“30 Mart AKP’nin çözülüş, ülkenin kurtuluş sürecidir”

Osmancık’ta MHP seçim bürosunun açılışına katılan ardından da Çoruma gelerek Pirbaba Aile Çay Bahçesi’nde partililer ile buluşan Kayseri Milletvekili ve MHP Grup Başkan Vekili Yusuf Halaçoğlu, büyük şehir belediyeleri olmasa da ilçelerin büyük bölümünde kazanacak duruma geldiklerini ifade etti.

“30 Mart AKP’nin çözülüş, ülkenin kurtuluş sürecidir”

Osmancık’ta MHP seçim bürosunun açılışına katılan ardından da Çoruma gelerek Pirbaba Aile Çay Bahçesi’nde partililer ile buluşan Kayseri Milletvekili ve MHP Grup Başkan Vekili Yusuf Halaçoğlu, büyük şehir belediyeleri olmasa da ilçelerin büyük bölümünde kazanacak duruma geldiklerini ifade etti.

13 Şubat 2014 Perşembe 22:34
“30 Mart AKP’nin çözülüş, ülkenin kurtuluş sürecidir”
30 Mart’ta gerçekleştirilecek seçimin AKP’nin çözülüş Türkiye’nin kuruluş seçimi olacağını belirten Halaçoğlu, “MHP’nin kazanması değil, Türkiye’nin kazanması için her birimizin omuz omuza mücadele vermesi lazım” dedi. MHP’nin sesinin basın yoluyla kısılmaya çalışıldığına dikkat çeken Halaçoğlu, “mecliste sesimizi kıstılar çıkan tapenin birinde ‘adamların mecliste sesini kıstık siz televizyondan veriyorsunuz’ diyorlar. Başbakan ‘Fas’tan ben aradım’ diyor. Genel başkanımızın sözlerine bile tahammül edemiyorlar artık” diye konuştu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın sansür uygulayarak anayasaya bile aykırı hareketlerde bulunduğunu ifade eden Yusuf Halaçoğlu, tapelerin illegal olmadığını, mahkeme kararı ile dinlendiğini ve başka bir dinleme yapılırken bunların da yakalandığını ifade etti. “6 milyon oy almış bir muhalefet partisi başkanının sözlerini kesilmeye çalışılıyor. Bu Avrupa’da olsa o hükümetin istifa ettiğini görürdünüz şimdi ise yolsuzluk ayyuka çıkmış ama bunu örtmek için polisler sürülmüş savcılar atanmış kumpaslar düzenlenmiştir” diyen Halaçoğlu, Başbakan’ın; Fethullah Gülen’i de terör örgütü başkanı ilan ettiğini, 12 yıldır beraber olan Başbakan’ın şimdi ise 12 yıl önce şerefsizdir dediği adamlarla beraber hareket ettiğini vurguladı.

İktidarın kamudan neler sakladığını halkın öğrenmesi gerektiğini belirten Yusuf Halaçoğlu, şunları dile getirdi: “Kendilerinin kullandığı diğer kasetler özel hayatı ilgilendirir. Banka genel müdürünün evindeki paralar da özel hayata girdi. Nasıl oluyor da bir banka müdürünün hayır olarak nitelendirilen parayı evde ayakkabı kutusunda saklıyor bunun izahı yapılamıyor.

Büyük bir paranın bağış olarak toplanması için bakanlar kurulu izni lazım. Makedonya’da bir üniversite bizim şu bankada hesap numaramız ar ama para yatırımı olmadı demiştir. Yardımlar ne zamandan beri dolar olarak yapılmaya başladı herkesi aptal zannediyorlar ama aynada akislerini görüyorlar bu onları çökertiyor. Mecliste bunlar dile getirildi hepsi sustu kaldı. Gündüz dinlettiğimde Yusuf hoca size yakışıyor mu diyorlar. Peki bana yakışıyor mu derken başbakana yakışıyor mu diye niye soramıyorlar. Başbakana yakışmaz aslında. Onlarda susmak zorunda kalıyor. Meclis de bile takılıyoruz hediye olarak ayakkabı kutusu göndereceğiz diyoruz. Söyleyecekleri söz yok ihaleler açılıyor suiistimaller var. İş adamları bir araya gelip konuşuyor bir taraftan da utanmadan küfrediyorlar. Milletimizin aslında mahkemeye vermesi lazım. Bunlar hukuki kayıtlardır. Herkes şikayet edip tazminat davası açabilir hakaretten dolayı. Gelirken iki iş adamının da devletin zirvesindekilere küfrettiğini duydum. Bu milletin hesabını sorması lazım kendi hakkını yiyenlere. 830 lira asgari ücretle geçinirken kendilerini soyanları hala savunanlar var. Başbakanın 26 yaşında oğlu var 7 tane gemiciği var. Profesörlük yaptım hepsini biriktirsem 1 tanesinin bacasını bile alamam. Başbakanın aldığı bütün paraları biriktirse 5 milyona varıyor. Bunun değeri bile değil. Başbakan Ankara ve İstanbul’da kirada duruyormuş 5 bin lira da kira ödüyormuş soru önergesi verdim kaç para verildi bu kiralara vergi ödediniz mi diye sordum öğrendik ki Urla da villalar yapılıyormuş. Nedense hep dostlarının oluyor villası olmuyor. Oturacak evi de yok bütün bunları göz önüne alırsanız tuz koktu. Her çıkan yasa çırpınmalar onları batağa sokuyor. Bir şekilde temize çıkmaları lazım. Hala suçsuzluk durumu varsa başbakanın zaman geçirmeden paralel yapılma birlikte açıkça mahkemeye vermesi lazım. Bakanları ve çocukları hakkında suçlama yapılıyorsa bunların aklanması lazım. Bunlar yapılamıyor ve cevap verilemiyorsa ister istemez kamu oyunda suçlu kalmaya mahkumdurlar. İlk 17 Aralıkta ortaya çıkan yolsuzlukta bakanları istifa ettirseydi ve fezlekeleri ile onların milletvekili dokunulmazlıklarını alıp yüce divana çıkarsaydı içinde bulunduğu çukurda olmayacaktı ancak başbakan 8 gün sonra istifasını alıp güvenlik güçlerinin yerlerini düşürdü, amirlerine bilgi vermeden operasyon yapamayacaklarına dair karar aldırdı.

Oğlum üzerinden bana gelmek istiyorlar dedi aradan 1.5 ay geçtikten sonra hakimler savcılar değişti hesap verebilirim diyor. Hiç kimse başkasını rezil edemez kendi kendini eder. Bir kişi temizse onu kirletmek mümkün değildir çamur atsanız da tutmaz. Ancak bir takım namussuzluklar içindeyse kendi kendini rezil eder.



Öyle bir tokat vurulur ki onlara dünyayı bir kere dolanır ondan sonra acısını duyarlar. Bunları yüce divana çıkarmazsak aynı suça iştirak etmiş oluruz. Ya ülkeyi bırakıp kaçacaklar ya da yüce divana çıkacaklar. İktidarı kaybetmelerinin ardından bir çok yolsuzluğu ortaya çıkaracağız. Seçimde oy pusulaların basımı ile ilgili farklı matbaalarda ve ihalesiz yapılmasını öne sürdüler yapılabilirdi ama filigranlı kağıtların alımını serbest tuttular. Bunlar kimlerden alınmış bunların hesabını soracağız. Teröristler dahi çıkarıldı tek bir milletvekili kaldı onurlu bir askere mahkumiyet kararı verildi. İlginçtir ki 6 yıl önce Yargıtay’a gelen Sabahat Tuncel’in davası yeni karara bağlanırken Engin Alan’ın cezası çabucak verildi. Engin Alan’ı kurtarmak istiyoruz adı altında terör başlarını da çıkaracaklar. Karayılan adam öldürmüş sayılmıyor. Kandilden inecek ve milletvekili gösterilecek. Abdullah Öcalan da adam öldürmekle suçlanmıyor. Terör örgütü kurmaktan ceza alıyor dolayısıyla yasa geçtiği takdirde o da siyaset hakkı almaya hak kazanacak.

Bir takım deliller ortaya çıkarmak bir takım şahitlerin dinlenmemesi gibi hususlarla bir çok insanı içeride tutuyorlar. Ama dikkat edin başbakan Avrupa’ya giderken uzun tutukluluk haklarını 5 yıla indireceğiz dedi. Uzun zamandır tutuklu bulunan subayları çıkaracaklar. Milli orduya kumpas kurdular derken aynı adamların kendilerine de kumpas kurduklarını söylüyor. Bir şekilde akılları sıra aklanacaklar. Engin Alan hakkında verilen fezlekeyi okutun milletvekilliğimi düşürün ben Türk milleti için ömrümün sonuna kadar yatmaya hazırım ancak Sabahat Tuncel’inkini de getirip okutun diyor. O insanlar bu millet için hapiste kalmayı değil canlarını vermeye hazırdır. MHP olarak ne anayasa değişikliğine ne de yeniden yargılanma konusunda onların dışında kalıyoruz bunun doğru bir çözüm yolu var Yargıtay başsavcısının delillerden şüphe ettiğini belirtmesi durumunda mahkemeler düşüyor yeniden yapılması gerekiyor. Tubitak tarafından CD’nin tarihinin değiştirildiği göze alınırsa mahkemede tekrar yargılanırlar yolu budur bu sayede KCK davalarında yargılananlar da çıkmazlar.

Dedik ki milletvekilli dokunulmazlığı kürsü dokunulmazlığı ile sınırlı olsun. Adamlar hırsızlık kalpazanlık yapıyor mahkemeye çıkmıyor bunun kürsü dokunulmazlığı ile ne alakası var bunlar neden yargılanmasın. Dokunulmazlık zırhına neden saklanıyorlar. Mecliste milletvekillerine ait 1000 tane dosya var bunlar mahkemeye verilsin mahkeme neye karar veriyorsa milletvekilliği biter bitmez hapse girsin ama bunu yapmıyorlar. Oynanan oyun hepimizin gözü önünde cereyan ediyor. Biz Türk milliyetçileri insanlarımızı aynı statüde görüyoruz. 36 etnik bölüm kurmuyor herkesi bizim vatandaşımız görüyor kucaklıyoruz. Herkesi bu milletin birer asli unsuru olarak görüyor e milliyetçiliği böyle ifade ediyoruz. Bu ülke hiç olmazsa bundan sonra cebini doldurmayan siyasi rant elde etmek için takla atanlardan arınsın bu milletin öz evlatları görev alıp Allah için hizmet etsinler



Küçük meseleleri görmezden gelip eksikleri tamamlayarak mücadele etmemiz gerekiyor bu milli mücadeleden farksız hale geldi hak ve hukuk hakim kılınacaktır bizim farkımız bu.

Bir nikah kıyılıyor Kuzey Irak’taki Barzani davet ediliyor Barzani kim sus payı olarak büyük şehir vaat edildi. Yer adlarının değiştirilmesi iktisadi alanda yetkiler verildi. Özel idareler kaldırıldı. Valilerin görevleri sınırlandırıldı. Milli eğitimdeki müsteşarlar ve okul müdürleri dahil yeniden atama hakkı veriliyor. Nasıl yapılacağını biliyorsunuz kim kimi kandırıyor. Milli değer dediğiniz bütün değerler yok ediliyor. Bunun için mi mücadele verdik. Atatürk’ün milli mücadelesini cumhuriyeti düşünün bunların hepsi çöpe atılmış olacak. Aldıkları çırptıklarını haram görmeyen mubah olarak gören bir zihniyetle karşı karşıyayız. Ev ev köy köy dağ taş demeden mücadelemizi Atatürk’ün sözü ile hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır satıh bütün vatandır. Onu yerelde başaralım.”
(Erkan BAYATLI)

Son Güncelleme: 13.02.2014 22:36