12.11.2018, 00:10 258

ATATÜRK VARSA KADIN VARDIR...

İsmail HABOĞLU

İsmail HABOĞLU

Tarih, 11 Kasım 1938.
Atatürk’ün naaşı, İslam Tetkikleri Enstitüsü Direktörü Ordinaryüs Profesör Mehmet Şerafettin Yaltkaya’nın nezaretinde yıkandı.

Yıkanan naaşa, Başbakan Celal Bayar’ın talimatıyla, Profesör Lütfi Aksu tarafından tahnit işlemi yapıldı.

Vücudun bozulmadan korunmasını sağlayacak olan solüsyon, 200 gram formalin, 1 gram sublime, 200 gram tuz, 10 gram acide pehenque, 1000 gram su’dan oluşuyordu.

Profesör Aksu, tahnit işlemi bittikten sonra, iki küçük şişeye solüsyondan doldurdu, ağızlarını lehimledi, üzerlerine yapıştırdığı etiketlere, terkibi yazdı, Atatürk’ün kollarının arasına sıkıştırdı.

Naaş, önce kurşun galvanizli tabuta yerleştirilip, kapağı kapatıldıktan sonra bu kez gül ağacından yapılmış tabuta yerleştirilip, üzerine Türk Bayrağı örtüldü.
Naaşın, cenaze namazı için camiye götürülüp götürülmemesinin dinen şart olup olmadığı konusu, cumhuriyetimizin ilk Diyanet İşleri Başkanı olan Mehmet Rifat Börekçi’ye danışıldı.

Aynı zamanda milli mücadele kahramanı olan Börekçi, “Atatürk’ün, tüm yurdu düşmandan arındırarak tertemiz hale getirdiğini; cenaze namazının, vatan toprağının her bir yerinde kılınabileceğini… ifade etti.

Namaz, Dolmabahçe Sarayı’nda Ordinaryüs Profesör Yaltkaya tarafından kıldırıldı.

Dualar Türkçe okundu, tekbir, Türkçe verildi.
Atatürk’ün ebedi istirahatı için, (15 yılda yapılan) Anıtkabir’deki son kontroller, İnşaat Başmühendisi Sabiha Rıfat Gürayman tarafından yapıldı.

* * *

Tarih, 8 Kasım 1953,

Saat 23 suları…

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji Kürsüsü Başkanı Profesör Kamile Şevki Mutlu’nun ev telefonu çaldı.

Arayan, Ankara Valisiydi.

Vali, “Atatürk’ün tabutunun açılması ve tahnit işleminin çözülmesi için, hükümet tarafından kendisinin görevlendirildiğini” bildirdi.
Tarih, 9 Kasım 1953,

Saat 7.30 suları…

Profesör Kamile Şevki Mutlu, Etnografya Müzesi’nde, geçici kabirden çıkarılan ve katafalkın üzerine konulan gül ağacı tabutun önündeydi, tüm vücudu titriyordu. İçinden “galiba bayılacağım” diye mırıldandı.

Saygı duruşu yapıldı.

Ve “başlayalım lütfen” dedi.

Yardımcı olmaları için, Yüksek Teknik Öğretmen Okulu’ndan 10 öğretmen getirilmişti.

Öğretmenler gül ağacı tabutun vidalarını söktü, kapak kaldırıldı.

Sonra kurşun tabutun lehimleri söküldü, onun kapağı da kaldırıldı.

Ortalığı, tahnitte kullanılan solüsyonun kokusu sardı.

Cenaze, kahverengi muşambaya sarılıydı.

Taşınma sırasında, naaş zarar görmesin diye; naaş ile tabut arasındaki boşluklar, talaşla doldurulmuştu.

Talaş ıslaktı, bu iyiye işaretti; ıslaklık, koruyucu solüsyonun uçup gitmediğinin göstergesiydi.

Profesör Kamile Şevki Mutlu, muşambayı göğüs hizasına kadar açtı, vücut parafinli sargılarla örtülüydü, yüzü ise, ıslak pamukla kaplıydı.

Zaman durmuş, nefesler tutulmuştu.

Büyük bir sessizlik egemen olmuştu ortalığa…

Profesör Kamile Şevki Mutlu, pamuk tabakasını yavaşça kaldırdı. Atatürk’ün yüzü ortaya çıktı.

Hiç bozulmamıştı…

Teni bronzdu. Altın saçları, rengini kaybetmemişti.

Kalın kaşlarından bi kaç tel kopmuş, sol göz kapağının üstüne düşmüştü.

Sakalı hafif uzamıştı.

İnce dudakları yapışıktı.

Dolmabahçe Sarayı’ndaki yatağında uyur gibiydi.

Ne bozulma vardı, ne kokuşma….

İki sene önce rahmetli olan Profesör Lütfi Aksu’nun tahniti son derece başarılıydı.

Profesör Kamile Şevki Mutlu, Atatürk’le yüz yüzeydi. Yanağına dokundu, okşadı.

(…)

Atatürk’ün naaşı, kurşun tabuttan çıkarıldı, dualarla kefenlendi, ceviz ağacından yapılan yeni tabutuna konuldu, Türk Bayrağı’yla örtüldü, ertesi gün Anıtkabir’de toprağa verilmek üzere, generaller tarafından ihtiram nöbetine başlandı.

* * *

Demem o ki..
Bu milletin yetiştirdiği en büyük insan, vefat ettiğinde bir erkeğe, toprağa verileceği zaman, bir kadına emanet edilmişti.
1938’de Atatürk’ün naaşını emanet edebileceğimiz en yetkin kişi bir erkek’ken, 1953’te bir kadın’dı.
Çünkü kadınlar… Atatürk devrimleri sayesinde, sadece 15 sene gibi kısa sürede, erkeklerin önüne geçmeyi başarmıştı.
Kamile Şevki, 1924’te İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girdi, 1930’da mezun oldu.

O tarihe kadar kadın hekimlere kamusal görev verilmiyordu,

Sağlık Bakanlığı ilk kez 1930 mezunu kadın hekimlere kadro verdi,

Kamile Şevki, patoloji asistanı oldu.

1931’de Milli Tıp Türk Kongresi’ne tek başına bildiri sundu. Bu bildiri kadın hekimlerimiz adına ilk’ti. Türkiye’nin ilk kadın patoloji uzmanı oldu. Türkiye’nin ilk kadın tıp profesörü oldu.

Türkiye’nin ilk elektron mikroskobu laboratuvarı, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde, Kamile Şevki’nin yönetimindeki histoloji kürsüsünde kuruldu.

Ankara Üniversitesi Senatosu’nda ilk kadın öğretim üyesi oldu.

Bugün bile hâlâ kendi adıyla anılan, böbreküstü beziyle alakalı “Şevki metodu”nu geliştirdi. 1987’de rahmetli oldu.

Taa en başından, en sonuna kadar, Atatürk devrimlerinin eseriydi, Cumhuriyet kadınıydı.

* * *

Sabiha Rıfat, 1927’de, bugünkü adıyla İstanbul Teknik Üniversitesi’ne girdi, o sene ilk defa kız öğrenci kabul eden üniversitenin, ilk kız öğrencisiydi.

1933’te mezun oldu,

Türkiye’nin ilk kadın inşaat mühendisi oldu.

TBMM binası dahil, sayısız önemli projeye imza attı .

Fenerbahçe’nin ilk kadın voleybolcusuydu. Ve, bu konuda da erkeklerden daha başarılıydı. Üniversite öğrencisiyken, o tarihlerde karma oynanan, beş erkek ve bir kadından oluşan, İstanbul şampiyonu olan Fenerbahçe voleybol takımının “kaptan”ıydı.

2003’te rahmetli oldu.

Çocuğu olmamıştı, tüm servetini şehit çocuklarının eğitimine bağışladı.

Taa en başından, en sonuna kadar, Atatürk devrimlerinin eseriydi, Cumhuriyet kadınıydı.
Dolayısıyla…
10 Kasım’ı anlayabilmek için, 11 Kasım’a bu açıdan bakmak lazım
Atatürk varsa, kadın vardır.
Kadın varsa, Atatürk vardır
Atatürk’ü öldürmenin tek yolu, kadınları erkeğin gerisinde bırakmak, erkeğe muhtaç hale getirmektir.

Cahillerin kadın haklarına, kadın eşitliğine, kadın özgürlüğüne düşman olmasının temel sebebi budur.

Yukarıdaki yazıyı, “Bu yazıya köşenizde yer verir misiniz?” üst notuyla, hanımefendi bir okurum göndermiş, Araştırdım, yazanını bulamadım. Yazı (belli ki) elden ele dolaşırken, çok yıpranmış. Düzeltmek, akıcı bir hale getirmek için yazı üzerinde, bayağı bir kalem oynattım. Umarım, sıkılmadan okunur hale gelmiştir.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
23°
açık
banner364
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 38 81
2. Fenerbahçe 38 73
3. Konyaspor 38 68
4. Başakşehir 38 65
5. Alanyaspor 38 64
6. Beşiktaş 38 59
7. Antalyaspor 38 59
8. Karagümrük 38 57
9. Adana Demirspor 38 55
10. Sivasspor 38 54
11. Kasımpaşa 38 53
12. Hatayspor 38 53
13. Galatasaray 38 52
14. Kayserispor 38 47
15. Gaziantep FK 38 46
16. Giresunspor 38 45
17. Rizespor 38 36
18. Altay 38 34
19. Göztepe 38 28
20. Ö.K Yeni Malatya 38 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 36 70
2. Ümraniye 36 70
3. Bandırmaspor 36 62
4. İstanbulspor 36 60
5. Erzurumspor 36 58
6. Eyüpspor 36 57
7. Samsunspor 36 51
8. Boluspor 36 50
9. Manisa Futbol Kulübü 36 49
10. Tuzlaspor 36 49
11. Denizlispor 36 49
12. Keçiörengücü 36 48
13. Gençlerbirliği 36 48
14. Altınordu 36 45
15. Adanaspor 36 45
16. Kocaelispor 36 44
17. Bursaspor 36 44
18. Menemen Belediyespor 36 38
19. Balıkesirspor 36 12
Takımlar O P
1. M.City 38 93
2. Liverpool 38 92
3. Chelsea 38 74
4. Tottenham 38 71
5. Arsenal 38 69
6. M. United 38 58
7. West Ham United 38 56
8. Leicester City 38 52
9. Brighton 38 51
10. Wolverhampton Wanderers 38 51
11. Newcastle 38 49
12. Crystal Palace 38 48
13. Brentford 38 46
14. Aston Villa 38 45
15. Southampton 38 40
16. Everton 38 39
17. Leeds United 38 38
18. Burnley 38 35
19. Watford 38 23
20. Norwich City 38 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 38 86
2. Barcelona 38 73
3. Atletico Madrid 38 71
4. Sevilla 38 70
5. Real Betis 38 65
6. Real Sociedad 38 62
7. Villarreal 38 59
8. Athletic Bilbao 38 55
9. Valencia 38 48
10. Osasuna 38 47
11. Celta Vigo 38 46
12. Rayo Vallecano 38 42
13. Elche 38 42
14. Espanyol 38 42
15. Getafe 38 39
16. Mallorca 38 39
17. Cadiz 38 39
18. Granada 38 38
19. Levante 38 35
20. Deportivo Alaves 38 31

Gelişmelerden Haberdar Olun

@