17.12.2020, 22:21 50

ŞEFAAT

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

İnsanoğlu dünyaya bir imtihan için gönderilmiştir. İnsan daima şeytan ve nefsin baskısı ve saldırısı ile karşı karşıyadır. Bu yüzden insan günah da işleyebilir. Mühim olan günahlardan tevbe ederek vazgeçip, Allah'ın hoşnutluğunu kazanacak güzel ameller yapmaktır.

Dünya fani ahiret ise bakidir. Peygamberlerin ve Allah'ın seçkin kullarının şefaati vardır ve haktır.

Şefaat Kıyamet günü, Allah (c.c.) Teâlâ hazretlerinin izniyle Peygamber Efendimizin, diğer peygamberler, âlimler, şehitler, Salihler, küçük yaşta ölen Müslüman çocuklar ve Allah-ü teâlânın müsade etti diğerlerinin, günah kâr olan müminlerin günahlarının affedilmesi, cennetlik olanlarında cennette derecelerinin yükselmesi için Allah'tan(c.c) istemeleri, bu husus da vasıta, yani referans olmalarıdır.

Şefaat etme konusunda Allah'ın izin vermesi esastır. Allah müsaade etmeden kimsenin şefaat etme yetkisi yoktur.

Cenab-ı Hak konu ile ilgili olarak, Taha suresinin 109. ayetinde mealen buyuruyor ki:

" O gün, Allah'ın (c.c.) kendisine şefaat etmeye izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimselerden başkasının şefaati fayda vermez.”, Bakara süresinin 255. ayetinde de:

"...Allah'ın izni olmadan katında hiç kimse şefaat edemez." buyurmaktadır.

Şefaat ile ilgili olarak Peygamber Efendimizin de birçok hadis-i şerifi vardır. Onlardan bazıları şunlardır:

" Şefaatim ümmetimden büyük günah sahibi olanlar içindir”, ( Müsned-i Ahmed ibni Hanbel)

"Şefaatime inanmayan, ona kavuşamaz", (Şir'a tülİslam)

"Kıyamet günü Peygamberler, sonra âlimler, sonra da şehitler şefaat edecektir."(İhya)

Mevlana Halidi Bağdadi'ye göre Şefaat haktır. Tevbe etmeden ölen müminlerin küçük ve büyük günahlarının affedilmesi için, Peygamberler, veliler, Salihler, melekler ve Allah'ın(c.c.) izin verdiği kimseler şefaat edecekler ve şefaatleri de kabul edilecektir.

İmam-ı Birgivi' ye göre, buluğa ermeden ölen çocuklarda anne ve babalarına şefaat ederler,

Hz. Peygamberin güzel huyları sayılamayacak kadar çoktur. Her müslümanın bunları öğrenmesi ve bunlarla ahlâklanması lazımdır. Böylece dünya ve ahiret felâketlerinden belâ ve sıkıntılarından kurtulmak ve o iki cihan güneşinin şefaatine kavuşmak nasip olur.

Kıyamet gününde kimse kimseye sahip çıkamaz, fayda veremez. Ogün insana ne ana babasından, ne eşinden ve çocuklarından ne akrabalarından, ne dost ve arkadaşlarından ve ne de malından mülkünden en ufak bir yardım ulaşamaz. O gün emir ve hüküm yalnız Allah'ındır. Kıyamet gününde Allah'ın izni ile müminlerin şefaatçisi olacaktır. Fakat kâfirlerin ne bir yakınları ve nede bir şefaat edenleri olmayacaktır.

Peygamber Efendimiz Şefaat duasını kıyamete bırakmıştır. O bir hadislerinde:

"Her Peygamberin Allah katında olduğu gibi kabul edilen bir duası vardır. Bütün peygamberler acele ederek bu haklarını dünyada iken kullandılar. Ben ise bu reddedilmeyecek duamı, kıyamette ümmetime şefaatçilik için sakladım. Benim şefaatim (Allah dilerse) O'na eş koşmadan ölen bütün ümmetim içindir” buyurmuştur. Önemli olan, insanın dünyada Peygamberin yolundan gitmesi, onun getirdiği İlâhi kurallara uygun bir hayat yaşamasıdır.

Dünya'ya ümmetim ümmetim diye gelen, dünya da ümmetim ümmetim diyerek yaşayan ve dünyadan da ümmetim ümmetim sözleriyle ayrılan bir peygamberin ümmeti olma şerefine erdiren Allah'a hamdolsun.

Yüce Allah (c.c.) günahkâr müminleri affetmek için çeşitli vesileler hazırlamış, çeşitli fırsatlar ve imkânlar ihsan buyurmuştur. Usulüne uygun abdest almak, beş vakit namaz kılmak, Cuma günü ve Cuma namazı, arife ve bayram günleri, Ramazan ayı, Ramazan orucu, tevbe etmek ve kandil geceleri gibi. Müslüman Allah’ın inayetiyle bu fırsatları ve bu imkânları iyi değerlendirerek ve bu imkânlardan gereği gibi istifade ederek, Allah’a kendisini affettirip, O’ndan beratını alabilir. Bu fırsat ve imkânların varlığından haberi olmayanlar veya haberi olup da gafletten uyanamayanlar ise günah çukurunda debelenip dururlar.

Bu fırsatlardan istifade ederek geçmiş günahlarını affettiren ve yepyeni ve tertemiz bir sayfa açabilen müminlere ne mutlu.

Allah bizleri bu fırsatları zamanında ve iyi değerlendirerek, Kendisinden beratını alanlardan eylesin. Artık bundan sonra Allah’ın emaneti olan ömre ihânet edilmemeli, Allah’ın emrettiği ve Peygamberin öğrettiği şekilde yaşanmalıdır. Günahlardan arınmış tertemiz sayfa, yeni günahlarla kirletilmemelidir. Ömrün kalan günlerinin günahsız ve Peygamberle birlikte yaşanmasına özen gösterilmelidir.

Sayılı günler çabuk geçer, aman ha Azrail’e gaflet içerisinde ve hazırlıksız yakalanmıyalım.

Yaşadığımız her gün ve gecemizin, son gün ve gecemiz olabileceğini, gelecek gün ve gecede ya cennet bahçelerinden bir bahçe veya cehennem çukurlarından bir çukur olan kabrimizde olabileceğimizi düşünerek yaşamak suretiyle, kalan ömrümüzde kabrimizi cennet bahçesi haline getirecek ameller, ibadetler ve itaatlerle meşgul olmalıyız.

Allah’ın Rahmeti, Peygamberin şefaati üzerimize olsun. Büyük milletimiz birlik beraberlik ve kardeşlik içerisinde huzur bulsun. Güçlü devletimiz aziz milletimiz ebediyen payidar olsun. Âmin.

Ankara’dan selam, sevgi, saygı ve dualarla.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
21°
açık
banner303

Gelişmelerden Haberdar Olun

@