“TBMM işlevsizleşecek”

Aralarında Çorum Barosu’nun da bulunduğu Karadeniz Bölgesi’nin 14 Baro Başkanı ortak bir açıklamayla anayasa değişiklik sürecini değerlendirdi.

“TBMM işlevsizleşecek”

Aralarında Çorum Barosu’nun da bulunduğu Karadeniz Bölgesi’nin 14 Baro Başkanı ortak bir açıklamayla anayasa değişiklik sürecini değerlendirdi.

04 Şubat 2017 Cumartesi 01:07
“TBMM işlevsizleşecek”

Anayasaların toplumun büyük çoğunluğunun ortak yaşam amacıyla devlete verilen yetki ve yönetim şekilleri ile bireylerin hak ve özgürlüklerinin sınırlarının belirlendiği hukuksal toplum sözleşmeleri olduğuna dikkat çekiler açıklamada, “Bu sözleşmeler hazırlanırken toplumun tüm kesimlerinin birleştikleri ve anlaştıkları geniş bir mutabakat aranması esastır. Çünkü Anayasalar aynı zamanda herkesin savunması gereken esasları içermek ve toplumu kucaklamak zorundadırlar. TBMM’de kabul edilen son Anayasal değişikliğin hazırlanma, topluma sunulma ve tanıtma süreci ne yazık ki yeterince gerçekleşememiş, belirleyici nitelikte uzlaşmanın sağlanması için başta ilgili sivil toplum örgütleri olan Baroların, Üniversitelerin ve Anayasa ile ilgili kurumların görüşleri alınmamıştır. Aynı şekilde OHAL şartlarında bir referanduma gidilmesi de değişikliğin meşruiyetine zarar verecektir” denildi.

Türkiye’de yönetim anlamında sistemsel değişikliğin yıllardır tartışıldığına dikkat çekilen açıklamada, böylesine bir sistemsel değişiklik ihtiyacının büyük Türk milleti tarafından uygun bulunması halinde gerçekleşebileceği vurgulandı.

İnsanlığın bugün itibarıyla ulaştığı en ideal sistem olan demokratik hukuk devletinin olmazsa olmaz temel unsurları olan ve denge-fren unsuru niteliğindeki kuvvetler ayrılığının mutlak suretle korunması gerektiğine değinilen açıklamada şu görüşlere yer verildi:

“Son değişiklikte özellikle TBMM’nin, denge unsurunun ortadan kalktığı, TBMM’de kabul edilen yasaların Cumhurbaşkanınca veto edilmesi halinde tekrar yasalaşmasının pratik olarak mümkün olmadığı, Bakanların atanmasında TBMM’in onayının alınmaması ve Cumhurbaşkanının Meclisi feshetme yetkisi ile donatılmış olması TBMM’nin adeta işlevsiz hale gelmesine neden olacaktır.

Kuvvetler ayrılığının bir diğer unsuru; yargı bağımsızlığı ve idarenin yargı denetimine tabii olmasıdır. Yeni düzenleme ile Anayasa Mahkemesi üyelerinin tamamına yakını, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun önemli bir kısmının partili bir cumhurbaşkanı tarafından atanması yargı denetiminin yok olacağı, yargının da Meclis gibi işlevsiz hale geleceğinin endişesini taşımamıza neden olmaktadır. Özellikle partili bir cumhurbaşkanının yargıya bu denli müdahil olması karşısında, o partiye oy vermemiş vatandaşların, yargıya başvurularında adil yargılanacağı hissi duymama ihtimali dahi, devletin temelini oluşturan yargıya büyük zarar ve rahatsızlık verecektir. Adalet duygusunun kaybolduğu hiçbir devlet yapısının ayakta kalması mümkün değildir. O nedenle adalet mülkün temelidir sözü tüm mahkeme salonlarında yer bulmaktadır.

Öte yandan Cumhurbaşkanları, Türk Milletinin tamamını temsil ederken, partili bir cumhurbaşkanı sadece kendi partisini ve kendisine oy verenleri temsil eder hale gelecektir. Bu husus ise birlik ve beraberliğimizin her zaman timsali olmuş Cumhurbaşkanlığı makamına, dolayısı ile birlik ve beraberliğimizin korunmasına zarar verebilecektir. Başka ülkelerde partili cumhurbaşkanı örneğinin verilmesi, o ülkelerin demokrasi kültürü ve birikiminin bizim yapımızla uyuşmadığının göz ardı edilmesinden başkaca bir şey değildir.

Bir diğer endişemiz, Cumhurbaşkanına verilen yetki ile Cumhurbaşkanının kararname ile yeni coğrafi bölgeler kurulabilmesidir. Bu durum Türk Milletinin bölünme endişelerini artırmaktadır. Bu ve benzeri değişikliklerin Milletin tamamından yetki almış TBMM’de yapılması gerekir ki, 10 yıl sonra kimin Cumhurbaşkanı olacağının bilinmediği bir süreçte bu husus büyük tedirginliğe neden olmaktadır.

Referandum sürecinde, en çok birlik ve beraberliğe ihtiyacımız olan bir dönem de düşüncesi ne olursa olsun evet diyenlerin de hayır diyenlerinde Türk Milletinin bir ferdi olduğu unutulmamalı, herkesin fikirlere saygı duyarak birlik ve beraberliğimizi bozacak davranışlardan uzak durulması gerekmektedir. Yine devlet organ ve kurumlarının referandum sürecin de tüm taraflara eşit mesafe de kalması, devlet mekanizmasının bir baskı aracı haline getirilmesinden özenle kaçınılması gerekmektedir. Aksi durum, referandum sonuçlarının meşruluğunun tartışmaya açılmasına neden olacaktır.

Barolar ve Avukatlar, halkın, insan haklarının, demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün savunucularıdır. Hiçbir siyasal yapının veya düşüncenin temsilcisi olamazlar. Belirttiğimiz kaygılar, hangi siyasal parti veya kişi iktidarda olursa olsun Devletin ve Ülkenin büyük sıkıntılar yaşayacağı endişesinden kaynaklanmaktadır. Taktir elbette ki Türk Milletinin olacaktır.”

(Haber Merkezi)

Son Güncelleme: 04.02.2017 01:09

banner303

banner155