27.08.2020, 00:02 99

AKRABAYA İYİ DAVRANMAK-1

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Akrabalık, aynı kandan gelen veya evlilikle birleşen kişiler arasında meydana gelen bağa denir. Akrabalık kan ve evlilik yollarıyla kurulduğu gibi, kanun yoluyla da kurulabilir. Bu bakımdan üç gurup akraba vardır. Kan yoluyla akrabalık, evlenme yoluyla akrabalık ve kanun yoluyla akrabalık.

Aynı kandan gelmeyen, fakat aynı aileye bağlı kimseler birbirlerinin üveyidirler. Çocuklu olarak evlenen kadının yeni kocası, eski kocasından olan çocuklarının üvey babası (babalığı), kendisi de yeni kocasının eski karısından olan çocuklarının üvey anası (analığı) olur. Keza bir aile evlatlık edinirse, evin erkeği o çocuğun üvey babası (babalığı), kadını da üvey anası (analığı) olur. İşte bu da kanun yoluyla akrabalıktır. (Masa ansiklopedisi, Hürriyet yay. S.27)

Dinimiz bütün insanlara, hatta hayvanlara bile iyi davranılmasını emreder. Tabii bu arada akrabalar arasında iyi ilişkilerin olmasına da büyük önem verir. Nitekim akraba ilişkileri anlamına gelen “Sıla-i Rahim” kavramı ile amca, hala, dayı, teyze ve bunların çocukları, kayın peder, kayın valide, kayın birader, baldız ve bunların çocukları gibi yakınlara karşı insanî, ahlâkî ve sosyal görevleri ifade edilir.

Bu bakımdan birçok âyet-i kerime ve hadis-i şerifte akrabalar ile ilişkilerin sürdürülmesi ve onların haklarının gözetilmesi emredilmektedir. Nitekim

“Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının..”(Nisa, 4/1)

“Allah, adaleti, ihsanı ve yakınlara yardım etmeyi emreder.” (Nahl, 16/90) ve

“Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yoksula haklarını ver..”(İsrâ, 17/26) anlamındaki âyetler ve

“Akrabalık bağını koparan, cezasını çekmeden cennete giremez.” (Buhari edep 11, Müslim Birr,18-19)

“Faziletli işlerin en üstünü senden ziyareti kesen akrabanı ziyaret ederek ilişkiyi sürdürmendir.” (Ahmet, ııı 438)

“Rızkının bol olmasını ve ömrünün uzun olmasını isteyen kimse, akrabalarını görüp gözetsin.”(Buhari, Büyü,12, Müslim, Birr, 6)   Anlamındaki hadisler, sıla-i rahmin (Akraba ilişkilerinin) önemini ve bu görevin nasıl yapılacağını ifade etmektedir.

Fıkhî açıdan bakıldığında, akrabalık ilişkilerini sürdürmek farz, akrabalık ilişkilerini koparmak ise haramdır. Onun için akrabalarını unutmayan ve onlarla ilişkilerini sürdüren kimse sevap, akrabalarını unutan ve onlarla ilişkilerini kesen imse de günah kazanmış olur.

Yüce Rabbimiz bir kutsi hadiste, akrabalık ilişkilerini sürdüren kişi ile ilişkiyi sürdüreceğini, akrabalık bağını koparan kimse ile ise, ilişkiyi keseceğini bildirmiştir. (Buhar, Edeb, 13)

Sıla-i rahim görevi genelde iki şekilde yapılır.

1-Akrabaları ziyaret etmek, maddi ve manevi yardımda bulunmak, sevinçli ve kederli günlerinde yanında olmak.

2-Akrabalara fiili veya sözlü olarak herhangi bir zarar vermemek, onları kötülememek, unutmamak ve dargın durmamak. (D.İ.B. Dini K. Sözlüğü s.593 Sıla-i rahim maddesi)

Dinimiz akrabalar arası iyi ilişkilere, akrabalık bağlarının kuvvetli olmasına, akrabalar arasında yardımlaşma, dayanışmanın, birlik ve beraberliğin daima canlı tutulmasına büyük önem vermiştir dedik. Öyle ki Rabbimiz Kuran-ı Kerimde, sebebi hayatımız olan anne ve babamıza iyilik yapmayı emrettikten sonra hemen, akrabalara iyilik yapmamızı emrediyor. Nitekim nisa suresinin 36. ayetinde mealen,

“Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anne- babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara (köle, cariye, hizmetçi ve benzerlerine) iyi davranın. Allah kibirlenen ve daima böbürlenip duranları sevmez” buyrulmaktadır.

Açıkça görüldüğü gibi âyet-i celile de Rabbimiz, birinci olarak kendisine ibadet edilmesini, hiçbir şeyin ortak koşulmamasını, ikinci olarak anne- babaya iyi davranılmasını ve üçüncü olarak da akrabalara iyi davranılmasını emrediyor.

Ayette anne-baba ve akrabalardan sonra iyilik yapılması gerekenler olarak toplumun hemen her kesimi zikrediliyor. Demek ki Müslümanlar olarak her şeyden önce Allah’a kulluğun gereği olan böyle bir ahlaka sahip olmamız gerekiyor. Yoksa kaba saba, zalim, haksız, cimri, geçimsiz, kendinden başkasını düşünmeyen ve herkese kötülük eden kimseler, yalnızca bazı ibadetleri yapmakla Allah katında makbul ve muteber bir kul olamazlar.

Dikkat edilirse Kerim kitabımızın sadece bu ayetine riayet edilse ve toplum hayatında herkes sadece bu ayetin hükümlerine göre davranarak yaşasa, o toplumda birlik, beraberlik, kardeşlik, yardımlaşma, dayanışma,  güven, toplumsal barış ve huzur ortamı oluşur, tabiri caiz ise kurt kuzu ile geçinir ve  toplumda bu gün yaşanan kargaşadan, karmaşadan eser kalmaz.

Şüphesiz ki Allah her yerdedir ve her halükârda her şeyi görüp gözetmektedir. İnsan başıboş yaratılmamıştır. Nerede ne zaman ve nasıl hareket edilirse edilsin, Allah onu görüp gözetmekte ve kirâmen kâtibin melekleri de O’nun emri ile kulun yaptıklarını, ettiklerini, söylediklerini, bütün hal ve hareketlerini en ince noktasına kadar sesli ve görüntülü olarak kulun kitabına kaydetmektedirler. Mahşer-i Kübra da ve büyük mahkemede kula bu kitabı verilerek oku kitabını denilecek, kişi dünyada yaptığı her şeyin en ince noktalarına kadar kitabında kayıtlı olduğunu görüp şaşıracaktır. Allah (c. c.) yardımcımız olsun. Âmin

Bu arada kişinin akrabaları ile olan ilişkilerini de tabii ki Allah (c.c.) görüp gözetlemektedir ve kulun hareketlerine göre durumunu değerlendirecektir. Nisa suresinin birinci ayetinde bu konuda Yaratanımız şöyle buyurmaktadır.

“Ey müminler! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden de birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının. Adını kullanarak bir birinizden dilekte bulunduğunuz Allah’tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde gözetleyicidir.”

SÜRECEK

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
25°
açık
banner364

Gelişmelerden Haberdar Olun

@