28.08.2020, 00:01 76

AKRABAYA İYİ DAVRANMAK-2

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Evet, akrabalarla ilişkilerimizin Allah’ın emrettiği ve Peygamberin öğrettiği gibi olup olmadığı da, Rabbimizin gözetimi altında olup, melekler tarafından kitabımıza kaydedilmektedir. O halde akraba ilişkilerimizdeki hareketlerimiz, Allah’ın ayetine ve Peygamberin sünnetine uygun olmalıdır, aykırı olmamalıdır.

Akrabalarla iyi ilişkiler içerisinde olmak, onlarla akrabalık bağlarını koparmamak, onlarla iyi geçinmek, küslüğe ve dargınlığa sebep olacak söz ve davranışlarda bulunmamak, gerektiğinde onlara maddi ve manevi yardımda bulunmak, her durumda onları görüp gözetmek, sevinç ve üzüntülerini paylaşmak, Rabbimizin emri ve Peygamberimizin sünneti olmakla dini bir vecibedir.

Peygamberimiz bir hadislerinde şöyle buyuruyor:

“Allah’a ve ahiret gününe inanan kimse misafirine ikram etsin. Allah’a ve ahiret gününe inanan kimse sılâ-i rahimde (Yani akraba ziyaretinde) bulunsun.(Buhari, Edep, 31) Demek ki, akrabaları zaman zaman ziyaret etmek, mektupla, telefonla ve bir mesajla da olsa konuşup hal hatır sormak, onlarla küs olmamak Allah’ın emri, Peygamberin tavsiyesi ve dinimizin gereğidir

Bir defasında bedevinin biri, Peygamberimizin önüne geçti, bindiği devesinin yularını tutarak:

-Ey Allah’ın Resulü, beni cennete koyacak bir ameli bana haber ver, dedi.

-Oradakiler “Buna ne oluyor” diye bu cüretkâr adama çıkıştılar. Bunun üzerine Peygamberimiz:

-Ne olacak, ihtiyacı var ki soruyor dedikten sonra, bedeviye şöyle cevap verdi:

-“Allah’a ibadet eder, O’na hiçbir şeyi ortak koşmaz, namazı doğru kılar, zekâtı verir, Akrabalarını ziyaret edersin.( İşte bunları yaparsan cennete girersin). Artık deveyi bırak” buyurdu. (Buhari, Zekât, 1, Müslim, İman, 4)

Birbirinin mirasçısı olan akrabalar, Allah’ın kitabına göre birbirine daha yakındırlar.(Enfal, 8/75) Akrabalarla ilişkiyi kesmemek yani devam ettirmek yeryüzünü ıslah etmek gibi, ilişkiyi kesmek ise yeryüzünü ifsat etmek gibidir ve büyük günahtır. Kerim kitabımızda bu konuda: “ Onlar Allah’a verdikleri sözü pekiştirdikten sonra bozan, Allah’ın korunmasını emrettiği akrabalık bağlarını koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridirler” buyrulmaktadır. (Bakara, 2/27)

Demek oluyor ki, akrabalarla ilişkiyi kesmek, Allah’a verilen sözü bozmak ve yeryüzünde bozgunculuk yapmak kadar günah olan bir davranıştır. Bundan dolayı da akrabalarla ilişkiyi kesenler, hüsrana ve ziyana uğrayan kimselerdir. Çünkü “Kuranda “rahim” olarak adlandırılan akrabalık bağı, yüce Allah’ın rahmetinin eserlerindendir. Rabbimiz ona: “ Kim seni korursa ben de ona merhamet ederim, kimde seni koparırsa ben de ona olan ihsan ve rahmetimi keserim” buyurmuştur.

Sıla-i rahim görevini ihmal etmek, Allah’ın rahmetine talip olmamak demektir. Çünkü onu ihmal etmek Allah’ın rahmetinin üzerimizden kesilmesine neden olur. Bakın Peygamberimiz bu konuda ne buyuruyor:

Rahim Arşa tutunmuş, akrabalık arşın Rabbine sığınmış ve şöyle demiştir. “Beni görüp gözeteni Allah gözetsin, benimle ilgiyi kesenden de Allah rahmetini kessin.” (Müslim, Birr 8)

Buhari ve Müslim’de yer alan bir hadiste de Peygamberimiz: “Akrabası ile ilgisini kesen, cennete giremez” buyurmuştur.

Efendimiz hadislerinde: “Her Cuma gecesi inşan oğlunun amelleri Allah’a arz olunur. Ancak akrabası ile alakasını kesen kimsenin ameli kabul edilmez” buyurmuştur.(İbni Hanbel)

Enes (r.a.) de, Peygamberimizin şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

“Rızkının bol olmasını ve ömrünün uzamasını isteyen kimse, akrabalarını görüp gözetsin.” (Buhari, Büyü, 12, Müslim, Birr, 6)

Allah’ın ezelde takdir ettiği ömür uzamaz da, kısalmaz da. Buradaki uzamadan maksat, Allah’ın ilmi ezelisi ile insanların dünyada yapacakları ibadetleri, iyi iş ve amelleri bildiği için, böyle insanların bu iyi iş, amel ve ibadetlerinin hürmetine, ömürlerini artırarak takdir etmesidir. Yoksa ezelde takdir edilen ömrün, kişinin sonradan yapacağı ibadetleri, iyi iş ve amelleri nedeni ile uzaması söz konusu değildir. Bizler Allah’ın hakkımızda ezelde ne takdir ettiğini bilmediğimiz için Peygamberimizin konu ile ilgili teşviklerine uymamız uygun olacaktır.

Akrabalarımızın yoksul ve fakir olanlarını görüp gözetmek de “Sıla-i Rahim” kapsamındadır. Onun için zekât ve fitrelerimizi verirken yoksul olan akrabalarımıza öncelik vermemiz gerekir. Bu konuda Peygamberimiz,

“Yoksula bir şey vermek sadakadır. Akrabaya bir şey vermenin ise iki sevabı vardır. Birisi sadaka sevabı, diğeri de akrabayı görüp gözetme sevabıdır.”(Tirmizi, Zekât, 26) Başka bir hadislerinde de:

“Sadakanın en kıymetlisi, içinde düşmanlık hisleri taşıyan, fakat bunu açığa çıkaramayan akrabaya verilen sadakadır” buyurmuştur. (Münziri et- Tergib ve’Tergip, II, 37)

Böyle içinden düşmanlık besleyen akrabaya verilecek sadaka, onun düşmanlık hislerinden vaz geçmesine sebep olacağından dolayı, daha isabetli ve daha sevap olacaktır. Böylece bu akraba düşman gördüğü akrabaları hakkında içinden ben onlar hakkında ne düşünüyor ne yapıyorum, onlar benim hakkımda ne düşünüyor ne yapıyorlar diye düşünüp bir vicdan muhasebesi yaparak, yapıp ettiklerine pişman olup, onlarla dost olacaktır ve bu sadaka düşmanlığın kalkmasına, dostluğun tesisine sebep olmuş olacaktır inşallah.

Allah ( c.c.) bizleri, her konuda olduğu gibi, sıla-i rahim (Akrabaları ziyaret ve görüp gözetmek) konusunda da, Kendisinin emirlerine, Peygamberinin de sünnetine uygun hareket edenlerden eylesin. Konuya önemine binaen gelecek sohbetimizde devam edeceğiz inşallah.

Çorum’dan selam, sevgi, saygı ve dualarla.

NOT: Devam edecek

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
25°
açık
banner364

Gelişmelerden Haberdar Olun

@