11.03.2021, 19:27 18

GEÇEN YÜZYILDAN SANATSAL ESİNTİLER (1992-1999)-12

Muzaffer GÜNDOĞAR

Muzaffer GÜNDOĞAR

ANKARA KİTAP FUARI

(19 Mayıs 1996 tarihinde katıldığım Ankara Kitap Fuarı’ndaki imza gününde yaşadıklarımızdan)

YENİ DOSTLAR

Saat ikiye geliyordu. Yukarı kata çıkıp, standımıza yöneldim. Gülten Dayıoğlu’yla Ahmet Uysal’ın aralarındaki yerime oturdum. Başka gelen yoktu henüz.

Ahmet Uysal’la koyu bir söyleşiye dalarken, çok sürmedi, diğer yazar dostlar da gelmeye başladılar ellerinde çantaları ve kitap kolileriyle birlikte. Tek tek tanıştık.

Kadim dost Ahmet Özer, eşi Nazlı hanım oğlu Mahir, şair Neriman Calap ve öykücü Zekeriya Saka ile birlikte geldiler.

İstanbul kitap Fuarında olduğu gibi burada da Ahmet Özer’le yeniden görüşmek benim için hoş bir sürpriz, doyumsuz bir mutluluktu. Onun sanatçı kişiliğinde, şair duyarlılığı ile insancıllığı hep ön plandaydı. O dostluğun, vefanın, özverinin ve sevginin simgesiydi. Çorumlu onun adını, 1994 yılının 12 Kasım’ında Çorum’ da gerçekleştirdiğimiz “Şükrü Gümüş Roman Ödülü” töreninden anımsayacaklardır. Trabzon’da çıkan, sanat yönetmenliğini yaptığı aylık kültür ve sanat dergisi “KIYI”, onun sayesinde 123. sayıya ulaşmıştı. Kıyı, yerelden ulusala, ulusaldan evrensele uzanan yolda Ülkemizde yayımlanan etkin ve de yetkin dergilerden birisiydi. Yeniden bu güzel dostlarla bir araya gelmenin, yeni dostlarla tanışmanın sevinç ve coşkusu boyutlanarak büyüyor, yediveren gülleri gibi açıyordu yüreklerimizde.

Zekeriya Saka, “Adı Kalsın” adlı ilk öykü kitabını yeni çıkarmıştı. Adıma imzalı olarak gönderdiği kitabını iki hafta önce almış, fırsat bulup teşekkür mektubu bile yazamamıştım. Ben de kendisine teşekkürlerimle, iki kitabımı imzalayarak gecikmemi telafi etmeye çalıştım. Kendisini yıllardır Kıyı dergisindeki yazılarından tanıyordum. Ne de olsa Kıyı ailesinin bireyleriydik. İlk kez yüz yüze tanışıyorduk. Yazılarından tanıdığımız, henüz yüz yüze karşılaşmadığımız nice sanatçı dostumuz vardı daha.

Neriman Calap’ı da Kıyı’daki şiirlerinden tanıyordum. Burada ilk kez karşılaşıyorduk. İlk şiir kitabı “Güncemde İzdüşümü” geçen yıl çıkıştı. Bu yıl da ikinci şiir kitabı, “Akşamdı Dökülen”i çıkarmanın ve imza gününe katılmanın mutluluğu yıldız yıldızdı gözlerinde. Kutladım yeni kitabı için. Adıma imzaladığı kitabına, kitapla karşılık vererek teşekkür ettim kendisine.

AHMET ÖZER ve

ATLASTAN BİR YERYÜZÜ

Ahmet Özer geçen yıl, sanat yazılarından oluşan “Onlarla Yaşadım” adlı dosyasını kitaplaştırmıştı. Bu yıl da, yine sanat yazılarından oluşan “Yıldızlar Geceyle Gelir” ile, söyleşilerden oluşan “Sordum Söylediler” adlı kitapları yayımlanmıştı. Yılın beşinci ayındaki üçüncü kitabı “Atlastan Bir Yeryüzü”, gezi yazılarından oluşuyordu.

Trabzon’dan Ankara’ya taşındıktan geniş bir sanat ve kültür ortamında bulmuştu kendisini. Sürekli, kültürel ve sanatsal etkinliklerin içinde olduğunu biliyordum. “Atlastan Bir Yeryüzü” adlı kitabını daha mürekkebi kurumadan yetiştirmişti Kitap Fuarı’na. Sevgili Ahmet Özer’in sevinç ve coşkusuna katılmamak olası mıydı? Her sanatçı için ürettiği ve kitaplaştırdığı yapıtı, dünyaya çığlık çığlığa “merhaba!” diyen yeni doğmuş çocuğu gibi değil miydi? Elbette öyleydi.

Kitabı baskısı, kapağı, ve iç düzenlemesiyle gerçeken çok güzeldi. Hele de içeriği... Sevgili Özer’in doyumsuz şiirsel anlatımı, tüm yazılarına egemendi. Gerçekten tat alınarak, zevkle okunuyordu.

(SÜRECEK)

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
17°
kapalı
banner364

Gelişmelerden Haberdar Olun

@