“Sufilerin tek referansı Kur’an”

Gaziosmanpaşa Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kadir Özköse, “Tasavvufa Dair Eleştiriler ve Cevaplar” konulu konferans verdi.

“Sufilerin tek referansı Kur’an”

Gaziosmanpaşa Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kadir Özköse, “Tasavvufa Dair Eleştiriler ve Cevaplar” konulu konferans verdi.

22 Ocak 2014 Çarşamba 22:54
“Sufilerin tek referansı Kur’an”
Turgut Özal İş Merkezi Konferans Salonu’nda önceki gün Çağrı Eğitim Vakfı tarafından organize edilen konferansa Belediye Başkan Yardımcısı Turhan Candan, Alper Zahir, Çağrı Eğitim Vakfı Başkanı Hamit Gökgöz, STK yöneticileri ve davetliler katıldı.
Tasavvufa dair güncel meseleleri, temel argümanları hasbihal boyutu içerisinde değerlendirerek, tasavvufi İslam düşünce geleneğinin önemine değinen Gaziosmanpaşa Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kadir Özköse “Sufi zümre, çevre, cemaatlerin ve tarikat zührelerinin konu ile ilgili yaklaşımlarının neler olduğunu tertip etmek suretiyle konunun çözümlenmesini arzuluyorum” diyerek sözlerine başladı.
Kelam, felsefe, Bâtınilik sarkaçları arasında Tasavvufun da İslam toplum geleneğinde, kültür ve medeniyetinde yer edinen düşünce kliklerinden biri olduğunu ifade eden Kadir Özköse, tasavvuf konusu sözkonusu olunca tasavvufa toz kondurmayanın da, onu bir türlü kabullenemeyenin de bulunduğunu vurguladı.
Kimi çevrelerin tasavvufi düşüncenin taraftarı, mensubu ve hayranı olduğunu, Kurani bakış açılarından dolayı tasavvufu adete ayrı bir dinmiş gibi gören, tasavvufa tavır koyan tepki gösteren, Sufileri kabullenmeyen ve tasavvufi düşünceyi adeta yok sayan çevrelerin de bulunduğunu söyleyen Özköse, “Peki kim haklı? Bu hususta, bu alanda hangi zümre yetkin düşünüyor. Bunların buluşacağı ortak nokta yok mu? Hani bu din vahdet diniydi. Hani bu ümmet vahdet ümmetiydi? Hani Müslümanların birlik, izzet, şeref anlamındaki yaşantısı egemendi. İslami düşünce geleneğindeki farklı algılarımız bizim zenginliğimiz mi yoksa bizi birbirimize düşüren birtakım açmazlarımız mı? Özellikle bu konular üzerinde durmaya çalışacağım” dedi.
Tasavvufa dair tereddütlerin başında gelen en önemli sorunun kaynak meselesi ve tasavvufun doğuşu meselesi olduğunu anlatan Prof. Dr. Özköse sözlerini şöyle sürdürdü: “Tasavvuf ahlaki ve irfani boyutuyla Müslümanların ahlaki güzelliklerini zirveleştirme bayraklaştırma, Müslüman’a yaraşır bir kimliğe sahip olma hassasiyetidir. Tasavvuf İslamın damıtılmış halidir. İslamı hassasiyetin derin ciddi ve hassas boyutta ve terazide tartılma ölçütü ve gayretidir.
Şu hususun altını çizmemiz gerekiyor. Hiçbir düşünce sistemi eşittir İslam değildir. Hiçbir İslami cemaat, hiçbir İslami düşünce, hiçbir İslami ekol kendilerinin İslam’ın özü olarak nitelemesi söz konusu olamaz. İslam berraktır, nettir. İlave edilecek artık katılacak bir değeri veya eksiltilecek bir yönü yoktur. İslam Allahın dinidir. İslam’ın hükmü Allah’ın kurallarıdır. İslam’ın esasları Kuran ile çerçevelidir. İslam’ın esasına ilave yapılamayacağını İslam’ın esaslarından bir çıkarım da bulunamayacağına göre İslam bembeyazdır, berraktır. İslam dışı anlayışlar ise kıpkırmızıdır. Ama İslami olduğunu söyleyen kimi düşüncelerin farklı dinler, farklı kültürler, farklı milletler, farklı felsefeler ve farklı düşüncelerden etkilendiği de olabilir. Yani pembeleşen İslam da olabilir”
Tasavvufi makamların tövbeden başladığını, sabır, şükür, takva, tevekkül, zikir, tevhit ile devam ettiğini ve Sufilerin kat etmesi gereken manevi mertebelerin her birine verilen isimlerin Kuran’dan alınmış temel kavramlar olduğunu anlatan Özköse, Sufilerin ana meselelerdeki hükümlerinin Kuran yolu ile elde edilmiş bir takım çıkarımlar olduğunu ve bu anlamda Sufilerin yegane referansının Kuran ve Hadis-i Şerif’ler olduğunu sözlerine ekledi. (Onur MÜLAZIM)
Son Güncelleme: 22.01.2014 22:55