13.05.2020, 00:01 84

YUNANİSTAN İLE İLGİLİ SORUNLARIMIZ (V) - DİĞER ÖNEMLİ SORUNLAR !-1

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Bundan önceki yazılarımda Yunanistan ile yaşadığımız sorunlarımızın ana nedenlerinin Ege Denizi ve Akdeniz’de komşu olmamızdan kaynaklandığını belirtmiştim. Bu komşuluk nedeniyle Ege’de Karasuları, Kıta Sahanlığı ve Akdeniz’de Münhasır Ekonomik Bölge sorunlarının neler olduğunu bu yazılarımda sizlerle detaylı olarak paylaşmıştım. Son yazımda da Libya ile 27.11.2019 – tarihinde imzalanan MEB Anlaşmasının sürekliliğinin sağlanmasının Türkiye açısından stratejik bakımdan ne kadar önemli olduğunu anlatmıştım. Bu sorunlarla ilgili bir kaç yazı daha yazabilirdim ama aktardığım bilgilerin şimdilik yeterli olduğunu düşünüyorum.

Yunanistan ile olan sorunlarımız bunlarla sınırlı değil ve bilhassa Ege’de çok daha başka sorunlar var. Bu sorunları Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı sitesindeki “ Ege Sorunlarının Çözümü Konusunda Türkiye’nin Görüşleri” başlıklı bölümden aynen (italik yazı) alarak, kısa açıklamalar yaparak sizlerle paylaşıp bu konu ile ilgili yazılarıma son vermeyi istiyorum.

Adaların silahlandırılması:

Ege sorunlarının bir diğeri 1923 Lozan Antlaşması, 1947 Paris Antlaşması ve konuyla ilgili diğer uluslararası belgeler çerçevesinde Doğu Ege Adaları’nın silahsızlandırılmış statüsüdür

Doğu Ege Adaları, 1923 Lozan Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması da dahil olmak üzere bazı uluslararası antlaşmalarla silahsızlandırıldı.

Halen yürürlükte olan ve dolayısıyla Yunanistan’ı yasal olarak bağlayan bu uluslararası anlaşmalar, Doğu Ege Adaları’nın silahlandırılmasını yasaklıyor ve Yunanistan’a yasal yükümlülükler ve sorumluklar da getiriyor.

Bununla birlikte, Yunanistan Türkiye’nin itirazlarına rağmen uluslararası hukuk çerçevesinde taahhütlerini ve antlaşmalardan doğan yükümlülüklerini ihlal ederek 1960’lardan beri adaları silahlandırıp Doğu Ege Adaları’nın silahsızlandırılmış statüsüne aykırı hareket ediyor.

Diğer taraftan Yunanistan, 1993’te Uluslararası Adalet Divanının zorunlu yargı yetkisini kabul ederken, “ulusal güvenlik çıkarları” ile ilgili askeri önlemlerden kaynaklı hususlara dair Divanın zorunlu yargı yetkisine çekince koydu. Yunanistan bu şekilde adaların silahlandırılmasıyla ilgili bir tartışmanın Uluslararası Adalet Divanına gitmesini engellemeyi hedefledi. Bu durum, Yunanistan’ın anlaşma yükümlülüklerini ihlal ettiğinin Yunanistan tarafından zımnen kabul edilmesi anlamına geliyor.

Ege Denizi’nde egemenliği açık olarak Yunanistan’a bırakılmayan birçok adacıkların işgali:

Ege’de bir başka temel sorun, bazı coğrafi formasyonların yasal statüsüyle ilgili.

Ege’deki bazı coğrafi formasyonların hukuki statüsüyle ilgili anlaşmazlık konusu esas itibarıyla, antlaşma yorumuna dair bir uyuşmazlık.

Bu uyuşmazlık, belli coğrafi formasyonların hukuki statüsü ve Ege’deki statükoyu belirleyen antlaşma hükümleri çerçevesinde bu formasyonların üzerindeki egemenliğin aidiyetiyle ilgili.

Böylelikle tartışma, ilgili ve geçerli uluslararası enstrümanların egemenlikle ilgili hükümlerinin anlamı, kapsamı ve hukuki sonucuyla ilişkili, tarafların birbirinden farklı yorumlarından doğan iddiaların bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Türkiye, uluslararası alanda geçerliliği olan enstrümanlarla açık bir biçimde Yunanistan’a bırakılmış adalar, adacıklar ya da bu tür formasyonlar üzerinde herhangi bir hak iddia etmiyor. Ancak Ege Denizi’nde egemenliği açık olarak Yunanistan’a bırakılmayan birçok adacık ve coğrafi formasyon olduğu da tartışmasız bir gerçek.

Bu tartışmalı coğrafi formasyonlardan bazıları, Türkiye’nin Ege Denizi sahillerine çok yakın. Aslında bu mesele, iki ülke arasındaki deniz sınırlarının belirlenmesinin önündeki engellerden biri.

Uçuş Bilgi Bölgesi - FIR hattı:

Ege sorunlarından bir diğeri, Yunanistan’ın uluslararası hukuka aykırı olarak ulusal hava sahasının 10 deniz mili genişliğinde olduğunu iddia etmesi ve Uçuş Bilgi Bölgesi (FIR) sorumluluğunu istismar etmesi.

Yunanistan’ın 10 deniz mili genişliğinde ulusal hava sahası iddiası Ege hava sahası anlaşmazlığının temelini oluşturuyor. Bu ihtilafın ana nedenleri, Uçuş Bilgi Bölgesi sorumluluğunun Yunanistan tarafından ısrarla istismar edilmesi ve Yunanistan’ın kara suları genişliğinin 6 deniz mili olmasına karşın, ulusal hava sahası genişliğinin 10 deniz mili olduğuna yönelik iddiası. Uluslararası hukuka göre, bir ülkenin kara suları genişliği aynı zamanda o ülkenin ulusal hava sahasının genişliğini de belirliyor. Yunanistan 1931’de, o tarihte kara sularının genişliği 3 deniz mili olmasına karşın, ulusal hava sahasını 10 deniz mili olarak deklare etti. Yunanistan daha sonra 1936 yılında kara sularını günümüzde uyguladığı 6 deniz miline çıkardı. Bu nedenle Yunanistan’ın ulusal hava sahasının 10 deniz mili olduğu iddiasının uluslararası hukuk çerçevesinde savunulabilir bir yanı yok. Yunanistan’ın 6 deniz mili genişliğindeki kara suları ile 10 deniz mili olarak deklare ettiği ulusal hava sahası arasında kalan saha, uluslararası hava sahası. Yunanistan’ın 10 deniz mili genişliğindeki hava sahası iddiası ne uluslararası alanda ne de Türkiye tarafından tanınıyor.

Arama ve kurtarma faaliyetleri sahaları:

Arama Kurtarma (SAR) faaliyetleri de Ege sorunlarından biri.

Denizde Arama Kurtarma faaliyetleri, 1979 tarihli Denizde Arama Kurtarmaya ilişkin Uluslararası Sözleşme (Hamburg Sözleşmesi) ile düzenlendi.

Hamburg Sözleşmesi’ne göre, ilgili taraflar arasında anlaşma yoluyla arama ve kurtarma sahaları belirlenemediği takdirde taraflar, böyle bir anlaşma yapılana kadar arama ve kurtarma hizmetlerinin kapsamlı koordinasyonu için çaba sarf edecek. Türkiye’nin çağrılarına rağmen Ege’de böyle bir koordinasyon kurulamadı.

(SÜRECEK)

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
17°
az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 20 Eylül 2020
İmsak 04:54
Güneş 06:19
Öğle 12:39
İkindi 16:05
Akşam 18:48
Yatsı 20:08

Gelişmelerden Haberdar Olun

@