bir ortamda yargı reformunun amacı, yargıyı yürütmenin baskılarından koruyacak önlemler almak, yargının bağımsızlığını sağlamak olmalıydı.”

“HSK’NIN BAĞIMSIZLIĞI SAĞLANMALI”

“Türkiye’de yargı merkezi bir sisteme sahiptir. Yargıçların ve savcıların atamaları, terfileri, nakilleri, görevlerine son verilmesi, disiplin soruşturmaları Hakimler Savcılar Kurulu tarafından yürütülmektedir. O nedenle HSK yargı bağımsızlığının anahtarıdır. Oysa HSK, Anayasa Mahkemesi’nin bu konuda belirttiği gibi Adalet Bakanlığı’nın bir dairesine dönüşmüştür. Adalet Bakanı HSK’nın Başkanı, müsteşarı doğal üyesidir. Geri kalan 11 üyeden 4’ü bir siyasal parti başkanı olan Cumhurbaşkanı tarafından atanmakta, 7 üye ise TBMM tarafından iktidar partisinin gösterdiği adaylar arasından seçilmektedir. 2014’te yapılan değişiklikle Adalet Bakanı’nın HSK üzerindeki yetkileri artırılmıştır. 2014 değişikliklerinin birçoğu Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmişse de, AYM kararları geçmişe etkili olmadığından uygulamaya devam edilmektedir.

Böyle bir HSK, bir yandan Adalet Bakanı’nın söz sahibi olduğu disiplin soruşturmaları ve yaptırımları, öbür yandan hiçbir objektif kritere dayanmayan, yargı denetimine tabi olmayan ve zaman zaman yargıçların iradesine aykırı, sürgün niteliği taşıyan nakillerle yargıyı manipüle etme olanağına sahiptir.

Mesleğe alınmadaki sözlü sınavların Adalet Bakanlığı’nın etkisi dışında kalan tarafsız bir kurul tarafından yapılmaması ise, ayrı bir sorun yaratmaktadır. Bir reform paketinin her şeyden önce bu sorulara çözüm getirmesi beklenirdi. Oysa TBMM’ye sunulan paket bu sorunları görmemezlikten gelmektedir.”

“SULH CEZA HÂKİMLİKLERİ KARARLARINA TEMYİZ YOLU AÇILMALI”

Tutuklama, arama, el koyma, internet erişiminin yasaklanması gibi konularda yetkili olan Sulh Ceza Hâkimlikleri, iktidarın ifade özgürlüğünü ihlal ederek muhalif sesleri bastırdığı hâkimliklerdir.

Sulh Ceza Hâkimliklerinin kararlarına itiraz yolu gerçekte tıkalıdır. İtirazlar ancak bir üst Sulh Ceza Hâkimliğince yapılabilmektedir. Başka bir deyişle Sulh Ceza Hâkimlikleri kapalı devre halinde çalışmaktadır. Sulh Ceza Hâkimliklerinin kaldırılması bir eksiklik yaratmayacaktır. Davaya bakan mahkemeye aynı yetkiler verilebilir. Bu yapılmayacaksa, hiç olmazsa Sulh Ceza Hâkimliklerinin kararlarına temyiz yolu açılmalıdır. Bu konu reform paketinde ele alınmamıştır.”

“YASAL DÜZENLEMELER YETERSİZ”

Türkiye’de birçok yasa maddesi temel hak ve özgürlükleri koruma bakımından yetersiz kalmaktadır. Yasa maddelerindeki belirsizliklerin her yana çekilebilir olmaları, yargı sistemindeki aksaklıklarla birleşince, temel hak ve özgürlükler bakımından önemli bir tehdit oluşturmaktadır.

Böyle bir paketin kabul edilmesi, yargının temel sorunlarının üstünün örtülmesine yol açacaktır. Paketin tartışmasına girmek, paketle ilgili görüşmelere katılmak, iktidarın amaçlarına hizmet edecektir. Bu nedenle, paket karşısında alınması gereken doğru tavrın, paketin görüşmelerine katılmadan, bütünüyle reddedilmesi olduğu düşünülmelidir.

Tüm adalet teşkilatının tıkandığı noktada binlerce hırsızı, katili, dolandırıcıyı sokaklara bırakmanın yargı reformu olmadığının bilinmesi gerekir.” (Haber Merkezi)