15.12.2012, 00:00 90

YEMEĞİMİ TABAĞIMA YEDİRMEM

Salim SAVCI

Salim SAVCI

Bu köşe yazım; 1974 yılından beri yazdığım yazılardan birisidir. Köşe yazılarımdan en çok beğenileni olmuştur.
2009 yılında Çampınar Prof. Bahri Savcı Kütüphanesine bir ortaokul öğrencisi kız geldi. Kütüphanede danışmanlık yapan beni gördü:
-Salim Dede (öğrenciler böyle söylüyor), sizin yemeğimi tabağıma yedirmem yazısını arkadaşımda gördüm, okudum. O yazının fotokopisini rica ediyorum, dedi.
-Sevgili kızım, o yazının fotokopisini hemen verebilirim. Fakat o yazımı yeniden yazmak istiyorum. İsterseniz onu birkaç gün sonra verebilirim.
-Salim Dede, yeni yazınızı beklerim, dedi, el öperek gitti. 
Bir yazar olarak; Türkçemize kazandırdığım bir özdeyişim var. Adı:
“Yemeğimi tabağıma yedirmem”dir.
Şimdi bu özdeyişimi açıklamaya çalışacağım.
Yokluk çekmeyen insan, sahip olduğu nimetin değerini takdir edemez. Benim kuşak, İkinci Dünya Savaşına girmediğimiz halde karne ile ekmek verildiğini hiç unutmaz. O yıllarda büyüyen ve yatılı okuyan birisinin tabağında hiç yemek bırakmadığını bilmem hiç düşündünüz mü? Şahsen ben, tabağıma konulan yemeği yedim, tabağımda artık bile bırakmadım. Tabağımı da ekmekle sıyırdım. Tertemiz hale getirdim. Özetlemek istersem bu gün:
-Yiyebileceğim kadar ekmek aldım. Ekmekten artık bırakmadım.
-Yemek konusunda israfa yer vermedim. Yiyebileceğim kadar, tabağıma yemek aldım. Artık bırakmayacak şekilde yedim. Doğal olarak tabağım da bir şey yiyemedi.
Ankara’da ve köyümde kimlerle yemek yemiş isem bu davranışım çok itibar görmüştür. Sürekli olarak da anımsamama neden olmuştur.
Sevgili okurlarım, yemeğinizi tabağa yedirmezseniz şu dünyamıza en büyük iyiliği etmiş olursunuz. Şöyle ki;
-Tabaklarda yemek artığı kalmayacağı için, az su ve temizlik maddesi kullanılmış olur. Şurasını lütfen unutmayınız, deterjanlarda doğaya en çok zarar veren maddelerden sayılır.
-Yiyeceğinizden fazla yemek almadığınız için hem sindirim sistemimiz rahat çalışacaktır, hem de yiyecekten tasarruf sağlamış olacaktır. Ne demişler, su damlaya damlaya göl olur.
-Yemek yenilen tabakta az artık kalacağı için atık bulaşık sularda deterjanlara, oradan da akarsular kanalıyla denizlere daha az kirlilik karışacaktır. Bunu görenlerimiz bugün:
“İnsanoğlu doğaya verdiği kirlilikler yüzünden oluşan küresel ısınma dünyanın sonunu getirebilir” diyenlerin çığ gibi arttığını görüyoruz. Bununla ilgili ozan Hasan Sinan Cem’in “İyi, kötü, çirkin” isimli kitabından bir şiirini de sizlerle paylaşmak istiyorum.
“Mutlu yarınlar için,
Yapma anam yapma,
Yapma bacım yapma,
Ne olursun yapma!
Dökme o yağları, o asitli suları musluğa,
Atılan her pislik,
Zarar verir doğaya,
Kirletir ırmakları, gölleri, denizleri!
Yok eder her canlıyı, dolayısıyla tüm güzellikleri,
Bir ben yapmakla ne olur! Deme!
Bir sen yoksun ki bu koca dünyada!
∑   *   *
Bir de bu olaya şu açıdan bakalım diyorum, her yemekte her insan, üç pirinç tanesini tabağında bıraksa, 40 adet pirinç 1 gr geldiğine göre, 75 milyonluk ülkemizde her gün yok edilen pirincin maliyetini de siz hesaplayabilirsiniz. Aman şaşırıp kalmayın!
Gönül ister ki, çok önemli olan, fakat bugüne dek üzerinde fazla durulmayan, bu konular en kısa zamanda bir belgesel yapılarak tüm televizyonlar, hatta camilerde vaazlarda halkımıza anlatılsın ve böylece halkımız eğitilmiş olsun.
*  *  *
Bugün dünyamızda kirlilikten dolayı çevre sorunları alarm vermektedir. Küresel ısınmanın neden olduğu mevsimlerdeki anormallikler, afetler, hortumlar, tsunamiler, kuraklık henüz daha bir başlangıç noktasındadır. Tüm bunlara sebep, endüstriyel atıklarla beraber insanoğlunun bilmeyerek verdikleri kirliliklerdir.
Tüm güzelliklerin yok olmaması için, çevre konusuna:
-Bizler,
-Sizler,
-Onlar önem vermek zorundadır. Bu dilekle herkese kucaklar dolusu selam ve sevgiler!

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
16°
parçalı bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 20 Eylül 2020
İmsak 04:54
Güneş 06:19
Öğle 12:39
İkindi 16:05
Akşam 18:48
Yatsı 20:08

Gelişmelerden Haberdar Olun

@