“Virüsten korunmanın ilk şartı hijyen”

Hitit Üniversitesi (HİTÜ) Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aysel Kocagül Çelikbaş, koronavirüsle ilgili sağlık çalışanlarına kişisel hijyen uyarısı yaparak, "Koronavirüsten korunma yöntemleri, ülkemizde görülen mevsimsel influenza ile benzerlik gösteriyor. El hijyenini, damlacık önlemlerini uyguladığımızda, influenzada olduğu gibi koronavirüsten de korunmuş oluruz." dedi. 

“Virüsten korunmanın ilk şartı hijyen”

Hitit Üniversitesi (HİTÜ) Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aysel Kocagül Çelikbaş, koronavirüsle ilgili sağlık çalışanlarına kişisel hijyen uyarısı yaparak, "Koronavirüsten korunma yöntemleri, ülkemizde görülen mevsimsel influenza ile benzerlik gösteriyor. El hijyenini, damlacık önlemlerini uyguladığımızda, influenzada olduğu gibi koronavirüsten de korunmuş oluruz." dedi. 

07 Şubat 2020 Cuma 01:17
“Virüsten korunmanın ilk şartı hijyen”

Çelikbaş, HİTÜ Tıp Fakültesi'nde akademisyen ve öğrencileri koronavirüsün ortaya çıkışı, virüse karşı yapılan çalışmalar ve korunma yolları hakkında bilgilendirdi. 

Türkiye'de koronavirüs vakasının görülmediğini vurgulayan Çelikbaş, "El yıkamayı ihmal etmeyip, dikkatli davranmak durumundayız. Önerilen standart önlemlerin alınması, izolasyonun sağlanması, damlacık ve temas önlemlerinin alınması önemli. Koronavirüsten korunma yöntemleri, ülkemizde görülen mevsimsel influenza ile benzerlik gösteriyor. El hijyenini, damlacık önlemlerini uyguladığımızda bu tür bulaşıcı hastalıklardan korunmuş oluruz." diye konuştu.

Kontrol önlemlerinin mutlaka alınması gerektiğini, hastalığın kişiden kişiye bulaşma riski bulunduğunun altını çizen Çelikbaş, şöyle devam etti:

"Yaygın belirtileri solunum semptomları, ateş, öksürük ve halsizlik. Ciddi bulgularda solunum ve böbrek yetmezliği görülebiliyor. Komplike olmayan hastalarda bir influenzadan çok da ayırt edemeyeceğimiz bir klinik tablo karşımıza çıkabiliyor. Belli bir hastalığı işaret etmeyen ateş, halsizlik, boğaz ağrısı, öksürük, burun akıntısı, kas ağrısı, baş ağrısı, şeklinde bulguları var. Yaşlı hastalarda tablo çok ağırlaşabiliyor."

Çocukların koronavirüsten fazla etkilenmediğine işaret eden Çelikbaş, koronavirüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin yaş ortalamasının 59 olduğunu, ayrıca organ yetmezliği, kanser ve diyabet gibi bağışıklı sistemini baskılayan hastalıkları bulunduğunu dile getirdi. 

Salgın nedeniyle Dünya Sağlık Örgütünün, 30 Ocak'ta küresel acil durum ilan ettiğini, aynı gün Sağlık Bakanlığının virüse karşı yapılması gerekenleri içeren bir rehber hazırladığını anlatan Çelikbaş, "Gerçekten gurur verici. Bizim rehberimizden bir gün sonra Dünya Sağlık Örgütü rehber çıkardı. Bu rehberde de bizim rehberde yer alan bilgilere benzer bilgiler vardı. Aslında bizim Sağlık Bakanlığının hazırladığı rehber, çok daha geniş bir rehber. Triyajda, hasta odasında, ambulansta, sonrasında ne yapılacağı, temizliğin nasıl olacağına dair çok fazla bilgi içermekte." ifadelerini kullandı.

Koronavirüsün SARS ve MERS-CoV olarak bilinen virüs ailesinden olduğunu bildiren Çelikbaş, şunları söyledi: 

"Dünya neden bu kadar uğraşıyor bu virüsle? Çünkü bulaştırıcı oranı oldukça yüksek. Mevsimsel influenzaya baktığımızda bir hasta, hastalığı kendinden başka 1 ya da 2 kişiye bulaştırabiliyor. SARS, virüsünü 3 kişiye bulaştırabiliyor. Bulaştırıcılık oranı 2'nin üzerine çıktığında virüsün tüm dünyaya yayılma olasılığı ortaya çıktığı için Dünya Sağlık Örgünü alarm durumuna geçiyor. Koronavirüste bu oran başlangıçta 2,5 kişi civarındaydı. 5 Şubat itibarıyla bulaş sayısının 4'e yükseldiği görülüyor. Mevsimsel fluenzada ölüm oranı binde 1 seviyelerinde ancak SARS virüsünde oran yüzde 15'e kadar çıkıyor. Koronavirüste ise yüzde 4 civarında olduğu bildirildi. Dünya Sağlık Örgütünce henüz pandemi (çok geniş alanda yayılan salgın hastalık) ilan edilmedi."

Son Güncelleme: 07.02.2020 22:10