Dünya Barış Günü Hattuşa’da kutlanacak

31 Ağustos Pazar günü Hititler’in başkenti Hattuşa’ya gezi düzenlenerek, Hititler ile Mısırlılar arasında imzalanan Kadeş Barış Antlaşması Hattuşa’da Kale Kapısı önünde canlandırılacak. Hattuşa’da “Halklar Ekmeğini Paylaşıyor” isimli Barış Sofrası kurulduktan sonra Eğitim Sen Müzik Topluluğu tarafından ‘Şimdi Barış Zamanı’ isimli müzik dinletisi yapılacak.

Dünya Barış Günü Hattuşa’da kutlanacak

31 Ağustos Pazar günü Hititler’in başkenti Hattuşa’ya gezi düzenlenerek, Hititler ile Mısırlılar arasında imzalanan Kadeş Barış Antlaşması Hattuşa’da Kale Kapısı önünde canlandırılacak. Hattuşa’da “Halklar Ekmeğini Paylaşıyor” isimli Barış Sofrası kurulduktan sonra Eğitim Sen Müzik Topluluğu tarafından ‘Şimdi Barış Zamanı’ isimli müzik dinletisi yapılacak.

27 Ağustos 2014 Çarşamba 01:12
Dünya Barış Günü Hattuşa’da kutlanacak
KESK Dönem Sözcüsü ve Eğitim Sen Çorum Şube Başkanı Mehmet Öztürk, 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle bir dizi etkinlik organize ettiklerini bildirdi.

Dün sendika binasında bazı siyasi parti, sendika ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcilerinin katılımı ile düzenlenen toplantıda 1 Eylül’de yapılacak etkinlikler hakkında basına ve kamuoyuna bilgi verildi.

Buna göre 31 Ağustos Pazar günü Hititler’in başkenti Hattuşa’ya gezi düzenlenerek, Hitit’ler ile Mısırlılar arasında imzalanan Kadeş Barış Antlaşması Hattuşa’da Kale Kapısı önünde canlandırılacak.

Hattuşa’da “Halklar Ekmeğini Paylaşıyor” isimli Barış Sofrası kurulduktan sonra Eğitim Sen Müzik Topluluğu tarafından ‘Şimdi Barış Zamanı’ isimli müzik dinletisi yapılacak.

1 Eylül Pazartesi günü ise saat 12.30’da PTT önünde “Savaşa Karşı Barış” konulu fotoğraf sergisi açılacak. Pir Baba Parkı’nda saat 17.30’da ‘Barışa Pedal Çeviriyoruz’ isimli bisiklet turunun ardından barış zinciri oluşturularak PTT önünde basın açıklaması yapılacak.

KESK Dönem Sözcüsü Öztürk, konuyla ilgili şunları söyledi:

“54 milyon insanın öldüğü II. Dünya Savaşı’nın ardından Hitler ordularının Polonya’yı işgal ederek savaşı başlattığı gün olan 1 Eylül, Dünya Barış Günü olarak ilan edilmişti.

Bugün, o savaşın üzerinden neredeyse 70 yıl geçti. Biz dünya halkları, emekçiler olarak barış gününü kutlarken dünyayı yöneten güçler savaştan, kan dökmekten, barbarlıktan vazgeçmedi.

Filistin’de, Suriye’de, Irak’ta, Rojava’da, Şengal’de, tüm Ortadoğu’da insanlık kitlesel biçimlerde katledilirken, bizlerin kanın kırmızısını gördüğü yerde, birileri petrolün siyahını, doların yeşilini görüyor. Bölge halklarının insan onuruna yakışır biçimde yaşatabilecek kaynaklar insanların kanını oluk oluk akıtmak için harcanıyor.

Emperyalist güç odaklarının emellerini hayata geçirmek için kullandıkları işbirlikçileri, kukla çeteleri, önce Suriye’de, sonra Irak ve Rojava’da ve en son Şengal’de eşit, özgür ve kardeşçe bir geleceğin önüne savaştan kalın bir duvar örmeyi hedefliyor. Ezidilerin kutsal topraklarında, Şengal’de kanlı katliamlar, özellikle de kadın kırımı yapılıyor. IŞİD çetesi tarafından “savaş ganimeti” olarak görülen kadınlar, Ortaçağ gericiliği ve zulmü ile karşı karşıya kalıyor. Şiddetin en ağır biçimlerine maruz kalıyor, pazarlarda satılan kölelere dönüştürülüyor.

Filistin’de, Gazze’de her gün insanlık ölürken Türkiye’nin İsrail ile askeri/siyasi/ticari ilişkilerine bile son verilmiyor. Aksine son yıllarda Türkiye, askeri malzeme de dahil olmak üzere İsrail’in en önemli ticari partnerlerinden biri haline gelmiştir. Gazzeli çocukların üzerine atılan her İsrail bombasında bu topraklardan bir kuruş katkının olmasını önlemek, anlaşılan o dur ki bu hükümetin harcı değildir. İsrail’den hesap sormak, yüreği Ortadoğu halkları ile atan biz işçilerin, emekçilerin, zalim ile akçeli işleri olmayanların görevidir.

AKP iktidarı, Kürt Sorununda özellikle son dönemde çözüm, barış ve müzakere sürecine ilişkin yoğun mesaj ve temennilere rağmen çatışmacı dilini, barış karşıtı tutumunu sürdürüyor. Sorunu diyalog ve sağduyu ile çözmek yerine “terör ve güvenlik” eksenindeki yaklaşımında inat ediyor. Oyalama taktikleri ile demokratik bir çözümü, adil bir barışı istemediğini gösteriyor.

Ülkedeki siyasi gelişmeler de barış için daha fazla mücadele etmemiz gerektiğine işaret ediyor: IŞİD adı verilen kanlı çeteyi “hoşnutsuzluktan kaynaklanan reaksiyon” olarak adlandıran Dışişleri Bakanı bu ülkenin Başbakan’ı oluyor. Ne var ki “Tecavüz, çocuk istismarı, kadınların köleleştirilmesi, kesilen kelleler”, Türkiye’yi yönetenlerce uzun süre desteklendiği ortada olan bu çetenin hoşnutsuzluğunu bir türlü gidermiyor. 15 yaşındaki Berkin Elvan’ı öldürüp “terörist” ilan edenler, konsolosluk çalışanlarını rehin almasına rağmen bu barbarlara bir kere bile hak ettiği sıfatla hitap edemiyor.

Bizler hiçbir zaman, hiçbir yerde katledilenin kimliğine, inancına, diline, milliyetine, derisinin rengine bakmayanlar olarak bu barbarlığa meydan okuyoruz.

Bizim için Filistin Rojava’dır. Rojava Gazze’dir. Gazze Şengal’dir. Hepsinin acısı topraklarından sürülüp gelen Ezidilerin, Türkmenlerin, Arapların, Alevilerin, Şiilerin, Hıristiyanların gözlerindeki acıdır. O acıya pasaport soranlar bizden değildir!

Biz işçiler, biz emekçiler, biz bu coğrafyada yakıp yıkılan tüm değerleri yaratırken savaşta ve barışta ölenler/öldürülenler olarak, iktidardan ve sermayeden barış, özgürlük, eşitlik beklenmeyeceğinin farkındayız.”
(Taner ŞİMŞEK)
Son Güncelleme: 27.08.2014 01:14