05.08.2011, 00:00 125

YÜKSEK EĞİTİM VE GENÇLERİMİZ HAKKINDA DEĞERLENDİRMELERİM !

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Türkiye'de çalışan yabancı akademisyenlerin öğrencileri olan Türk gençleri hakkında değerlendirmelerini daha önceki yazımda sizlerin değerlendirmenize sunmuştum.Bugünkü yazımda aynı konuda bir öğretim üyesi olarak şahsi görüşlerimi sizinle tartışmayı istiyorum.

*      *      *

Bana göre yüksek tahsile başlayan gençlerin  birkaç yıl öncesine kadar(liselerin 11 yıl olduğu dönem) çalışkanlıklarını etkileyen en önemli sorunu ailelerinden ayrılarak çok genç yaşta geldikleri yabancı bir diyarda buluğ çağlarını yaşamalarıdır.Bu dönemi, onlar evden ve aileden uzakta tahsil gördükleri şehirde yalnız ve serbest bir şekilde geçirmektedirler.Bu buhranlı dönem onların genellikle eğitimlerinin ilk iki yılında derslerine konsantre olmalarını engellemekte ve bazıları için kayıp yıllar olmaktadır. Liselerde eğitim süresinin 11 yıldan 12 yıla çıkarılması bu nedenle çok yerinde bir karar olmuştur. Bana kalsa eğitim gördüğüm Almanya'da olduğu gibi bu sürenin 13 yıla çıkarılması çeşitli nedenler yanında öğrencinin buluğ çağını evinde ve ailesinin yanında geçirmesini sağlayacaktır.Erken yaşta liseyi bitirmenin getirdiği bir olumsuzluk da, öğrencinin sanki ailesi için okuduğu hissinde olması ve tercihlerini daha çok ailesinin etkisinde kalarak yapmasıdır.Halbuki 13 yıllık lise eğitimi sonunda şahsiyetini kazanmış olarak daha doğru karar verecek bir olgunluğa gelecek ve üniversite tercihlerini kendi görüş ve isteklerine bağlı olarak yapacaktır.

Üniversiteden çok genç yaşta hatta 21-22 yaşında mezun olan gencin günlük hayata yeteri kadar hazırlanmamış oluşu,onun mesleğe ilk adımlarını attığı bir dönemde komplekse kapılmasına ve karamsar olmasına neden olabilecektir.Bugün kalkınmış ülkeler olarak bilinen Almanya ve Amerika'da gençler yüksek tahsillerini 25 yaş civarında tamamlamaktadırlar. Bu durum onların hayata daha olgun ve yeterli seviyede yetişmiş olarak başlamalarını sağlamaktadır.

Gençlerimizi etkileyen konuların başında bitmeyen giriş sınavları ve bilhassa üniversiteye yerleştirme imtihanı gelmektedir.Öğrenci okulunda dersini öğrenmek yerine dershanelere koşmaktadır.Bu durum onları bir yarış atı durumuna sokmaktadır.Bu dershane maratonundan sonra üniversiteye gelen genç, çalışkan olmasına rağmen akademisyenlerin okuttuğu köklü temel derslerde(matematik,fizik,kimya v.b)eksikliğini hissetmekte ve zorlanmaktadır. Bu nedenle, üniversiteye girişte dershanelerden destek arama yerine kendi okullarının verdiği bilgilere önem verilse ve üniversite kontenjanları artırılarak bu imtihan maratonu en aza indirilse ve hatta mümkün olsa da kaldırılsa diyorum.

Aileler gençlerin başarılı olmaları için ellerinden gelen herşeyi yapıyorlar. Ama onları hep çocuk görüp hayata hazırlamıyorlar.Hangi genç ve bilhassa hangi kız öğrenci lise çağında şahsiyetini kazanabiliyor ! Şahsiyetlerini kazanmaları için aileler kendilerine yardımcı oluyor mu? Lise çağında korunan ve kollanan evlat, gittiği ve yabancısı olduğu bir şehirde yalnız başına şahsiyetini kazanmaya çalışıyor.

Lise çağında kaç öğrencimiz bir spor ve müzik kulübüne üye? Kaç defa yalnız başına kendi alışverişini yapıyor? Okullarında yapılan sosyal faaliyetlere ve kollara katılmalarına ne kadar istekli evet dedik ? Kaç öğrencimiz yaz tatillerinde bir işte çalışarak cep harçlığı kazanmanın zevkini tattı?Onlara genç yaşta sorumluluk hissini tattırdık mı?

Bunlara vereceğiniz cevapların pek olumlu olmadığını tahmin ediyorum. Bundan da öte kaç anne ve baba evladı ile sakince konuştu ve tartıştı? Yoksa onları hep azarlayıp susturdu mu? Geçen gün sahilde bu yazı konumu açtığımda İstanbul'da okumuş bir bayan komşum neler anlattı bilemezsiniz... Ve özet olarak gençlik döneminde ailesinin kendisini 'limon gibi sıktığını' söyledi. 

*      *      *

Liseyi bitireli 55 yıl oldu. O günden bugüne kadar ülkemizde büyük değişiklikler yaşandı.Benim kendimle ilgili anlatacaklarımın bugüne örnek olmayacağının bilinci içindeyim.Acaba bugün daha farklı davranılıyor mu? Babamın iş adamı olması nedeniyle boş zamanlarımın hepsini iş yerlerimizde geçirdiğim için hayatı yaşıtlarımdan çok daha erken öğrendim. Babamın sorumluk vermesiyle otel,hamam,kamyon işletmelerimizde geçirdiğim  zamanlar, benim insanlarla kolay ilişki kurmamı sağladı.Paranın ne olduğunu ve nasıl insan çalıştırıldığını da bu dönemde öğrendim.Okul dönemimde izcilik yaptım.Kooperatif ve tiyatro kollarında çalıştım.Bu faaliyetler de benim şahsiyetimi kazanmama önemli katkı sağladı.

Bütün bu olumlu izlenimlerim yanında annemin ıslık çaldığımda babanı mı oynatacaksın diye sormasını,babamın kayak yaptığımda bir yerimi kırarım diye spor yapmama karşı çıkmasını beni olumsuz etkileyen hususlar olarak halen hatırlıyorum. Bu nedenle evlatlarınıza daha fazla serbestlik ve hareket imkanı vermenizi istiyorum.

*      *      *

Bana gönderilen bir maildeki önemli bir öneriyi de dikkate almalıyız: ''Dünya hızlı bir değişim içindedir. Sorun çözme becerileri ve eleştirel çözümleme yetileri standardize testlerdeki alışıldık sorulara verilen yanıtlardan daha önemlidir. Öğretme ve öğrenme bilimi giderek yaygınlaşan yıpratıcı gerilimin azaltılmasının yanı sıra öğrencilerin sorumluluk, ilgi ve entelektüel becerilerinin geliştirilmesine rehberlik etmelidir. Gençlerin gereksinim duyduğu üretken ve sağlıklı bir yaşam için gerekli değişikliklere odaklanmalıyız! ''

*      *      *

Yazıma son verirken, yabancı akademisyenlerin gençlerimizle ilgili yaptıkları aşağıdaki açıklamalarının, yukarıda anlattıklarımla bağlantısının tartışılmasını sizlere bırakıyorum.

-Hedefleri yok. Öğrenmek için değil, sadece sınavdan geçmek için çalışıyorlar.

-Azimli değiller.

-Eğitim sisteminizde birçok eksik var. Çocuklara yaratıcılık aşılanmıyor.Çok sınav var.Onlara hazırlanırken de çocukluk ve ergenlik gidiyor.

-Burada çok sayıda sınav var. Öğrenciler o kadar çok sınava giriyor ki, hobi edinemiyorlar, kendilerini geliştiremiyorlar

-Tek sorunları üniversiteyi ciddiye almamaları. Ödev veriyorum, hep son dakika ve kopya çekerek yapıyorlar.

*      *      *

Değerli okurlarım, yarınımızın güvencesi olan gençlerimizin şahsiyetlerini kazanarak atılımcı ve girişimci olmalarının, sizlerin anne ve baba olarak onlara nasıl yaklaştığınıza bağlı olduğunu lütfen gözardı etmeyiniz.

Bodrum-Dörttepe, 4 Ağustos 2011

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
21°
az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 18 Eylül 2020
İmsak 04:52
Güneş 06:17
Öğle 12:39
İkindi 16:07
Akşam 18:52
Yatsı 20:12

Gelişmelerden Haberdar Olun

@