“Kentler depreme hazır değil”

Türkiye'de 6 ve üzeri büyüklükteki her depremin önemli ölçüde can ve mal kayıplarına neden olduğunu kaydeden Kılıç, "Sorun bir doğa olayı olan depremin kendisinde değil, depreme dayanıklı yapı üretilmemiş olmasında yatmaktadır. Gerekli önlemleri almamaktan ya da denetimsizlikten kaynaklanan olumsuzlukları kader olarak değerlendirmemek gerekir” dedi.

“Kentler depreme hazır değil”

Türkiye'de 6 ve üzeri büyüklükteki her depremin önemli ölçüde can ve mal kayıplarına neden olduğunu kaydeden Kılıç, "Sorun bir doğa olayı olan depremin kendisinde değil, depreme dayanıklı yapı üretilmemiş olmasında yatmaktadır. Gerekli önlemleri almamaktan ya da denetimsizlikten kaynaklanan olumsuzlukları kader olarak değerlendirmemek gerekir” dedi.

16 Ağustos 2016 Salı 00:19
“Kentler depreme hazır değil”

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Çorum Şubesi tarafından yapılan açıklamada, Marmara depreminin üzerinden 17 yıl geçmiş olmasına rağmen İstanbul başta olmak üzere, kentlerin depreme hazır olmadığı belirtildi.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Çorum Şubesi, 17 Ağustos Marmara depreminin 17'nci yıl dönümü dolayısıyla basın toplantısı düzenledi. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Çorum Şube Başkanı Özgür Kılıç, Marmara depreminin üzerinden 17 yıl geçmiş olmasına rağmen İstanbul başta olmak üzere, kentlerin depreme hazır olmadığını söyledi. Kılıç, oda olarak güvenli ve sağlıklı yapı üretimi sağlanana kadar depremi unutmamaya ve unutturmamaya çaba göstereceklerini belirtti.
Kılıç, ülke topraklarının yüzde 66’sının 1. ve 2. derecede deprem bölgesinde yer aldığını, ülke nüfusunun yüzde 70’i ve büyük sanayi tesislerinin ise yüzde 75’inin deprem tehlikesi altında olduğunu hatırlattı. Türkiye'de 6 ve üzeri büyüklükteki her depremin önemli ölçüde can ve mal kayıplarına neden olduğunu kaydeden Kılıç, "Sorun bir doğa olayı olan depremin kendisinde değil, depreme dayanıklı yapı üretilmemiş olmasında yatmaktadır. Gerekli önlemleri almamaktan ya da denetimsizlikten kaynaklanan olumsuzlukları kader olarak değerlendirmemek gerekir. Bunun yerine mühendislik bilimine uygun hareket edilmeli, deprem büyüklükleri dikkate alınarak yapı üretim yerleri ve yapı üretim süreci bilime ve bilgiye dayalı olarak yönetilmelidir" dedi.
İnşaat Mühendisleri Odası olarak deprem gerçeği ile ilgili hazırlamış oldukları raporu TBMM Deprem İnceleme ve Araştırma Komisyonu'na kapsamlı bir sunumla anlattıklarını dile getiren Kılıç, "Odamız depreme ve deprem zararlarının azaltılmasına ilişkin çok sayıda panel, sempozyum ve konferans düzenlemiştir. Yapılan bu çalışmaların ortaya çıkarmış olduğu sonuçlar şunlardır; mevcut yapı stokunun deprem güvenliği yoktur. Bu yapıların güçlendirilmesi gerekir. Onarım ve güçlendirme çalışmaları rasyonel değilse yıkılıp yeniden yapılmaları gerekir. Yeni yapılan yapıların yeterli ölçüde mühendislik hizmeti alması ve denetlenmesi gerekir. Mal sahibi adına kendisini denetleyecek olan yapı denetim kuruluşunu müteahhitler belirlemektedir. Bu sistemin değişmesi gerekir. Yapı denetim ücreti son derece yetersizdir. Denetim sürecinde bulunan meslek insanlarının mesleki yeterlilikleri, meslek odası tarafından belgelenmemektedir. Meslek odaları yapı üretim sürecinin dışına itilmiştir. Yetkin mühendislik yasası tüm uğraşılara rağmen çıkarılmamıştır. 1938 yılında çıkarılan, sadece diploma almaya bağlı olarak hizmet üretilmesini sağlayan 'Mühendislik Mimarlık Hakkında Yasa' değiştirilmemiştir. Kentleşme süreci ile ilgili olarak ya sağlıklı planlar üretilmemiş ya da üretilmiş olsalar bile uygulama dışı bırakılmıştır" diye konuştu.
"SÜRDÜRÜLEMEZ BİR DURUMLA KARŞI KARŞIYAYIZ"
Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kent yaşamına sadece mekansal ölçekte bakmamak gerekir. Bugün, kentsel dönüşüm yık-yap bir müteahhit anlayışı ile ele alınmakta ve rantı yüksek olan yerlerde yapılmaktadır. Kentsel dönüşüm bütünlüklü bir planlamanın sonucu olarak değil, kent planlamasının kendisi olarak ele alınmaktadır. Bugün özellikle rantı yüksek olan yerlerde yapılan kentsel dönüşüm uygulamalarıyla yıkılmaması gereken yapılar yıkılmaktadır. Kentin fiziksel eşiklerinin aşılmış olmasının yanında demografik yapıda bozulmaktadır. Aynı alt yapının, aynı yolların olduğu yerlerde artan daire sayısı nüfusu artırmakta, nüfus artışı da otomobil sayısında artışlara neden olmaktadır. Özellikle İstanbul gibi metropol kentlerde sürdürülemez bir durumla karşı karşıyayız."
"UNUTMAMAYA VE UNUTTURMAMAYA ÇABA GÖSTERECEĞİZ"
Oda tarafından konuya ilişkin çeşitli raporların hazırlandığını ve ilgili bakanlıkların düzenlediği bilimsel içerikli etkinliklere katılarak değerlendirmelerde bulunulduğunu ifade eden Kılıç, şunları söyledi:
"Deprem ve ilgili konularda çok sayıda bilimsel-mesleki etkinlikler, meslek içi eğitimler düzenlenmiş, depremin unutulmaması ve depreme yönelik duyarlılığın artırılması amacıyla kitlesel eylemler, yürüyüşler organize edilmiştir. İnşaat Mühendisleri Odası, yapı üretim süreci tüm eksiklerinden arındırılıncaya kadar, yapı stoku iyileştirilinceye, güvenli ve sağlıklı yapı üretilinceye ve mühendislik hizmeti almadan üretilmiş tek bir yapı kalmayıncaya kadar çalışmalarını sürdürecektir. İnşaat Mühendisleri Odası depremi unutmama, unutturmama ısrarını sürdürmektedir. Güvenli ve sağlıklı yapı üretimi sağlanana kadar da depremi unutmamaya ve unutturmamaya çaba gösterecektir.”
(Taner ŞİMŞEK)

Son Güncelleme: 16.08.2016 00:20

banner251