Beyaz: “Eğitim-öğretimdeki eşitsizlik sürekli derinleşti”

Eğitim Sen Çorum Şube Başkanı Ali Ekber Beyaz, salgın nedeniyle uygulanan uzaktan eğitim ile ilgili sorunların çözümü için gerekli adımların atılmadığını bildirdi.

Güncel 24.01.2021, 19:30
325
Beyaz: “Eğitim-öğretimdeki eşitsizlik sürekli derinleşti”

Eğitime erişimde yaşanan sorunlar başta olmak üzere eğitimde dayatmacı politikaların sürmesi nedeniyle öğrencilerin ve öğretmenlerin mutsuz olduğunu kaydeden Beyaz, eğitim sürecinde farklı dil, kimlik ve inançların dışlandığını, eğitimin zaten sorunlu olan niteliğinin daha da kötüleştiğini, öğretmenlerin esnek, güvencesiz ve angarya çalışmaya zorlandığını belirterek, “Böyle bir durumda eğitim sisteminin başarılı olması mümkün değildir” dedi.

21 Eylül’de okullarda yüz yüze eğitimin, seyreltilmiş uygulamalar eşliğinde anasınıfı ve ilkokul birinci sınıflarda haftada bir gün olacak şekilde başlatıldığını kaydeden Beyaz, “Ekim ayının başında ilkokul birinci sınıflara ek olarak 2., 3., 4., 8. ve 12. sınıflarda da yüz yüze eğitime geçilmiştir. Kasım ayının başında 5. ve 9. sınıf öğrencileri de haftada iki gün okula gitmeye başlamış, ancak ilerleyen günlerde covid-19 vaka sayılarının artmaya başlaması ile birlikte yeniden uzaktan eğitime geçilmiştir” ifadelerini kullandı.

Salgın koşullarında başlayan 2020-2021 eğitim öğretim yılının ilk yarısının 22 Ocak 2021 tarihinde sona erdiğini dile getiren Beyaz, “2020-2021 eğitim öğretim yılı başlamadan önce okulların açılma tarihi çok önceden belli olmasına rağmen ne yüz yüze eğitim, ne de uzaktan eğitim uygulamalarına tam anlamıyla hazırlık yapmayan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), yaşanan sorunlara çözüm üretmekte yetersiz kalmıştır” dedi.

“SALGIN VE ‘UZAKTAN EĞİTİM’ SÜRECİ”

Salgın riskine karşı uzaktan eğitime geçilmesi ile kamusal bir hizmet olan ve her çocuğun eşit bir şekilde faydalanması gereken eğitim hakkına ulaşmanın güçleştiğini anlatan Beyaz, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

“Özellikle düşük gelirli ve yoksul aile çocukları ile mevsimlik tarım işçiliği yapan çocuklar ve mültecilerin çocukları normal koşullarda bile eğitim olanaklarından yeterince yararlanamazken, uzaktan eğitim ile birlikte her çocuğun ulaşabileceği bilgisayar, internet gibi teknolojik araçlarının olmaması, çocukların eğitim sisteminden dışlanmalarına yol açmıştır.

Türkiye’de bölgeler, iller, ilçeler, mahalleler hatta okullarda ve okul içindeki şubeler arasında bile eğitime erişimde hem nitelik hem de nicelik olarak ciddi farklılıklar vardır. Bu durum ilimizde de merkez ilçeden kırsala açıldıkça etkisini göstermektedir.

Salgın süreci ile birlikte eğitimde var olan eşitsizlikler daha da derinleşmiştir.

UNESCO’nun verilerine göre covid-19 salgını dünyada 190’dan fazla ülkede 1,6 milyardan fazla çocuğun eğitimini etkilemiştir. Bu sayı dünya üzerindeki çocukların yüzde 90’ını ifade etmektedir.

Salgından dolayı 10 milyona yakın çocuğun okulu bırakma riski ortaya çıkmıştır. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve UNICEF’e göre covid-19 salgını sonucunda milyonlarca çocuğun çocuk işçiliğine itilmesi riski artmıştır.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’ne (OECD) göre, “sessiz çalışma yeri olan öğrenciler” listesinde 77 OECD ülkesi arasında 49’uncu sırada yer alan Türkiye’de, bilgisayar sahipliği oranı da yüzde 44,1’dir.

Türkiye’de en az 6 milyon öğrencinin uzaktan eğitim için gerekli cihazları, başta internet erişimi olmak üzere gerekli imkânlara tam anlamıyla sahip olmadığı görülmüştür.

Türkiye’de bir tarafta hem tablete, hem bilgisayara hem de akıllı telefona erişen öğrenciler, diğer tarafta herhangi bir cihaza sahip olmadığı için akşam babasının ya da annesinin eve gelmesini bekleyen ve onun cep telefonundan internete girmeye çalışan hatta evinde televizyonu olmayan olsa dahi kalabalık hanede yaşadığı için televizyon önceliği olmayan öğrenciler bulunmaktadır.

İnternet, bilgisayar ve tablet desteği görmeyen öğretmenlerimiz, uzaktan eğitim sürecinde ek ders ücretlerinin ödenmesi sürecinde de çeşitli mağduriyetlerle karşı karşıya bırakılmıştır.

Meslek lisesi öğrencileri okulların kapatıldığı dönemde bile okullara çağrılarak maske yapımında çalıştırılmıştır. Eğitime ikinci kez ara verilmesinin ardından staj yapan meslek lisesi öğrencilerinin stajları tepkiler üzerine MEB tarafından 4 Ocak 2021 tarihine kadar durdurulmuştur.

Yüz yüze eğitime kıyasla çok daha sınırlı olan uzaktan eğitimde ve canlı derslerde, örgün eğitimde uygulanan müfredatın aynısı verilmeye çalışılmış; müfredatta bir seyreltme ve azaltma yoluna gidilmemiştir.

Müfredatla paralel olarak ders kitapları da uzaktan eğitime uygun olmadığından canlı derslerde normal ders kitaplarının kullanılması sorun yaratmıştır.

Uzaktan eğitime uygun basılı ve dijital materyallerin yetersizliği gibi sorunlar süreci daha da zorlaştıran etkenler olmuştur.

Öğretmenlere hem uzaktan eğitimi uygulamak, hem de uzaktan eğitimde kullanılacak materyal geliştirme konusunda yeterince destek sağlanmamış olması, 2020-2021 eğitim öğretim yılının birinci döneminin özellikle öğrencilerimiz açısından büyük ölçüde kayıp bir dönem olmasına neden olmuştur. Bu kayıp dönemin nasıl telafi edileceği ya da telafi edilip edilemeyeceği konusunda hiç de iç açıcı bir tablo bulunmamaktadır.

İlkokul ve ortaokullarda verilecek dijital karnede değerlendirmenin hangi objektif kriterler ölçüsünde yapılacağı konusunda öğretmen kendi vicdanıyla baş başa bırakılmıştır. İnternet erişimi olmayan öğrenciler hangi kriterler baz alınarak değerlendirilecektir. Aynı belirsizlik liselerde ise performans ödevlerinin verilip değerlendirilmesi konusunda da sürmektedir.

Eğitim Sen gerekli tüm önlemlerin alınarak, okulların fiziki olarak salgında güvenle kullanılabilir hale getirilerek ve ihtiyaç duyulan personel (sağlık çalışanı, temizlik görevlisi ve öğretmen) atanarak yüz yüze eğitimin başlaması gerektiğini düşünmektedir. Özellikle okul öncesi ve ilkokul kademesindeki öğrencilere yönelik olarak gerekli hazırlıklar yapılarak en kısa sürede yüz yüze eğitime geçilmelidir.

Eğitim sisteminde yaşanan sorunlar, elbette ülkedeki ekonomik, toplumsal ve siyasal alanda yaşanan gelişmelerden ayrı ve bağımsız değildir. Her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, okulöncesinden üniversiteye kadar bilimin ve laikliğin değil, milliyetçiliğin, ayrımcılıkların ve inanç sömürüsünün referans alındığı bir eğitim sisteminde eğitim ve bilim emekçileri olarak kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim hakkı için mücadelemizi kesintisiz sürdüreceğiz.” (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
25°
açık
banner364

Gelişmelerden Haberdar Olun

@