Türkiye'de Abhazlar

Abhaz Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Ramazan Cengiz Koç, Türkiye'nin birçok bölgesinde yaşayan ve sayıları 500 ile 700 bin arasında olduğu tahmin edilen Abhaz halkının, hiç bir fark, ayrım gözetmeksizin ülkenin gelişmesi, büyümesi, dünya uluslar ailesinin ayrılmaz eşit bir parçası olabilmesi için elinden gelen gayreti gösterdiğini söyledi.

Güncel 05.02.2014, 14:43 05.02.2014, 14:46
1505
Türkiye'de Abhazlar
Abhaz Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Ramazan Cengiz Koç, Türkiye'nin birçok bölgesinde yaşayan ve sayıları 500 ile 700 bin arasında olduğu tahmin edilen Abhaz halkının, hiç bir fark, ayrım gözetmeksizin ülkenin gelişmesi, büyümesi, dünya uluslar ailesinin ayrılmaz eşit bir parçası olabilmesi için elinden gelen gayreti gösterdiğini söyledi. Koç, sorunlarının, tüm ülkede yaşayan diğer insanların sorunlarından farklı olmadığını, ilave olarak anadil ve kültürel farklılıkla ilgili sorunları olduğunu anlatarak "Ancak bunlarda demokrasi yaygınlaştıkça, özgürlükler çoğaldıkça ortadan kalkabilecek sorunlardır" dedi.

HİtitleR İLE BAĞLANTILI BİR HALK

Federasyonu Genel Başkanı Ramazan Cengiz Koç, İHA muhabirinin Türkiye'deki Abhazlar, sorunları, beklentileri, ülke geleceği için düşünceleri konularındaki sorularını cevaplandırdı. Türkiye topraklarında Abaza olarak adlandırılan Abhaz/Aşüva/Aşkharuva halkının, simgesel bir tarih olan 21 Mayıs 1864'ten itibaren Osmanlı topraklarına Rus Çarlığı tarafından "Sürgün"e tabi tutulan Kuzey Batı Kafkasya'nın "Otokton" halklarından biri olduğunu anlatan Koç, "Yazılı kaynaklarında bilinen tarihleri 5 bin yıl öncesine kadar uzanmaktadır. Ancak yapılan bazı araştırmalar onların "Hitit"lerle bağlantılı bir halk olduğunu ortaya koymaktadır. 1600'lü yıllardan itibaren Çarlık Rusyası ile sürekli savaş halinde bulunmuş, son olarak ise Osmanlı-Rus savaşı sonrasında, bugünkü "Krasnaya Polnaya" olarak anılan ve Soçi sınırları içerisinde yer alan ve Abhazca adı "Gbaadü/Kbaada" yaylasındaki son savaştaki yenilgi sonrasında Rus Çarlığı ve Osmanlı Sultanlığı arasında yapılan anlaşma sonrasında Anadolu'ya ve Balkanlara "Sürgün" edilmişlerdir. dedi

ABHAZLARIN EN YOĞUN YAŞADIKLARI İLLER

Anadolu'daki Abhazların genel olarak Düzce, Sakarya, Bursa-İnegöl, Eskişehir, Bilecik, Samsun, Yozgat, Kayseri, Çorum ve Adana civarında iskana tabii tutulduğunu anlatan Cengiz Koç, "Ancak bugün şehirleşme ile birlikte İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir, Eskişehir ve Kocaeli gibi büyük şehirlerde de ciddi sayıda Abhaz nüfustan söz edilebilir" diye belirtti

Ramazan Cengiz Koç, Abhazların, 1900'lü yıllardan itibaren "Kafkas Kültür Dernekleri" çatısı altında tarihsel ve kültürel" kardeşleri olan diğer Kuzey Kafkas halkları ile birlikte örgütlendiğini söyledi. Ancak 1990 yılından itibaren Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla, daha önceleri "Kaf Dağının Ardındaki Masalsı Ülkeleriyle" iletişime geçmeleri sonucunda, kardeşleriyle kucaklaşmaları, yeniden tanışmaları sonucunda, atavatanlarının da etkisiyle örgütlenme bazında kendi "Özgün" derneklerini kurmaya başladığını anlatan Koç, şunları söyledi;

ABHAZ DERNEKLERİ TEK ÇATI ALTINDA TOPLANDI

"Abhazlar, 2010 yılı başında da kendi adlarıyla "Abhaz Dernekleri Federasyonu"nu kurarak sivil örgütlenmede yeni bir sayfa açmışlardır ve bu örgütlenme çalışmaları devam etmektedir. Bugün İstanbul, Ankara, Düzce, Bursa, Eskişehir, Bolu ve Bilecik başta olmak üzere 10 dernek federasyon çatısı altında birlikte faaliyet göstermektedir.Bu sayı çok uzak olmayan bir tarihte 20'li sayılara ulaşacaktır."

ABHAZLAR, KARDEŞLERİYLE KOPARILAN BAĞLARINI SAĞLAMLAŞTIRMAYA ÇALIŞIYOR

Bugün,"Feodal-Köy" kökenli" denilebilecek bir kültürel yapıya sahip Abhazların, şehirleşmenin, kapitalist üretim ilişkilerinin dayatması altında, kültürel varlığını, dilini

korumanın mücadelesini verdiğini anlatan Federasyonu Genel Başkanı Ramazan Cengiz Koç, "Globalleşme ile birlikte, 150 yıl önce Anavatanından "Zorla Sürülen" bu kadim halk, özgün ve gelişkin, ilerici kültürünü, örgütlenmesiyle ve Bağımsız Abhazya Cumhuriyetinin desteğiyle daha ileriye, yarınlara taşıyacaktır. Derneklerimizde folklordan halk kültürünün korunmasına, dil çalışmalarından yazılı edebiyata kadar bir çok faaliyet sürdürülmekte, Anavatanla ilişkiler bağlamında uzunca bir süre önce kardeşleriyle koparılan bağlarını yeniden kurmaya ve sağlamlaştırmaya çalışmaktadır" dedi.

ABHAZ NÜFUSU 500-700 BİN CİVARINDA

Koç, Türkiye coğrafyasında kesin olmamakla birlikte 500-700 bin civarında Abaza-Aşüva-

Aşkharuva yani Abhaz yaşadığına inanıldığını anlattı. Ancak bu rakamın tahminlerden öteye geçmediğini, çünkü sağlıklı bir nüfus sayımı söz konusu olmadığını söyleyen Genel Başkan Ramazan Cengiz Koç, federasyonlarının çalışmalarının konuyu daha sağlıklı bir zemine oturtacağını belirtti.

ABHAZLARIN SORUNLARI

Abhaz halkının sorunlarının tüm ülkede yaşayan diğer insanların sorunlarından farklı olmadığını, ilave olarak anadil ve kültürel farklılıkla ilgili sorunları olduğunu anlatan Koç, bu konuda şunları söyledi;

"Ancak bunlarda demokrasi yaygınlaştıkça,özgürlükler çoğaldıkça ortadan kalkabilecek sorunlar. Türkiye'nin kuruluşundan itibaren Abhaz halkı hiç bir fark, ayrım gözetmeksizin bu ülkenin gelişmesi, büyümesi, dünya uluslar ailesinin ayrılmaz,eşit bir parçası olabilmesi için elinden gelen gayreti göstermiş,halen de göstermektedir.Osmanlı topraklarına geldikleri tarihten itibaren kendilerini bir ateş çemberinin ortasında bulan halkımız, hiç

yakınmadan kendisini bu ateşin içerisine atmış, Balkanlardan Mısır'a, Yemen çöllerin-

den Kafkaslara, Çanakkale'den Ulusal Kurtuluş Savaşına kadar her cephede bu ülkedeki diğer halkların yanında savaşlara katılmış ve canını kanını vermiştir. Bugün de bu

anlayışını korumakta, yaşadığı toprakları vatanı kabul edip, her karışı için canını seve,

seve verecek bir anlayışa sahiptir."

TÜRKİYE ABHAZYA CUMHURİYETİNİ TANISIN

Abhaz Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Ramazan Cengiz Koç, Abhaz halkının istek ve beklentileri ile ilgili de "Bunca yıldır kader birliği yaptığı, ekmeğini paylaştığı Türk halkı ve devleti, birisi BM Güvenlik Konseyi üyesi altı bağımsız ülkenin tanıdığı Abhazya Cumhuriyetini tanısın ve kendi vatandaşları olan Abhazlarla Abhazya'daki kardeşlerinin direkt olarak ulaşılabilir olmalarını sağlayıcı tedbirleri alsın. Bu anlamda Abhazya-Türkiye arasında direkt bir iletişim olmamasına rağmen ve Türkiye Cumhuriyeti Abhazya Cumhuriyetini ısrarla tanımamasına rağmen 400 milyon dolara yaklaşan bir ticaret hacmi oluşmuş durumdadır. Abhazya ile Rusya Federasyonu arasında akdedilen "Gümrük Antlaşması" aslında Türkiye'nin Rusya ile olan ticaretini de olumlu olarak etkileyecek unsurlar içermektedir. Bizler bu anlamda Türkiye Cumhuriyetinin bu anlamsız "Gözlerini Kapama" ısrarını anlamakta güçlük çekiyoruz. Umudumuz vatandaşı olmaktan onur duyduğumuz,kuruluşunda emeğimizin olduğu Türkiye Cumhuriyeti, atavatanımız Abhazya Cumhuriyetini en kısa zamanda Tanır ve biz de bunun morali ve verdiği güçle daha yararlı işler yaparız" diye belirtti.

KAFKASYA DİASPORASI VE KAFKASYA HALKLARI ÇOK DAHA BİLİNÇLİ VE ÖRGÜTLÜDÜR

Yüzyıllardan beri emperyalist güçlerin, bir cazibe merkezi olan Kafkasya üzerindeki emelleri çok açık bir şekilde bilinmekte olduğunu Ramazan Cengiz Koç, "Çok uzun yıllardır bu coğrafya bir hakimiyet kavgasına sahne ve figüranlık etmektedir. En son 150 yıl öncesinde olduğu gibi Kafkasya coğrafyasını bir kan denizine çevirmek için fırsat kollamakta, egemen güçler bunun için fırsat kollamakta,ittifak arayışlarını sürdürmekteler. Ancak geçmişte yapılan hatalar artık tekrarlanmayacak, Kafkasya'nın otokton halkları çıkarları doğrultusunda hareket ederek, bilinçli bir şekilde bu tür kışkırtma ve oyunları bozarak kendi kaderlerini tayin etmede öncü rol üstleneceklerdir. Bu anlamda Kafkasya diasporası ve Kafkasya halkları çok daha bilinçli ve örgütlüdür" dedi. (İHA)
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
15°
parçalı bulutlu
banner133
Namaz Vakti 01 Haziran 2020
İmsak 03:12
Güneş 05:05
Öğle 12:43
İkindi 16:41
Akşam 20:11
Yatsı 21:56
banner303
Puan Durumu
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P
banner364

Gelişmelerden Haberdar Olun

@