Edebiyat öğretmeni Ömer Özcan’ın “Türk Edebiyatında Hiciv ve Mizah” adlı kitabını okumanızı tavsiye ederim. Türk edebiyatı hiciv ve mizah örnekleriyle doludur.
Hiciv ( taşlama, yergi) iğneler, mizah güldürür. Hiciv ve mizahın kökleri birdir.
“Mizah da, hiciv de güçsüzün güçlüden öç alışıdır.” der, ozan Hasan Hüseyin.
Hicvin içinde, alay, yergi, taşlama, iğneleme; mizahın içinde komiklik, şaka, hoşgörü ve bilgelik vardır.
Önceleri Tanrı’ya, Allah’a ve feleğe yöneltilen eleştiri okları, zamanla emirlere, sultanlara, din adamlarına, zorbalara ve siyaset adamlarına yöneltilmiştir.
Cennet cennet dedikleri, / Bir ev ile bir kaç huri,
İsteyene sen ver onu, / Bana seni gerek seni….(Yunus Emre 13.y.y))

Kullanırsın kanatsızca rüzgarı, / Kürekle mi yaptın sen bu dağları?
Ne yapıp da öldürürsün sağları ?/ Can alıp verirsin, sen cancı mısın?
(Azmi Baba 14.y.y)

Bir kişinin eli darlığa düşse, / Varıp onun halin kimse sormuyor.
Sonradan da eli varlığa yetse, / Onun bildiğini âlem bilmiyor…
(Pir Sultan Abdal 16.y.y)

Karacaoğlan der ki, ne ister bizden, / Hiç gitmiyor gönül gelinden kızdan,
Günde beş yüz sarım gelse faizden, / Dünyada tükenmez mal ister gönül…
Karacaoğlan (17.y.y)

Zamane hubuna meylini verme, / Kışın zemheride yaz eder seni,
Hakikatlı sanıp, sakın inanma, / Ganilik vaktinde hazzeder seni…
(Hub= sevgili, Ganilik=zenginlik) (Tokatlı Nuri 19.y.y)

Zenginin sözüne beliğ diyorlar / Fukara söylese deli diyorlar.
Zamane şeyhine Veli diyorlar, / Gittikçe çoğalır delimiz bizim…
Şarkışla’lı Serdari (19.y.y)

Üzerimden güneş doğup aşıyor, / Eriyip kar gibi bahtım üşüyor,
Gönül tandırında bir aş pişiyor, / Yanan ciğer midir, yürek midir bilmem!
Everek’li Seyrani 19.y.y)

Adem ile Havva’dan geldi çok insan, / Nebiler veliler oldu mümayan,
Yüz bin kere doldu boşaldı cihan / Nuh Naciyullah’a tufan eyledik…
Harâbi 19.y.y)
Osmanlı İmparatorluğunda devlet adamı kıtlığından (Kaht-ı rical) yakınan Şair Eşref Padişah 2. Abdülhamit’e şöyle sesleniyor.
Agop paşayı lutfet Padişah’ım Sadrazam yap,
Deninin üstüne varsın gelen de bir deni olsun,
Sadaret makamı memnu ise Müselmana,
Yahudi’den usandık bir zaman da Ermeni olsun…
(Deni= Alçak, Memnu= Yasak, Müselman= Müslümanlar) Şair Eşref(19 y.y)

Filozof Rıza’yım dinsiz anlama, / Dini ben öğrettim kendi babama,
Her ipte oynadım cambazım amma, / Sırat köprüsünü geçemem hocam!
Rıza Tevfik Bölükbaşı ( 20 y.y)
Yahya Kemal Beyatlı, Rıza Tevfik’in Sevr anlaşmasına imza atışını şöyle hicveder,
Kızmasın kimse Rıza Tevfik’e, / Sevr’i imzalamaya gitti diye,
Çünkü idam olan mahkumun / Çektirirler ipini çingeneye….
15 Haziran 2016

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol