17.08.2021, 22:57 76

YÜZLEŞME ŞARLATANLARI (2)

İsmail HABOĞLU

İsmail HABOĞLU


Dünkü yazımızda; “Son yıllarda bir  “yüzleşelim” edebiyatı aldı başını gidiyor. 
Olur olmaz her yerde, ilgili ilgisiz her ortamda biri ya da birileri çıkıp, “tarihimizle yüzleşmeliyiz…” diyor.
Ülkeyi (kendi cahil aklına göre) kendince dönüştürmek isteyenler, bilinçli ve sistematik olarak, tarihi çarptırıyor; kahramanları hain, hainleri kahraman gibi gösteriyor.” dedik, bu konudaki düşüncelerimizi anlattık.
Kaldığımız yerden devam ediyoruz.
… …
Elde yok avuçta yok.
Genç Türkiye Cumhuriyeti, yoklukla mı mücadele edecek, ekonomisini mi düzeltecek, örgütlenmeye mi ağırlık verecek, yoksa biri bitmeden diğeri başlayan isyanlarla mı uğraşacak?
Dersim, sadece o günlerde değil ki; 1704 yılından beri isyan halinde…
91 aşiret var Dersim’de…(1)
Dersimli (2) bulunduğu coğrafyanın ve kendini bir türlü kurtaramadığı feodal düzenin esiri… Ağalar ne derse o oluyor Dersim’de. Vergiyi de, salmayı da ağalar toplayıp, ceplerine indiriyor.
*     *    *
1754, 1785, 1796’lı yıllar,  eşkıyalığın bölgede en yoğun yaşandığı yıllar.
Osmanlı da isyan eden aşiretlerin başka bölgelere iskânına, karar veriyor. 
1796 yılında, Dersimli eşkıyaların ileri gelenlerinin başları kesilip, İstanbul’a, dönemin padişahının ayakları önüne seriliyor.
Cumhuriyet döneminde olduğu gibi Osmanlı Döneminde de; Dersim’de, sürekli tedip (ıslahat) ve tenkil (sindirme, uslandırma) harekâtları yapılıyor. Ama bütün bu yapılanların etkisi, sadece birkaç yıl sürüyor. 
İflah olmaz Dersim Aşiretleri, ilk fırsatta tekrar soygun ve talana başlıyor; engellenince de isyana… 
Çünkü Dersimlinin, tarıma uygun olmayan bu sarp arazilerde yapacağı başka hiçbir şey yok. 
Nuri Dersimi gibi, Koçgiri Aşireti Reisi Alişer Bey gibi o dönemin Zaza/Kürt aydınları, 400 yıldır her türlü otoriteden uzak, başına buyruk yaşamış bu aşiretlerin ileri gelenlerinin beyinlerini yıkayıp,  istedikleri gibi yönlendirmesini iyi beceriyorlar.
Bir de yöre halkının ağzına, dış mihraklar tarafından 1920 Sevr Anlaşmasının 62. Maddesiyle çalınmış bir parmak bal var. 
Bu maddede; “…Kürt Halkının Türkiye’den ayrılarak bağımsız olma arzusunda bulunduğu ve eğer Milletler Cemiyeti’ne başvurulursa ve Milletler Cemiyeti de halkın bağımsızlığı gerçekleştirecek güçte olduğuna kanaat getirirse, bunun uygulanmasını Türkiye’ye tavsiye edecektir…” deniyor.
Ajanlar, yerli işbirlikçileriyle birlikte, aşiretleri, sürekli; “Sevr’de, lehinize böyle bir hüküm varken, sırtınız yere gelmez…” telkinleriyle dolduruyorlar.
Hal böyle olunca Dersim’i ve Dersimliyi zaptı rapta almak mümkün olmuyor.
*     *    *
Dersim sert bir coğrafya. Munzur Dağları, Şeytan Dağları, Palandöken Dağları doğal bir sur, doğal bir kalkan gibi . 
Munzur Suyu, Murat, Karasu ve Büyüksu ile çevrili Dersim, bu delice akan nehirlerin ve onları besleyen derelerin ortasında ada gibi kalıyor. Çevresindeki dik yamaçlar, derin vadilerle yarılıyor, birbirinden dar boğazlarla ayrılıyor. Küçük, büyük binlerce mağara, bölgenin aşiretleri için bulunmaz sığınak yerleri oluşturuyor.
Eşkıya vurup, kırıp, uçsuz bucaksız sarp dağlardaki bu mağaralara çekiliyor.
Böyle bir bölgede düzenli bir ordunun savaşması mümkün değil. Hele hele büyük bir harpten yorgun, bitap bir şekilde çıkmış bir ordunun, olağan savaş yöntemleriyle böyle bir gerilla savaşından galip çıkması hiç mümkün değil.
Genç Türkiye Cumhuriyeti, çaresiz uçaklarını devreye sokuyor.
Sonrası malum…
*     *    *
Şimdi, hadi gelin yüzleşelim…
Dersim bu…
Dersimli de bu…
Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin içinde bulunduğu koşullar da böyle…
Bu durumda, ne yapabilirdi de yapmadı Genç Türkiye Cumhuriyeti?
Genç Türkiye Cumhuriyeti, bunca devasa sorunları varken, bunlarla büyük bir sıkıntı ve yokluk içersinde mücadele ederken, durduk yere, laf olsun diye mi girdi Dersim’e?
Dersim Halkı çok masumdu da; Devlet yok yere mi bu tatsız olayları yaşadı ve yaşattı?
Dönemin sömürgeci güçlerine ve harami kılıklı aşiretlere karşı; “Tamam… Kabul… Pes…” mi demeliydi?
“Verdim gitti vatan topraklarının bu parçasını size…” mi demeliydi?
… …
Evet, doğrudur;  onulmaz acılar yaşanmış ve yaşatılmıştır bu topraklarda.
Evet, doğrudur;  Aleviler; sadece bu olaylar nedeniyle değil; asırlar boyunca bu coğrafyanın en çok mağdur edilen, en çok kıyıma uğratılan kesimidir.
Evet, doğrudur; kurunun yanında pek çok da yaş yanmıştır. Aileler bölünmüş, parçalanmıştır.
Ama kabul edilmelidir ki; bu bir harp halidir. Olmak ya da olmamak mücadelesidir.
Savaş olan her yerde acı vardır, keder vardır, hüzün vardır. Doğrular kadar, yanlışlar da vardır.
Benzeri acılar, diğer savaşlarda, diğer isyanlarda da (karşılıklı olarak) yaşanmış ve yaşatılmıştır.
Bundan böyle, bu tür acıların yaşanmamasına çaba göstermek, herkesin görevi olmalıdır.
Ama bütün bunlar; tam 400 yıldır, ayaklanmayı huy haline getirmiş yöre insanlarını, bu huyundan vazgeçirmek için gereğini yapmak durumunda kalan devlete, böyle densiz üsluplarla saldırmayı da gerektirmez.
Tek yönlü duygudaşlık (empati) olmaz; duygudaşlık, çift yönlüdür. Taraflar olaya böyle yaklaşmalıdır.
Bu coğrafya çok özel bir coğrafyadır. Bu coğrafyada acı ve çığlık, hiçbir zaman eksik olmamıştır. 
Ama artık olmalıdır…
Geçmiş acıları kaşımak, taraflara hiçbir şey kazandırmaz.
Olası acılara, olası çığlıklara neden olabilecek tavır, davranış ve söylemlerden özenle kaçınılmalıdır.
O nedenle, başta siyasetçiler ve yöneticiler olmak üzere, herkes ağzından çıkan sözlere, kaleminden dökülen sözcüklere dikkat etmek zorundadır.
Hele o kişi devleti yönetiyorsa, daha çok dikkat etmek durumundadır.

(1) Dersim, gümüş ve demir madenlerinin yatağı olarak biliniyor. O nedenle yöreye, “gümüş kapı” anlamında “Der-Sim” denmiş. 
(2) Zaza ve Alevi Kürtlerin asli kimlikleri Türkmen’dir.
Zazalar, Orta Asya’dan Hazar yolunu izleyerek gelmiş, daha ana yurtlarındayken yarı Türkçe, yarı Farısice konuşan bir Türk boyudur. Yeni yurtlarında (Dersim’de) Dicle boyundan gelen ve Kırmanç denilen ve yine Farisi bozması bir dille konuşan halkların etkisiyle anadillerinden ve karakterlerinden tamamen uzaklaşmışlardır.
(3) Dersim Yöresinde sadece Zazalar değil, Ermeniler de yaşıyor. Ermeni Tehciri sonrası bazı Ermenilerin, Kürt kisvesi altında yörede kaldıkları, anadillerini bırakıp, Zazaca ve Kürtçe konuştukları biliniyor.
(4) Türkiye Cumhuriyeti ilk Kürt İsyanı 1924 Nasturi ayaklanmasıyla yaşanıyor. Onu 1925 Şeyh Sait, 1925 Raçkotan, 1925-37 Sason, 1926 Birinci Ağrı, 1927 Mutki, 1927 İkinci Ağrı, 1927 Bicar, 1929 Asi Resul, 1929 Şeyh Abdülkadir,  1930 Mayıs’ı Savur, 1930 Haziran’ı Zilan, 1930 Temmuz’u Oramar, 1930 Eylül’ü Üçüncü Ağrı, yine 1930 Eylül’ü İkinci Berzenci, 1930 Kasım’ı Pülümür ve 1937 İkinci Sason İsyanları…                                                                                                       
 

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
12°
açık
banner364
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 37 81
2. Fenerbahçe 37 70
3. Konyaspor 37 67
4. Başakşehir 37 62
5. Alanyaspor 37 61
6. Beşiktaş 37 58
7. Antalyaspor 37 58
8. Karagümrük 37 57
9. Adana Demirspor 37 52
10. Sivasspor 37 51
11. Galatasaray 37 51
12. Kasımpaşa 37 50
13. Hatayspor 37 50
14. Kayserispor 37 47
15. Giresunspor 37 45
16. Gaziantep FK 37 43
17. Rizespor 37 36
18. Altay 37 34
19. Göztepe 37 28
20. Ö.K Yeni Malatya 37 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 35 67
2. Ümraniye 35 67
3. Bandırmaspor 35 61
4. İstanbulspor 35 59
5. Erzurumspor 35 58
6. Eyüpspor 35 54
7. Manisa Futbol Kulübü 36 49
8. Tuzlaspor 35 49
9. Samsunspor 35 48
10. Gençlerbirliği 35 48
11. Keçiörengücü 35 48
12. Boluspor 35 47
13. Denizlispor 35 46
14. Altınordu 35 45
15. Adanaspor 35 45
16. Bursaspor 35 41
17. Kocaelispor 35 41
18. Menemen Belediyespor 35 38
19. Balıkesirspor 35 12
Takımlar O P
1. M.City 37 90
2. Liverpool 37 89
3. Chelsea 37 71
4. Tottenham 37 68
5. Arsenal 37 66
6. M. United 37 58
7. West Ham United 37 56
8. Wolverhampton Wanderers 37 51
9. Leicester City 37 49
10. Brighton 37 48
11. Brentford 37 46
12. Newcastle 37 46
13. Crystal Palace 37 45
14. Aston Villa 37 45
15. Southampton 37 40
16. Everton 37 39
17. Burnley 37 35
18. Leeds United 37 35
19. Watford 37 23
20. Norwich City 37 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 37 85
2. Barcelona 37 73
3. Atletico Madrid 37 68
4. Sevilla 37 67
5. Real Betis 37 64
6. Real Sociedad 37 62
7. Villarreal 37 56
8. Athletic Bilbao 37 55
9. Osasuna 37 47
10. Celta Vigo 37 46
11. Valencia 37 45
12. Rayo Vallecano 37 42
13. Espanyol 37 41
14. Getafe 37 39
15. Elche 37 39
16. Granada 37 37
17. Mallorca 37 36
18. Cadiz 37 36
19. Levante 37 32
20. Deportivo Alaves 37 31

Gelişmelerden Haberdar Olun

@