“Kentteki tescilli yapılar birer birer restore edilsin”

Bir kentin turistik zenginliği, tarihi mekânlarının veya değerlerinin sayısıyla doğru orantılıdır. Yerli veya yabancı konuğunuza göstermek istediğiniz tarihi, otantik yerlerin, farklılık arzeden mekânların sayısı ne kadar fazlaysa, yüzünüz o kadar ağarır.

“Kentteki tescilli yapılar birer birer restore edilsin”

Bir kentin turistik zenginliği, tarihi mekânlarının veya değerlerinin sayısıyla doğru orantılıdır. Yerli veya yabancı konuğunuza göstermek istediğiniz tarihi, otantik yerlerin, farklılık arzeden mekânların sayısı ne kadar fazlaysa, yüzünüz o kadar ağarır.

16 Haziran 2017 Cuma 00:11
“Kentteki tescilli yapılar birer birer restore edilsin”

Çorum, Hattuşa, Alacahöyük, Şapinuva gibi dünya çapında tarih hazineleriyle büyük turizm potansiyeline sahip. Ama, hak ettiği turistik canlılığı bir türlü kazanamıyor. Hele de Çorum kentinin turistik değerleri son derece sınırlı. Yerli olsun, yabancı olsun, dışarıdan gelen konuklarınızı götürebileceğiniz yerlerin sayısı, bir elin parmaklarını geçmiyor.

Katipler Konağı, Velipaşa Konağı, Hanoğlu Konağı gibi güzel örneklerden sonra, Velipaşa Hanı’nda başlatılan restorasyon ve Kale’nin restorasyonu gibi projeler, umut verici gelişmeler, ama yeterli değil. Çorum’daki “korunması gerekli kültür varlığı” olarak tescil edilmiş yapıların, birer-ikişer Çorum’un “gezilebilir-görülebilir” kültür değerleri arasına katılması gerekiyor.

Oysa Çorum’daki özel mülk niteliğinde olan sarı levhalı yapılar, kaderine terkedilerek tarihe ihanet edildiği gibi, sahipleri de büyük mağduriyetlere uğratılıyor. Mülklerinden hiçbir fayda sağlayamıyorlar, üstelik, oluşan risklerden, tehlikelerden dolayı, topluma karşı suçluluk psikolojisine sürüklenmelerine neden olunuyor.

Yavruturna Mahallesi 1. Kulaksız Sokak’ta iki kez yangın geçirmiş olan ve çevre için büyük tehlike arzeden tescilli Ağıcı Evi, bu örneklerin başında geliyor. Yüz yıldan fazla bir geçmişi olan ev, 275 metrekare alana oturuyor, ayrıca arkasında bir bahçesi bulunuyor. Bina, 1980’lerde “korunması gerekli kültür varlığı” olarak tescil edilmişti.

Kimsenin oturmadığı bina, zamanla tinercilerin mekânı haline gelince, 2005 yılında üst üste iki yangın geçirdi. Çatısı tamamen yanan bina, uçma tehlikesi nedeniyle sacdan bir perde ile koruma altına alındı. Ne var ki, hem son derece işlek olan sokak daraldı ve sokak sakinlerini mağdur eder hale geldi, hem de tehlike tümüyle ortadan kalkmadı.

Mülk sahipleri; Emekli 1. Sınıf Emniyet Müdürü Tahir Ağıcı ile kardeşi Mimar Talat Ağıcı, dün gazetemizi ziyaret ederek, yaşadıkları sıkıntıları ve mağduriyetleri dile getirdiler. Yönetmelik gereğince tescilli yapıların, tamamen çökse, yansa, yok olsa bile aslına uygun yeniden yapılması gerektiğine dikkat çeken Ağıcı kardeşler, rölövesi çıkarılmış olan bu binanın restorasyonu için tek çözümün, bir kurum tarafından satın alınması olduğunu dile getirdiler.

Benzer tescilli yapıların, hazine arazileri veya kamuya ait konutlarla takas edilebildiğini, bunun örneklerinin bulunduğunu hatırlatan Tahir Ağıcı, “Bizim gibi pek çok mülk sahibi çaresiz. İlgili kamu kurumları ve yerel yönetimler, Çorum’daki tescilli yapıları öncelik sırasına koyarak, her yıl birkaç yapının satın alınıp restore edilmesini sağlayabilirler. Böylelikle şehre pek çok gezilmeye, görülmeye değer yeni mekân kazandırılmış olur.” diye konuştu.

(Haber Merkezi)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251