18.07.2014, 21:07 1680

ZEKAT VERMENİN TOPLUMSAL ÖNEMİ

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Zekat mali bir ibadettir, İslam’ın beş şartından birisidir. Zekat kelimesinin bir lügat bir de istilahi manası vardır.
Zekat, lügatte; temizlik, feyiz, bereket, artma ve çoğalma anlamlarına gelir. Nitekim Tevbe Suresi’nin 103. ayetinde mealen; “Onları arıtmak ve temizlemek için mallarından sadaka,(zekat)al” buyrulmaktadır. Burada zekat kelimesi görüldüğü gibi arıtmak ve temizlemek anlamına kullanılmıştır.
Zekat kelimesinin ıstılahı manası ise; “fakirin zenginin malında olan ve Allah’ın tayin ettiği hakkıdır.”
Nitekim Zariyat Suresi’nin 19. ayetinde mealen; “Zenginlerin mallarında fakir ve yoksullar için bir hak vardır” buyrulmaktadır. Burada da zenginin malında fakirin hakkı olduğu beyan edilmektedir.
Zenginlik insana Yüce Allah’ın bahşettiği büyük bir nimettir. Zekat ise bu nimete karşı Allah’ın açmış olduğu imtihanı şeytana ve nefsi emmareye karşı kazanmaktır. Nefis ve şeytan insanı daima Allah’a karşı isyana sürüklemeye çalışırlar. Şeytan insanı fakirlikle korkutur. İnsana, Allah’a isyan olan, günah ve çirkin olan her şeyi telkin ve tavsiye eder. Nitekim Bakara Suresi’nin 268. ayetinde mealen; “Şeytan sizi daima fakirlikle tehdit eder, korkutur (fakir olursunuz diye zekat vermenize mani olur) ve sizin cimri olmanızı emreder” buyrulmaktadır.
Zekat, Müslüman’ın sahibi olduğu şeylerden Allah rızası için vazgeçmesinin, feragat etmesinin, fedakarlıkta bulunmasının ve imanında ki samimiyetinin bir göstergesidir. Zekat vermek müminin hayatı, toplumun diğer fertleriyle paylaşmasının da gereğidir. Zaten helal mal kendi kazancımız olduğu kadar da, Allah’ın bir ikramıdır. Çünkü bireysel çalışmalarımız, her zaman kazanç getirmez. O nedenle zekat bir manada Allah’ın malımızdaki hakkıdır ve bu hakkın ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasıdır.
Zekat kelimesi Kur’an’da 37 yerde geçer. Bunlardan 18’inde dinin direği olan namazla beraber anılmıştır. Zaten namaz dinin direği, zekat ta İslam’ın köprüsüdür. Nitekim Peygamber Efendimiz bir hadislerinde; “Namaz dinin direğidir” başka bir hadislerinde de “Zekat İslam’ın köprüsüdür” buyurmuştur.
Zekat, toplum içinde ekonomik yönden, sosyal adaleti ve sosyal dengeyi sağlayan çok önemli bir dini müessesedir, bir manada sosyal sigortadır. Bu müesseseyi çalıştıran toplumda sermaye belirli ellerde toplanmaz. Bir yanda günlük ekmeğini bulamayan fakirler, öbür yanda da servetinin hesabını bilemeyen zenginler oluşmaz. Zekatın verildiği bir toplumda; zengin fakiri hor ve hakir görmez, fakir de zenginin malına göz dikmez.
“ Bir Müslüman’ın, İslamî çalışmalarının tam olması, zekatın verilmesi ile mümkündür” ve “Zekat veren el, onu alan elden üstün ve hayırlıdır” buyuran Resülüllah Efendimiz hadislerinde mealen; “Zekatı verilen mal karada ve denizde yok olmaz” ve “Mallarınızı, zekatını vererek koruyunuz” buyurmaktadır.
Müslüman, akıllı, baliğ, hür ve nisap miktarı mala sahip olan herkes, Allah’ın kesin emri olan zekatı vermekle sorumludur. Nisap miktarı mal ise, kişinin asıl ihtiyaçlarından fazla olarak sahip olacağı, 80.l8 gr.24 ayar altın veya bunun değerinde olan mal demektir.Sahip olunan ve hakiki veya hükmi olarak üreyici olması gereken bu malın üzerinden bir yıl geçince, (yani bu mal sahibinde bir yıl boyunca kalınca) o malın zekatı yüzde iki buçuk üzerinden hesaplanarak, her sene verilecektir.
Zekat ve fitre fakirin hakkıdır, fakire verilmelidir. Cami, okul, yol, köprü, hastane, Kur’an kursu v.s. yapımına verilemez, verilirse zekat verilmemiş olur.Bunun gibi kişi; annesine, babasına,dedesine, ninesine,çocuklarına, torunlarına ve eşine zekat ve fitresini veremez.Kardeşlerine, onların çocuklarına ve diğer akrabalarına verebilir, akraba fakire verilmesi de tavsiye edilmiştir.Nitekim Peygamber Efendimiz hadislerinde mealen; “ Zekatını hak sahibine vermeyen, hiç zekat vermemiş gibidir.” buyurmuştur.
Zekat vermenin, sayılamayacak kadar maddi ve manevi faydaları vardır. Zekat insanı; cimrilikten korur, mal hırsını kırar, toplumda itibarını artırır, kalbin katılaşmasını önler, zengini hayır yapmaya teşvik eder, fakire karşı olan merhameti canlandırır, verdiği zenginliğe karşı Allah’a şükretmeyi sağlar, fakiri ihtiyaç sahibi olmaktan kurtarır ve ona şahsiyet kazandırır, zengin fakir yakınlaşmasını ve çalışamayanların normal bir hayat sürmesini sağlar. Malı her çeşit tehlikeden korur, maddi ve manevi kirlerden temizler.Zekat; sermaye urunu ve stoku önler, malı bereketlendirir ve mükemmel bir sosyal sigortadır.
Zenginin fakirle kaynaşıp kucaklaşmasını temin eden zekat, aynı zamanda din kardeşliğini de tesis eder. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de mealen; “Eğer tevbe ederler, namaz kılarlar ve zekatı da verilerse, artık onlar sizin dinde kardeşlerinizdirler.” buyrulmuştur. Hz. Ebu Bekir (r.a)’in; “Zekatlık bir keçiyi dahi vermeyenlere savaş açarım” demesinin sebebi de,herhalde bundandır.
Kısaca; Allah’ın emri ve İslam’ın beş şartından birisi olan zekatın verildiği toplumlarda, kişilerin birbirine karşı kalplerinde birlik, beraberlik, kardeşlik ve paylaşma duyguları oluşur; fertler birbiriyle kucaklaşır, huzurlu bir yaşam ortamı meydana gelir.
Zekatın verilmediği toplumlarda sermaye uru meydana gelir, yani milli servet diyebileceğimiz sermaye, belirli ellerde toplanır. Böyle durumlarda, toplumun içinde bir tarafta Karun kadar zenginler varken, öbür tarafta da karnını doyuracak boş ekmek bulamayacak kadar fakirler vardır. Hal buki İslam tarihinde, zenginlerin mallarının zekatını verdiği bazı bölgelerde, zamanla zekat verecek fakirin kalmadığına şahit olunmuştur. Nitekim bir zamanlar; zenginlerinin, zekatlarını verdiği Habeşistan’ın valisi Şam valisine, şöyle bir mektup yazıyor. “Ben burada, zenginlerin zekatını topladım, fakat verecek fakir bulamıyorum, zekatları sana göndersem, Şam’ın fakirlerine dağıtır mısın?”. Mektubu okuyan Şam valisinin cevabı ise; “Ben de burada zekat verecek fakir bulamadığım için, zekat paraları ile köleleri, efendilerinden satın alarak hürriyetlerine kavuşturuyorum, Sen de öyle yap” şeklinde oluyor.
Öte yandan zekatı verilmeyen mal, sahibine dünyada mutluluk temin etse bile, ahrette sahibi için tam bir felakettir. Yazımızı Yaratanımızın bu konulara ışık tutan ve zekatla ilgili olan ayetleri ve Peygamber efendimizin de, konu ile ilgili hadisleri ile bitirelim.
Yüce Allah buyuruyor; “Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek, Allah yolunda harcamayanları, elim bir azapla müjdele”, “O gün bunlar,(zekatı verilmeyen mallar), cehennem ateşinde kızdırılacaklarda, onların (sahiplerinin) alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak ve işte bu kendiniz için biriktirip sakladığınız şeylerdir. Hadi tadın bakalım biriktirip sakladığınızı” denilecektir.(tevbe s.a.34-35), “Allah’ın fazl-u kereminden verdiği malını, cimrilik yaparak Allah yolunda sarf etmeyenler, bu malı kendileri için hayırlı sanmasınlar. Belki o (mal), şerdir. Allah yolunda harcanmayan mal, kıyamet günü (sahiplerinin) boyunlarına dolanacaktır.”(ali imra s.a.180).
“Malının zekatını vermeyen, kıyamet günü ateştedir” buyuran Peygamber Efendimiz, zekatı verilmeyen malın sahibinin boynuna dolanması olayını bir hadislerinde şöyle açıklamıştır. Ebu Hureyre’nin rivayet ettiği sahih hadiste; “Allah’ın verdiği malın zekatını vermeyen kimselerin bu malı, kıyamet günü başındaki saçları dökülmüş, iki tane çengelli zehir dişi bulunan kel bir yılan şekline girer ve sahibinin boynuna dolanır. Sonra da çengelli dişlerini adamın iki kulak altına saplayarak,‘ben senin dünyadaki yığıp biriktirdiğin malınım’ der.” buyurmuştur.
Zekatını verenlere Allah’ın maddi ve manevi sayısız müjdeleri vardır.Bunlardan sadec bir tanesi; “Mallarını Allah yolunda, gece gündüz, gizli ve aşikar olarak harcayanlar, Allah katında yaptıklarının karşılığını göreceklerdir.Onlar ne bir korku çekecekler ve nede üzüleceklerdir” şeklindedir.
Netice olarak zenginlik, Allah’ın bir lütfüdür. Onun şükrü malın zekatı verilerek yapılır.Zekatı verilen mal sahibi için dünya ve ahiret mutluluğu temin eder. Zekatı verilmeyen mal ise, sahibi için şer ve felaket kaynağıdır. Zekatını veren; malını telef olmaktan korur, onun şerrinden korunur, onunla dünya ve ahiret mutluluğunu bulur, içinde yaşadığı toplumun huzur ve mutluluğuna katkıda bulunmuş olur, cemiyetin içinde onurlu bir şahsiyet olur, kimsenin kem gözü onun malının üzerinde olmaz, o kişi Allah’ın yardımıyla, dünyada da ahrette de bunalmaz ve darda kalmaz.
Mübarek Ramazan ayının, zenginlerimizin mallarının zekatlarını vererek; fakir fukarayı, garip gurebayı, yoksulu yetimi, açı açığı görüp gözetmelerine en müsait zaman dilimi olduğu da unutulmamalıdır. Bu ayda Allah için verilene, yüce Allah kat kat fazlasını verir, bu da bilinmelidir.
Allah zenginlerimizi şükreden zenginlerden, fakirlerimizi de sabreden fakirlerden eylesin.
Ankara’dan selam, saygı ve dua ile.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
19°
parçalı az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 05:01
Güneş 06:25
Öğle 12:37
İkindi 15:58
Akşam 18:38
Yatsı 19:57

Gelişmelerden Haberdar Olun

@