NERDE KALMIŞTIK?

İflah olmaz bir “romantik” olduğumu düşünen ve söyleyen çoktur. İçimi koyu karanlıklar kapladığı anda bile, yaşama tutkusunun ve umudun aydınlığı ışık vermeye başlar bir uçtan. İyimserin egemenliği altına girer ruhum, bedenim, tüm benliğim çok geçmeden…

NERDE KALMIŞTIK?

İflah olmaz bir “romantik” olduğumu düşünen ve söyleyen çoktur. İçimi koyu karanlıklar kapladığı anda bile, yaşama tutkusunun ve umudun aydınlığı ışık vermeye başlar bir uçtan. İyimserin egemenliği altına girer ruhum, bedenim, tüm benliğim çok geçmeden…

21 Ekim 2019 Pazartesi 23:26
NERDE KALMIŞTIK?

Çorum’un kadim dostlarından Prof.Dr. Kenan Mortan, değerli arkadaşım İsmail Alapala’nın konuğu olarak geçen hafta Çorum’a geldi. İki akşam yemeğinde sohbet olanağı buldum, konferansını izledim. Hayal kurmaktan ve umut etmekten vazgeçmememiz gerektiğini söyleyince, içimdeki “hayalci” yeniden uyandı.

Bir başka kadim dost Mahfi Eğilmez’le telefon görüşmesi yaptım. İkisi birlikte Çorum’a gelecekler ve Çorum ekonomisine tanı koymaya, Çorumlu girişimciye ışık tutmaya, özellikle de Hitit uygarlığının ve Çorum’un sahip olduğu insanlık tarihindeki “ilk”lerin önemini anlatmaya çalışacaklar.

Son yıllarda sık sık dile getiriyorum; “Çorum’un entelektüel çıtası yerlerde sürünüyor”. Her şeyin “vasat” ve “vasatın altında” kaldığı ortamda ise yeni fikirler ortaya çıkmıyor, gelişme olmuyor. Sosyal yaşam, kültür ve sanat yaşamı, ülke çapında Çorum’un adını duyuracak boyutların çok uzağında kalıyor.

Kenan Mortan hocanın şu tespitine ne dersiniz? “Hititler dünya çapında o kadar çok ‘ilk’i başarmışlar ki, sırf bu nedenle bile Çorum yabancı yatırımcılar için cazibe merkezi olabilir. Hitit uygarlığının değeri gereği gibi anlatılabilmiş olsa, Volkswagen yatırımı için rahatlıkla Çorum seçilebilirdi.”

Volkswagen yatırımı için Çorum’un avantajlarını çok yazdım. Otomotiv sanayiinin Marmara ve Ege’den biraz da Anadolu’nun içlerine çekilmesi gereğini, Çorum’un kuzey-güney ve doğu-batı akslarının kesişme noktasında yer aldığını, sanayi altyapısına, girişimci ruhuna sahip olduğunu…Bir uygarlık başkenti olduğunu bu gerekçeler arasında saymak aklıma gelmemişti.

Çorum, 1980’lerin ikinci yarısından başlayarak, “sanayileşme” sevdasına kapılmış gidiyordu ve sosyal yönden de, kültür-sanat-eğitim yönünden de büyük bir moralle ileri hedeflere doğru yürüyordu. Tüm bu gelişmelerin içinde bulunmuş, tanığı olmuş bir Çorumlu olarak, “nerde kalmıştık” sorusunu gündemimize almayı bu yüzden arzu ediyorum.

Karamsarlığın, içe kapanmanın Çorum’a da, Çorumlu’ya da bir faydası yok. “Sanayi kenti Çorum”, “Kültür, sanat, eğitim, sağlık, spor ve turizm kenti Çorum” hedeflerini yeniden önümüze koyarak, yüksek bir moralle gönül birliği, güç birliği yapmanın ise, yaraların sarılması, yeni mevzilerin kazanılması açısından çok faydası olacak, bunu biliyorum.

Bu doğrultuda değerlendirmelerime devam edeceğim.