10.12.2020, 23:36 29

GÜNAHLARDAN, TEVBE EDEREK ARINMAK

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

İnsanoğlu annesinden günahsız olarak doğar. Buluğ çağına gelinceye kadar da, temyiz gücüne sahip olmadığı için, yaptığı iyi ve kötü iş ve eylemlerinden sorumlu değildir. Yani annesinden doğduğunda ki günahsızlık safiyeti, buluğ çağına gelinceye kadar devam eder. İnsan buluğ çağına gelince, yani iyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan, hayrı şerden, hidayeti dalaletten ayırma yeteneğine kavuştuğu andan itibaren, yaptığı işlerden, söylediği sözlerden sorumlu olur. İyi ve faydalı, işler yaparsa hesap defterine “Kiramen katibin” melekleri tarafından sevap, kötü ve zararlı işler yaparsa günah yazılır. Hikmet-i İlâhi hem de bir iyiliğe on sevap, bir kötülüğe de bir günah yazılır.

İnsanoğlu iyiliği yapmaya meyyal olarak yaratıldığı kadar, kötülük yapmaya da meyyal olarak yaratılmıştır. Onun için Peygamberler hariç, günahsız kul olmaz, yani kul kusursuz olmaz, ancak insanlar birbirine kıyasla bazısı az, bazısı çok günah işler. Efendimiz bu konuda: “Ademogulları- nın hepsi günahkârdır” buyurmuştur.( İbn Mace, zühd, 30 No: 425 II 1420) Çünkü insanın, onu günah işlemeye ve kusurlu olmaya zorlayan iki amansız düşmanı vardır, nefis ve şeytan. Kuran'a göre şeytan insanın apaçık düşmanıdır. Nitekim Yasin suresinde:

“Ey Âdemoğulları! Size şeytana tapmayın, çünkü o sizin apaçık bir düşmanınızdır” demedim mi?

“Ve bana kulluk ediniz, doğru yol budur” demedi mi?

“Şeytan sizden birçok milleti kandırıp saptırdı. Hâla akıl erdiremiyor musunuz? Buyrulmaktadır.(36/60-61-62)

Nefis de insana daima kötülüğü emreder. Nitekim Yusuf suresinde:

“(Bununla beraber) Nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis aşırı şekilde kötülüğü emreder….” Buyrulmaktadır.(12/53)

Günah, insanın vicdanını tırmalayıp, onu huzursuz eden ve başka insanların bilmesini istemediğimiz her şeydir. Günah büyük ve küçük günah olduğu gibi, insanların hakkını ilgilendiren ve Allah’ın hakkını alakadar eden günahlar olarak da tasnif edilir.

Yüce Yaratan, bu sebeplerden dolayı günah kirleri ile kirli hale gelen insanı, bu kirlerden arındırmak için çeşitli imkân ve fırsatlar ihsan ve ikram etmiştir. İnsan bu imkânlardan istifade eder ve fırsatları iyi değerlendirirse, huzuru İlâhiye günahsız, alnı açık ve yüzü ak olarak çıkabilir. Önemli olan günah işlememekten ziyade, işlenen günahlara tevbe etmektir. Bu konuda Peygamber Efendimiz de, “ İnsanoğlunun hepsi günah işler. Günah işleyenlerin en hayırlısı da (İşlediği günaha pişman olup) tevbe edenlerdir” buyurmuştur.(İbn Mace, züht/ 30, No: 425, II 1420)

Yaradanımızın biz kullarına, sonsuz şefkat ve merhameti vardır. Mahşerde huzuruna günahkâr olarak çıkmamamızı istemektedir. Bunun için de tevbe edip günah kirlerinden arınmamızı ister. Nitekim Kura’n-ı Kerim’de: “ Ey müminler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz” denilmektedir..(Nur/24/31)

Görülüyor ki yüce Allah (c.c), kadın erkek demeden bütün insanların, hata ve günahlarından dolayı pişman olup, tevbe ederek mahşerde huzuruna günah kirlerinden arınmış olarak gelmelerini emretmektedir.

Sözlükte, “ dönmek ve vazgeçmek” anlamlarına gelen ve daha ziyade Allah’a dönmeyi ve Ona yönelmeyi ifade eden “tevbe”, İmam-ı Gazaliye göre, “ Günah ve hataların verdiği iç huzursuzluğu ve kötü huyları iyi huylarla değiştirmektir.” (Gazali, İhya-u Ulumid- Din. Ter. A.Serdaroğlu İst )

Tevbe, günah işleyen insanın kurtuluş ve Allah’a sığınma kapısıdır. Bu kapı kıyametin büyük alâmetleri zuhur edinceye ve insanın hayatından ümit keseceği ana kadar açıktır. Tevbe etmeyen günahkâr zâlim (Hucurat, 11), tevbeyi geciktiren de helâk olmuştur.(Buhari)

Hadis-i şerifte, “ Eğer siz günah işlememiş olsaydınız, Allah sizi yok eder, başka bir kavim getirir, onlar günah işler, günahlarının bağışlanmasını Allah’tan isterler, Allah da onları bağışlardı” buyurulmuştur.( Müslim tevbe 11- IV, 2106)

Allah Teâlâ hazretleri müminleri, günah kirlerinden kurtulup arınmak için tevbeye davet ederek nur suresinin 31. ayetinde, “ Ey müminler! Hepiniz Allah’a tevbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz” buyurmaktadır. Peygamber efendimiz de hadislerinde; “Günahına tevbe eden, hiç günah işlememiş gibidir” buyuruyor.

Bir kutsi hadiste; “Ey kulum işlediğin günahlar yığılarak göklere ulaşacak kadar çok olsa bile, eğer o günahlara geri dönülmeye nasuh bir tevbe ile tevbe edersen ben onların çokluğuna bakmam hepsini af ederim” buyrulmaktadır.

O halde işlenen günah küçükte olsa büyükte olsa, azda olsa çokta olsa hemen tevbe edilmelidir. Çünkü tevbe edilmezse küçük günahlar yığılarak büyük günah haline gelir. Tevbe edilirse büyük küçük bütün günahlar affedilir.

işlenen günah kul hakkını ilgilendiriliyorsa, o zaman önce kul ile helallaşmalı, sonra tevbe edilmelidir. Çünkü kul hakkını, kul helal etmeden Allah affetmez.

Yukardan buyana zikredilen ayet ve hadisler, günah kirlerinden arınmak için tevbenin gerekli olduğunu ortaya koymaktadır. Keza yapılan tevbelerin Hak katında makbul olacağını bildirmektedir. Ayrıca, Allah katında makbul olan kulun, günahından dolayı tevbe ederek Allah’a sığınan kul olduğu da anlaşılmaktadır.

O halde can tende irade elde iken tevbe etmeli. Efendimiz bile günde 70 veya 100 defa tevbe ettiğini ifade buyurmuşlardır.

Rabbim cümlemizi işlediği günahlara, zamanında tevbe edip kendisini af ettirerek günah kirlerinden arınan kullarından eylesin. Âmin. D.K.

Ankara'dan selam, sevgi, saygı ve dualarla.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
25°
açık
banner364

Gelişmelerden Haberdar Olun

@