“Türkiye, küresel güçlerin oyuncağı hâline gelmemeli”

Saadet Partisi İl Başkanı Faruk Cıdık, Millî Görüş olarak öteden beri İslâm ülkeleri başta olmak üzere komşu ülkelerle karşılıklı menfaatlerin korunmasına dönük ilişkiler kurulması gerektiğini savunduklarını belirterek, “Bu çerçevede Sayın Cumhurbaşkanımızın gerçekleştirdiği Rusya ziyaretini ve Sayın Putin ile görüşmesini çok önemli ve çok olumlu bir adım olarak değerlendiriyoruz.” dedi.

“Türkiye, küresel güçlerin oyuncağı hâline gelmemeli”

Saadet Partisi İl Başkanı Faruk Cıdık, Millî Görüş olarak öteden beri İslâm ülkeleri başta olmak üzere komşu ülkelerle karşılıklı menfaatlerin korunmasına dönük ilişkiler kurulması gerektiğini savunduklarını belirterek, “Bu çerçevede Sayın Cumhurbaşkanımızın gerçekleştirdiği Rusya ziyaretini ve Sayın Putin ile görüşmesini çok önemli ve çok olumlu bir adım olarak değerlendiriyoruz.” dedi.

12 Ağustos 2016 Cuma 00:26
“Türkiye, küresel güçlerin oyuncağı hâline gelmemeli”

Özellikle ABD, Avrupa Birliği ve NATO gibi sözde müttefiklerin 15 Temmuz Kalkışması’nda ve sonrasında takındıkları tutumun, Rusya ziyaretini daha da anlamlı hâle getirdiğini vurgulayan Faruk Cıdık, “Çünkü bir kez daha görülmüştür ki, Batı için asıl olan demokrasi, insan hakları ve özgürlükler değil, sadece ve sadece kendi menfaatleridir. Eğer menfaatleri gerektiriyorsa darbeye destek vermekten asla çekinmezler. Bu gerçekler ışığında, 15 Temmuz tarihi, dost ve müttefik tanımının yeniden gözden geçirilmesi ve dış politikada D-8 oluşumu, Şangay Beşlisi gibi alternatif dengelerin geliştirilmesi için yeni bir başlangıç olmalıdır. Rusya ziyareti bunun için bir fırsattır.” diye konuştu.
SP İl Başkanı Faruk Cıdık konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu görüşleri dile getirdi:
“Türkiye, maalesef, yıllardır hem içeride hem de dışarıda atılan yanlış adımlar nedeniyle adeta denize düşmüştür. Bu yüzden çok büyük savrulmalar yaşamaktadır. Âdeta rotasını kaybetmiş gemi gibi nereye gideceğini bilemez bir hâlde, bocalayıp durmaktadır. Elbette Türkiye, çatışmanın değil, diyaloğun hâkim olduğu bir başlangıç için her türlü ittifakla temas hâlinde olmalıdır. Elbette bölgesel barış için her türlü görüşme ve müzakereyi esas almalıdır. Ancak dış politikada içine düştüğümüz açmaz, Türkiye’yi, ‘Denize düşen, yılana sarılır’ yanlışına da sürüklememelidir. Tarihten ders almalıyız. Çünkü tarih tekerrürden ibarettir. Bugünkü Hükûmet, bundan yaklaşık 200 yıl önce Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın Osmanlı İmparatorluğu’nu ele geçirmek için başlattığı isyanı bastırmak için Rus Çarı’ndan yardım istemek zorunda kalan Sultan 2. Mahmud’un durumuna düşmemelidir. Ne Türkiye, ne de iki milyar nüfusa sahip İslâm âlemi, küresel güçlerin oyuncağı olmaya mecbur değildir. Kalıcı çözümün adresi ne Brüksel, ne Washington, ne de Moskova’dır. Suriye başta olmak üzere İslâm dünyasının meseleleri, ABD’nin, Rusya’nın, Avrupa’nın değil, Türkiye’nin, İran’ın, Mısır’ın, Suudi Arabistan’ın, öncülüğünde çözülmelidir. Çareyi, çözümü bundan önce Amerika’da aramak ne kadar yanlışsa, bugün aynı çareyi Şangay Beşlisi’nden ummak da o kadar yanlıştır. Çare D-8’lerdir. Çare ayrılığı-gayrılığı bir kenara bırakıp Müslüman ülkelerin güçlerini birleştirmesidir. Çare Merkel, Obama ve Putin’le oyalanmak yerine Erbakan’ın sözüne kulak vermektir.”
(Recep SERBES)

Son Güncelleme: 12.08.2016 01:57
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251

banner275