03.09.2020, 00:03 66

AKRABALARI GÖRÜP GÖZETMEK, SILA-İ RAHİMDİR-1

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Akrabalarımızın yoksul ve fakir olanlarını görüp gözetmek de “Sıla-i Rahim” kapsamındadır. Onun için sadaka, zekât ve fitrelerimizi verirken, yoksul olan akrabalarımıza öncelik tanımamız gerekir. Bu konuda Peygamberimiz:

“Yoksula bir şey vermek sadakadır. Akrabaya bir şey vermenin ise iki sevabı vardır. Birisi sadaka sevabı, diğeri de akrabayı görüp gözetme sevabıdır” buyurmuştur.(Tirmizi, Zekât, 26)

Başka bir hadislerinde ise Peygamber fendimiz:

“Sadakanın en kıymetlisi, içinde düşmanlık hisleri taşıyan, fakat bunu açığa çıkaramayan akrabaya verilen sadakadır” buyurmuştur. (Münziri et- Tergib ve’Tergip, II, 37)

Böyle içinden düşmanlık besleyen akrabaya verilecek sadaka, onun düşmanlık hislerinden vaz geçmesine sebep olacağından dolayı, daha isabetli ve daha sevap olur. Böylece bu akraba düşman gördüğü akrabaları hakkında içinden: “ Ben onlar hakkında ne düşünüyor ne yapıyorum, onlar benim hakkımda ne düşünüyor ne yapıyorlar” diye düşünüp bir vicdan muhasebesi yaparak, yapıp ettiklerine pişman olup, onlarla dost olacaktır ve bu sadaka düşmanlığın kalkmasına, dostluğun tesisine sebep olmuş olacaktır inşallah.

Bu sebeplerle Peygamberimiz (s.a.v.) Sahabelerden hayır yapmak isteyenleri, akrabalarına hayır yapmaya yönlendirirdi. Bu hayrın akrabalara yapılmasının kendilerine daha çok sevap kazandıracağını ve Allah’ı da daha çok memnun edeceğini söylerdi.

Enes ibni Malik hazretlerinin anlattığına göre, Medine’nin ve Ensar’ın zenginlerinden birisi olan Ebû Talha’nın (r.a.) en sevdiği malı Beyreha denilen bahçesiydi. Efendimiz bazen o bahçeye giderek tatlı suyundan içerdi. Ebû Talha, “En sevdiğiniz maldan sadaka vermedikçe iyiliğe eremezsiniz”(Ali İmrân, 3/92) mealindeki âyet-i kerime nazil olunca kalkıp Peygamberimize geldi:

-Ey Allah’ın Resûlü, Allah Teâlâ, “En sevdiğiniz maldan Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe eremezsiniz” buyuruyor. Benim en sevdiğim malım, Beyreha adındaki hurmalıktır. Onu Allah rızası için sadaka ettim. Allah katında onun hayrını ve âhiret azığı olmasını umuyorum. Ey Allah’ın Resûlü, Allah sana nasıl ilham ederse öyle yap, dedi. Peygamberimiz:

-”İyi yaptın senin için karlı bir maldır. Sözünü dinledim, Ben onu akrabalarına vermeni uygun görüyorum, buyurdu.” Ebû Talha:

-Uygun gördüğün gibi yapayım ey Allah’ın elçisi, dedi ve bahçeyi akrabasıyla amca çocukları arasında taksim etti. (Buhari, Zekât, 44; Müslim, Zekât 14)

Abdullah bin Mesûd (r.a.) ın eşi Zeynep es- Sakakafiyye (r.anha.) nin rivayetine göre, Peygamber efendimiz kadınların ziynetlerinden zekât vermelerini emredince, Zeynep eşine, “Sen fakir bir adamsın, mali durumun iyi değil, git Peygamberimize sor. Eğer sana ve çocuklarımıza harcadığım zekât yerine geçerse size, geçmezse zekâtımı başkalarına vereyim diyor. Abdullah da git kendin sor deyince gidip soruyor. Peygamberimiz Abdullah’ın malî durumunu bildiği için Zeynep’e:

“Senin için iki sevap vardır, biri akrabalık sevabı, diğeri de sadaka sevabıdır” buyurmuştur.

Aslında sıla-i rahimin en iyi tarafı, akrabalardan fakir ve yoksul olanları zaman zaman ziyaret ederek onlara yardım etmek ve geçim darlıklarını hafifletmektir, onlarla irtibatı kesmemektir.

Peygamberimiz buyurdu ki:

“Allah mahlûkatı yaratıp tamamlayınca, akrabalık bağı kalkarak şöyle dedi: Ya Rabbi! “ Burası akrabalık münasebetlerini kesmekten sana sığınanların makamıdır. “Cenab-ı Hak: Evet sana sıla yapana benim de sıla yapmama, senden alakayı kesenden benim de alakamı kesmeme razı olmaz mısın?” Akrabalık bağı evet razı olurum ey Rabbim dedi. Yüce Allah: “Bu sana verilmiştir” buyurdu.

Bundan sonra Allah Resulü, “İsterseniz şu âyetleri okuyun” dedi. Bu âyetlerde Rabbimiz şöyle buyuruyordu:

“Geri dönerseniz hemen yeryüzünde fesat çıkaracak, akrabalık bağlarınızı keseceksiniz, öyle mi? Onlar öyle kimselerdir ki Allah onları lânetlemiş, sağırlaştırmış ve gözlerini kör etmiştir…” (Muhammed, 47/22-23)[13]

Sıla-i rahim görevi o kadar önemlidir ki, onu ihmal edenden Allah Teâlâ hazretleri rahmetini keser. Bu konuda Peygamberimiz şöyle buyuruyor:

“Rahim Arş’a tutunmuş, akrabalık Arş’ın Rabbine sığınmış ve şöyle demiştir: “Beni görüp gözeteni, Allah görüp gözetsin, benimle ilgiyi kesenden de Allah rahmetini kessin.” (Müslim, Birr, 8)

Günümüzde insanların birbiriyle olan ilişkileri çok azaldı. Televizyon, telefon ve diğer bazı elektronik âletler insanların ilgisini başka alanlara çekmekte ve yönlendirmektedir. Aynı evde, hatta aynı odada oturan eşler birbiriyle konuşup anlaşmak ve dertleşmek yerine, ikisi de elindeki telefonda bulunan oyunla meşgul olmakta veya telefonun öbür ucundaki insanlarla konuşup anlaşmakta ve dertleşmektedirler.

Evlerde çocuklar bir birbirleriyle ve anne babalarıyla konuşmak yerine; telefon, televizyon veya tabletteki oyunla meşgul olmaktadırlar. Böylece aile bireylerinin arasındaki bu iletişimsizlik eşlerin arasında, anne-baba ve çocuklar arasında ve de çocukların kendi aralarında olması gereken sevgi, saygı, birlik, beraberlik, şefkat ve muhabbet duygularının aşınmasına ve aile fertlerinin arasında soğukluğa, sevgisizliğe, şefkat ve merhametsizliğe sebep oluyor. Hatta bu hal bazen, ailenin dağılmasına, eşlerin ve çocukların çeşitli şekillerde mağdur olmalarına da neden oluyor. Bu durumları hepimiz her gün TV ekranlarında görüyor, izliyor, dinliyor ve duyuyoruz.

bireyleri arasındaki bu iletişim kopukluğu maalesef akrabalar arasında da fazlasıyla söz konusudur. Akrabalar arasındaki iletişim kopukluğu, küslük, çekememezlik, haset ve kıskançlık da had safhadadır günümüzde. Hal bu ki seninle İlgisini Kesen Akrabalarla bile iyi ilişkiler içerisinde olmak dini bir görevdir.

(SÜRECEK)

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
23°
açık
banner303

Gelişmelerden Haberdar Olun

@