20.04.2021, 00:01 18

GEÇEN YÜZYILDAN İKİBİNE KİTAPLARDAN ESİNTİLER - 18 -

Muzaffer GÜNDOĞAR

Muzaffer GÜNDOĞAR

MUSTAFA ÖZÇATALBAŞ’IN “ŞU BİZİM ÇORUM”U

Mustafa Özçatalbaş’ı 1985 yılından bu yana tanırım. Kendisiyle bu gün kapanmış olan, Rıza Ilıman’ın yönettiği Çorum gazetesi bürosunda karşılaşmış, tanışmıştık. İstanbul’dan Çorum’a atanmış, Çorum kökenli bir öğretmen yazardı. Çorum Halk Eğitimi’nden emekli olduktan sonra da çocuklarının üniversite eğitimi için yeniden İstanbul’a dönmüştü.

Birkaç ay önce yeniden karşılaşmıştık. Kısa bir süre için Çorum’a gelmişti. İstanbul’dan çok sıkıldığını, Çorum’a kesin dönüş için can attığını söylüyordu. Ayrıca bir de muştu vermişti. Birkaç yıl önce Çorum Hakimiyet gazetesinde yayınladığı çocuklu günlerine özgü “Devane Anıları”nı kitaplaştıracakmış. İşte buna çok sevinmiştim.

Kasın ayının ilk haftasıydı. Mustafa Özçatalbaş’ın Devane Anıları’nın “Şu Bizim Çorum” adıyla kitaplaştığını gazete haberlerinden öğrendim. Çorum’da kültür sanat ve edebiyat alanında üretim yapıp kitap bastıranlar kervanına, Mustafa Özçatalbaş da katılmıştı böylece.

İlk işim, “Şu Bizim Çorum”u edinmek oldu. Kitap; baskısı, kapağı ve iç düzenlemesiyle oldukça albeniliydi. Birinci hamur kağıda basılmış, 150 sayfadan oluşan kitapta 49 anısına yer vermişti Özçatalbaş. Bu anılar bağımsız bir öykü olarak da nitelenebilirdi. Kitabın sonuna bir de Çorumca yerel deyimler ve terimler eklenmişti.

Kitabı elime aldığımda bitirmeden bırakamadım. Bazı bölümlerini dönüp yeniden zevkle, ilgiyle ve beğenerek okudum. Tadına doyamadım doğrusu. Özçatalbaş bu ilk yapıtında oldukça başarılı. Usta işi bir yapıt çıkarmıştı ortaya. Dili güzel, akıcı ve sürükleyiciydi. Süsten, özentiden uzak; kısa cümlelerle şiirsel bir anlatım yeğlemiş; Çorumcayı da çok güzel vermişti olay kişilerinin dilinden.

“Şu Bizim Çorum”, 40-50 yıl öncesinin Çorum’undan oldukça hoş, güzel, esprili, biraz da hüzün yüklü nostaljik esintiler getiriyor bizlere. Sanki, özellikle orta yaş üzerindekileri alıp zaman tünelinden 40’lı-50’li yıllara götürüyor.

Kitabı okurken, hüzünle mizahın sarmalında, anıların kahramanlarıyla özdeşleşiyorsunuz. Gülerken hüzünleniyor, hüzünlenirken gülüyorsunuz kahkahalarla. Yaşlar boşanıyor gözlerinizden. Salt gülmekle ve hüzünlenmekle de kalmıyorsunuz. Geçmişle günümüz arasındaki sosyo-ekonomik, kültürel ve teknolojik gelişimin, gelişim aşamalarını da düşünüyor; yitirilen bir çok değerler ve güzellikler için de üzülüyorsunuz doğal olarak.

Neler yok ki Şu Bizim Çorum’da.

Çerçiler, Düğün, Eski Ramazanlar, Kadınlar Hamamı, Kız Beğenme, Deli Hacce, Kadın Yarenliği, Ayıcı, Deccal, Devane Geceleri, Çatalhavuz, Ovucu, Sinema Olayı, Eşkıya, Çeşme Başı, Seyyar Sünnetçi, Çiğdem, Bağ Bozumu, O Eski Ramazanlar, Teltel, Kocabaş Mevlidi, Sülük, Güvey Hamamı, Yastık Çerezi, Çingeneler, Evcilik Oyunu, Köçekli Düğün, Kaz Dövüşleri, Yağmur Duası ve Eski Çorum Çarşısı. Bu anıöykülerin içeriği zaten verilen bu üst başlıklarından da anlaşılmaktadır.

Geçmişte kalan o güzelim günlerin geri getirilmesi ve yeni baştan yaşanması olanaklı mı? Değil elbet. Özçatalbaş’ın da önsözünde işaret ettiği gibi, biz yaşamın güzelliklerini hep gelecekte düşleriz nedense. Oysaki, geçmişin ekonomik, sosyal ve kültürel yoksullukları ve yoksunlukları içinde bile ne güzel günlerimiz varmış da, yaşarken ayırdına varamamış, değerini bilememişiz. Üzerinden yıllar geçtikten sonra hayıflanıyoruz bir de. Hey gidi günler hey!..

Neler yoktu ki geçmiş yıllarda. Gerçek anlamda dostluk, kardeşlik ve barış vardı en başta. Yardımlaşma, dayanışma, hal hatır sorma, gönül alma, hoşgörü, sevgi, saygı vardı. En önemlisi de insanlar arasında bugün pek olmayan gerçek insan sıcaklığı vardı.

Ne yazık ki bugün, birçok gelenek ve göreneklerimizle birlikte birçok değerlerimiz de ya aşınıma uğradı, ya da tümden yok olup gitti.

Özçatalbaş, bu kitabıyla Çorum’un 40-50 yıl öncesine bir ayna tutuyor. Devane mahallesini merkez alarak, Çorum’un mahallelerini, burada yaşayan insanlarını, gelenek ve görenekleriyle birlikte yaşam tarzlarını, kültürel yapılarını, solmuş sararmış fotoğraflar gibi yansıtıyor bu aynadan.

Mustafa Özçatalbaş’ın bu yapıtı, Can Yoksul’un deyimiyle, halkbilimiyle uğraşanlara gerçek bir bilimsel yapıt niteliğinde.

Sevgili Özçatalbaş’ı bu özgün çalışmasından dolayı içtenlikle kutluyor; bunun gibi daha nice yapıtlar üretmesini bekliyoruz.

Şu Bizim Çorum’u da Çorumlu olsun olmasın tüm okurlarımıza içtenlikle salık veriyoruz. Okusunlar, okutsunlar…

Çorum Haber, 3 Aralık 1996

(SÜRECEK)

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
banner303
banner364

Gelişmelerden Haberdar Olun

@