10.08.2012, 00:00 267

ZEKAT VERMENİN ÖNEMİ

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Zekat  mali bir ibadettir, İslam’ın beş şartından da birisidir. Zekat kelimesinin bir lügat bir de ıstılahi manası vardır.

Zekat, lügatte; temizlik, feyiz, bereket, artma ve çoğalma anlamlarına  gelir. Nitekim Tevbe Suresi’nin 103. ayetinde mealen; “Onları arıtmak ve temizlemek için  mallarından sadaka,(zekat) al”  buyurulmaktadır. Burada zekat kelimesi görüldüğü gibi  arıtmak ve temizlemek anlamına gelmiştir.

Zekat kelimesinin ıstılahı manası ise; “fakirin zenginin malında olan ve Allah’ın tayin ettiği hakkıdır.”

Nitekim Zariyat Suresi’nin 19. ayetinde mealen; “Zenginlerin mallarında fakir ve yoksullar için bir hak vardır” buyurulmaktadır. Burada da zenginin malında fakirin hakkı olduğu beyan edilmektedir.

Zenginlik insana Yüce Allah’ın bahşettiği büyük bir nimettir. Zekat ise bu nimete karşı Allah’ın açmış olduğu imtihanı şeytana ve nefsi emmareye karşı kazanmaktır. Nefis ve şeytan insanı daima Allah’a karşı isyana sürüklemeye çalışırlar. Şeytan insanı fakirlikle korkutur. İnsana,  Allah’a isyan olan, günah ve çirkin olan herşeyi telkin ve tavsiye eder. Nitekim Bakara Suresi’nin 268. ayetinde mealen; “Şeytan sizi daima fakirlikle tehdit eder, korkutur (fakir olursunuz diye zekat vermenize mani olur) ve  sizin cimri olmanızı emreder” buyrulmaktadır.

Zekat, müslümanın sahibi olduğu şeylerden Allah rızası için vaz geçmesinin, feragat etmesinin  fedakarlıkta bulunmasının ve imanında ki samimiyetinin bir göstergesidir. Zekat vermek müminin hayatı toplumun diğer fertleriyle paylaşmasının da gereğidir. Zaten helal mal kendi kazancımız olduğu kadar da, Allah’ın bir ikramıdır. Çünkü bireysel çalışmalarımız,her zaman kazanç getirmez. O nedenle zekat bir manada Allah’ın malımızaki hakkıdır ve bu hakın ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasıdır.

Zekat kelimesi Kur’an’da 37 yerde geçer. Bunlardan 18’inde dinin direği olan namazla beraber anılmıştır. Zaten namaz dinin direği, zekatta İslam’ın köprüsüdür. Nitekim Peygamber Efendimiz bir hadislerinde; “Namaz dinin direğidir” başka bir hadislerinde de “Zekat İslam’ın köprüsüdür” buyurmuştur.

Zekat, toplum içinde ekonomik yönden, sosyal adaleti ve sosyal dengeyi sağlayan çok önemli bir dini müessesedir,bir  manada sosyal sigortadır.   Bu müesseseyi çalıştıran toplumda sermaye belirli ellerde toplanmaz. Bir yanda günlük ekmeğini bulamayan fakirler, öbür yanda da servetinin hesabını bilemeyen  zenginler oluşmaz. Zekatın verildiği bir toplumda; zengin fakiri hor ve hakir görmez, fakir de zenginin malına göz dikmez.

“Bir müsiümanın, İslamî çalışmalarının tam olması, zekatın verilmesi ile mümkündür”ve “Zekat veren el, onu alan elden üstün ve hayırlıdır” buyuran Rasulüllah Efendimiz hadislerinde   mealen; “Zekatı verilen mal karada ve denizde yok olmaz”  ve “Mallarınızı, zekatını vererek koruyunuz” buyurmaktadır.

Müslüman,akıllı,balıg,hür ve nisap miktarı mala sahip olan herkes, Allah’ın kesin emri olan zekatı vermekle sorumludur.Nisap mitarı mal ise, kişinin asıl ihtiyaçlarından fazla olarak sahip olacağı, 80.l8 gr.24 ayar altın veya bunun değerinde olan mal demektir.Sahip olunan ve hakiki veya hükmi olarak üreyici olması gereken  bu malın üzerinden bir yıl  geçince, (yani bu mal sahibinde bir yıl boyunca kalınca) o malın zekatı yüzde iki buçuk üzerinden hesaplanarak, her sene verilmelidir.

Zekat ve fitre fakirin hakkıdır, fakire verilmelidir. Cami,okul,yol,köprü,hastane, Kur’an kursu v.s. yapımına verilemez, verilirse zekat verilmemiş olur.Bunun gibi kişi; annesine, babasına,dedesine, ninesine,çocularına, torunlarına ve eşine zekat ve fitresini veremez.Kardeşlerine, onların çocukların ve diğer akrabalarına verbilir, akraba fakire  verilmesi de tavsiye edilmiştir.Nitekim Peygamber Efendimiz hadislerinde mealen; “ Zekatını hak sahibine vermeyen, hiç zekat vermemiş gibidir.” buyurmuştur.

Zekat vermenin, sayılamıyacak kadar maddi ve manevi faydaları vardır. Zekat insanı; cimilikten korur,mal hırsını kırar,toplumda itibarını artırır,kalbin katılaşmasını önler,zengini hayır yapmaya teşvik eder, fakire karşı olan merhameti canlandırır, verdiği zenginliğe  karşı Allah’a şükretmeyi sağlar, fakiri ihtiyaç sahibi olmaktan kurtarır ve ona şahsiyet kazandırır, zengin fakir yakınlaşmasını ve çalışamıyanların normal bir hayat sürmesini sağlar,malını her çeşit tehlikeden korur, maddi ve manev kirlerden temizler.Zekat; sermaye urunu ve sıtoku da önler, malı bereketlendirir ve mükemmel bir sosyal sigortadır.

Zenginin fakirle kaynaşıp kucaklaşmasını temin eden zekat, aynı zamanda din kardeşliğini de tesis eder. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de mealen; “Eğer tövbe ederler, namaz kılarlar ve zekatı da verilerse, artık onlar sizin dinde kardeşlerinizdirler.” buyrulmuştur. Hz. Ebu Bekir (r.a)’in; “Zekatlık bir keçiyi dahi vermeyenlere savaş açarım” demesinin sebebi de,herhalde bundandır.

Kısaca; Allah’ın emri ve İslam’ın beş şartından birisi olan zekatın verildiği toplumlarda, kişilerin birbirine karşı kalplerinde birlik, beraberlik, kardeşlik ve paylaşma duyguları oluşur; fertler birbiriyle  kucaklaşır, huzurlu bir yaşam ortamı meydana gelir.

Zekatın verilmediği toplumlarda sermaye uru meydana gelir, yani milli servet diyebileceğimiz sermaye, belirli ellerde toplanır. Böyle durumlarda, toplumun içinde bir tarafta Karun kadar zeginler varken, öbür tarafta da karnını doyuracak boş ekmek bulamayacak kadar fakirler vardır. Halbu ki İslam tarihinde, zenginlerin mallarının zekatını verdiği bazı bölgelerde, zamanla zekat verecek fakirin kalmadıgına  şahit olunmuştur. Nitekim bir zamanlar; zenginlerinin, zekatlarını verdiği Habeşistanın  valisi Şam valisine, şöyle bir mektup yazıyor. “Ben burada, zenginlerin zekatını topladım, fakat verecek fakir bulamıyorum,  zekatları sana  göndersem, Şam’ın fakirlerine dağıtır mısın?”. Mektubu okuyan Şam valisinin cevabı ise; “Ben de burada zekat verecek fakir bulamadığım için, zekat paraları ile köleleri, efendilerinden  satın alarak hürriyetlerine kavuşturuyorum, Sen de öyle yap” şeklinde oluyor. 

Öte yandan zekatı verilmeyen mal, sahibine dünyada mutluluk tamin etse bile, ahirette sahibi için tam bir felakettir. Yazımızı Yaratanımızın  bu konulara ışık tutan ve zekatla ilgili olan ayetleri ve Peygamber efendimizin de, konu ile ilgili  hadisleri ile bitirelim.

Yüce Allah buyuruyor; “Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek,Allah yolunda harcamayanları, elim bir azapla müjdele”, “O gün bunlar,(zekatı verlmeyen mallar), cehennem ateşinde kızdırılacaklarda, onların (sahiplerinin) alınları,böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak ve işte bu kendiniz için biriktirip sakladığınız şeylerdir. Haydi tadın bakalım biriktirip sakladığınızı” denilecektir.(tevbe s.a.34-35), “Allah’ın fazl-u kereminden verdiği malını, cimrilik yaparak Allah yolunda sarf etmeyenler, bu malı kendileri için hayırlı sanmasınlar.Belki o (mal), şerdir.Allah yolunda harcanmayan mal, kıyamet günü (sahiplerinin) boyunlarına dolanacaktır.”(ali imra s.a.180).

“Malının zekatını vermeyen, kıyamet günü ateştedir” buyuran Peygaaaaaamber Efendimiz, zekatı verilmeyen malın sahibinin boynuna dolanması olayını bir hadislerinde şöyle açıklamıştır.  Ebu Hureyrenin rivayet ettiği sahih hadiste; “Allah’ın verdiği malın zekatını vermeyen kimselerin bu malı, kıyamet günü başındaki saçları dökülmüş, ikitane çengelli zehir dişi bulunan kel bir yılan şekline girer ve sahibinin boynuna dolanır. Sonra da çengelli dişlerini adamın iki kulak altına saplayarak,‘Ben senin dünyadaki yığıp biriktirdiğin malınım’ der.” buyrulmuştur.

Zekatını verenlere Allah’ın maddi ve manev sayısız müjdeleri vardır.Bunlardan sadec bir tanesi; “Mallarını Allah yolunda, gece gündüz, gizli ve aşikar olarak harcayanlar, Allah katında yaptıklarının karşılığını göteceklerdir.Onlar ne bir korku çekecekler ve nede üzüleceklerdir” şeklindedir.     

Netice olarak zenginlik, Allah’ın bir lutfudur.Onun şükrü malın zekatı verilerek yapılır.Zekatı verilen mal sahibi için dünya ve ahret mutluluğunu temin eder, zekatı verİlmeyen mal ise, sahibi için şer ve felaket kaynagıdır.Zekatını veren; malını telef olaktan korur, onun şerrinden korunur, onunla dünya ve ahret mutluluğunu bulur, içinde yaşadığı toplumun huzur ve mutluluğuna katkıda bulunmuş olur, cemiyetin içinde onurlu bir şahsiyet olur, kimsenin kem gözü onun malının üzerinde olmaz, O kişi Allah’ın yardımıyla, dünyadada ahirettede bunalmaz ve darda kalmaz.

Mubarek Ramazan ayının, zenginlerimizin mallarının  zekatlarını vererek; fakir fukarayı, garip gurabayı, yoksulu yetimi, açı açıgı görüp gözetmelerine en müsait zaman dilimi olduğu da unutulmamalıdır.Bu ayda Allah için verilene,yüce Allah kat kat fazlasını verir, bu da bilimelidir.

Allah zenginlerimizi şükreden zenginlerden, fakirlerimizi de sabreden fakirlerden eylesin.

Selam, saygı ve dua ile.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
19°
parçalı az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 05:01
Güneş 06:25
Öğle 12:37
İkindi 15:58
Akşam 18:38
Yatsı 19:57

Gelişmelerden Haberdar Olun

@