17.08.2021, 22:56 64

YAMAN ÜÇLER ÇIKRIK KÖYÜ’NDE-25

Muzaffer GÜNDOĞAR

Muzaffer GÜNDOĞAR

Köprüden hemen sonra ikiye ayrılan yolun batı kesimine dönen Zafer Bey, annesini sözünü tamamladı.:

“Çocuklar işte bu yol Karadağ’ın eteğindeki Koyunağılı Köyü’ne gider. Irmak, ahşap köprüyü alıp götürdüğü için babam, köy tarafına geçememiş. Dört saat uzaklıktaki Cemilbey’ bucağının betonarme köprüsünü dolaşıp, dört gün sonra gelebilmiş köye.”

“Eskiler hep zorluklarla uğraşmışlar.”

“Evet” Prenses dedi Özgün. “Şimdi bizler için bu tür zorluklar yok.”

ELMALI TARLA

İki yanı da ağaçlıklı yolun kuzeyine düşüyordu Hacı Baba’nın Elmalı Tarla’sı. Yolun iki kıyısı da ağaçlarla ve dikensi çalılarla bir çit gibi örülmüştü. Tufan gibi bir yeşillik sarmıştı yolun kuzey kesimini. ‘Elmalı Tarla’nın alaca kapısı açıktı. Hafif bir dönüşle arabayla indiler tarlaya.

Kayınkardeşi Abdulkadir eşiyle birlikte soğan tarlasındaydı. Arabanın sesine ikisi de doğruldular. Arabanın kornasıyla onları selamlayan Zafer Bey:

“Dayınız Abdulkadir işi yarılamış bile,” dedi. “Epeyce soğan otu ayıklamışlar. Kalanı da siz ayıklayacaksınız çocuklar.”

“Ayıklarız elbet,” dedi, Cemre. “Bizi soğan otuyla mı korkutuyorsun Büyükbabacığım?”

“Prenseslerin eli nazik olur, incinir,” dedi Özgün.

“Asıl, Prensle, Şehzade kayırsın başını.”

Traktörünü, arkasındaki römorkuyla birlikte, aşağıdaki su bendinin kıyısına, dut ağacının altına indirmişti Abdulkadir. O da arabayı traktörün yanına kadar indirip durdurdu. Çocuklar heyecanla indiler arabadan. Gelen dayıları ve yengeleriyle sarıştılar sevgi ve özlemle.

Büyük babaanneden başlayarak tek tek hatırını sordu hepsinin de. Özellikle yeğenlerini yenibaştan kucakladı Abdulkadir. Babalarını, annelerini kardeşlerini sordular.

Çocuklar da dayılarını özlemişlerdi.

“Abdul Dayı’mız bir tanedir,” diyor, başka bir şey demiyorlardı.

“Ne iyi ettiniz de geldiniz?” diyordu Abdulkadir’in eşi Nurşen Hanım.

“Öğle sonu Sedat’la Salim de gelecekler eşleriyle birlikte” dedi, Abdulkadir.

“Ne iyi,” dediler. “Hacı Baba’nın tarlası şenlenecek desene!”

Sedat’la Salim, Abdulkadir’in kardeşi, Zafer Bey’in de kayınkardeşleriydi

Su bendini altındaki Elma ağacının altına geniş bir çul sermişti Nurşen Hanım. “Buyur” edip önce büyük babaanneyi oturttular. Burası ırmağın kıyısına kadar Hacı Baba’nın arazisiydı.

Çocuklar, arabanın bagajındaki yiyecek poşetlerinin boşaltılmasına yardım ettiler. Onları elma ağacının altına taşıdılar.

Batı yönünden gelen su bendi, koca tarlayı uzunlamasına ikiye bölüp, geçip gidiyordu doğuya doğru. Harkta su çok azdı. Irmak kıyısında arazisi olan her köy, ırmağın önünü bağlayıp arazisini sulamak için böyle su bentleri oluşturuyordu. Yazın sıcak günlerinde de, ırmakta bir damla su kalmıyordu bu nedenle.

Tarlanın tüm kıyıları elma armut, kaysı, vişne, dut vb. ağaçlarıyla doluydu. En çok da farklı türlerde elma ağaçları vardı. Onlarca meyve ağacı sıralanmıştı sınırlarda. Bunlar hep Hacı Baba’nın eseriydi. Sağlığında, gözü gibi bakardı bu meyve ağaçlarına. Her hasat mevsiminde de salt kızlarının ve oğullarının değil; ayrı ev olmuş torunlarının bile kışlık yiyeceklerini ayrı ayrı torbalayarak gönderirdi kendilerine.

“Bakın yeğenim,” dedi, Abdulkadir. “Geldiğiniz yönde, sınırdaki kaysılar oldu. Onların tadına bir bakın. Şu poşete de olgunlarından doldurup getiriverin.”

“Olur, dayı,” dediler. Poşeti Cemre aldı.

Yürüdüler kaysıdan yana.

“Ne yana baksam Hacı Baba’mı görüyorum sanki,” dedi, Cemre. “İki sene önce geldiğimizde elma hakkımızı ayırırken, ‘bunları Cemre kızıma veriyorum’ demişti. Elmaları arabamızın bagajına yerleştirirken fotoğraf bile çektirmiştik. O benim için unutulmaz bir anıdır.”

“Belki de şimdi ruhu bizimle birlikte geziyor, konuştuklarımızı duyuyordur.” dedi, Emre.

“Sen çok şanslısın Cemre,” dedi Özgün. “Geçen yıl Çorum’da olduğunuz için Hacı Baba’yı daha sık görüyordun mutlaka.”

“Doğru. Ama o hasta yatarken taşınmıştık Samsun’a. Arada bir geldikçe de uğruyorduk yanına. Çok seviniyordu bizi gördükçe.”

“Seni de çok seviyormuş,” dedi Özgün.

“O, hepimizi çok severdi. Sizleri de sık sık görmeyi arzu ederdi. ‘Ah şu gurbetlik olmasa’ derdi”

Kaysılar olmuş, olgunları dibine dökülmüştü. Dallarına uzanıp birer ikişer alıp tadına baktılar.

SÜRECEK

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
parçalı bulutlu
banner364
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 14 36
2. Konyaspor 14 26
3. Hatayspor 14 26
4. Fenerbahçe 14 24
5. Alanyaspor 14 24
6. Başakşehir 14 22
7. Karagümrük 14 22
8. Galatasaray 14 22
9. Adana Demirspor 14 20
10. Beşiktaş 14 20
11. Antalyaspor 14 18
12. Gaziantep FK 14 18
13. Altay 14 17
14. Sivasspor 14 16
15. Giresunspor 14 16
16. Kayserispor 14 16
17. Öznur Kablo Yeni Malatya 14 13
18. Göztepe 14 11
19. Kasımpaşa 14 10
20. Rizespor 14 10
Takımlar O P
1. Ümraniye 13 27
2. Ankaragücü 14 27
3. Eyüpspor 14 27
4. Bandırmaspor 13 25
5. Erzurumspor 12 25
6. İstanbulspor 13 20
7. Tuzlaspor 12 20
8. Kocaelispor 13 20
9. Samsunspor 13 19
10. Adanaspor 14 18
11. Menemenspor 13 17
12. Gençlerbirliği 13 17
13. Boluspor 13 16
14. Denizlispor 13 15
15. Bursaspor 13 14
16. Manisa FK 14 14
17. Ankara Keçiörengücü 13 13
18. Altınordu 14 13
19. Balıkesirspor 13 7
Takımlar O P
1. Chelsea 14 33
2. Man City 14 32
3. Liverpool 14 31
4. West Ham 14 24
5. Arsenal 13 23
6. Wolverhampton 14 21
7. Brighton 14 19
8. Leicester City 14 19
9. Tottenham 12 19
10. M. United 13 18
11. Brentford 13 16
12. Crystal Palace 14 16
13. Aston Villa 14 16
14. Everton 14 15
15. Leeds United 14 15
16. Southampton 14 15
17. Watford 14 13
18. Burnley 13 10
19. Norwich City 14 10
20. Newcastle 14 7
Takımlar O P
1. Real Madrid 15 36
2. Atletico Madrid 14 29
3. Real Sociedad 15 29
4. Sevilla 14 28
5. Real Betis 15 27
6. Rayo Vallecano 15 24
7. Barcelona 14 23
8. Athletic Bilbao 15 20
9. Espanyol 15 20
10. Osasuna 15 20
11. Valencia 15 19
12. Villarreal 14 16
13. Celta de Vigo 15 16
14. Mallorca 15 16
15. Deportivo Alaves 14 14
16. Granada 14 12
17. Elche 15 12
18. Cádiz 15 12
19. Getafe 15 10
20. Levante 15 7

Gelişmelerden Haberdar Olun

@