10.04.2020, 00:02 61

YAŞLI VE SAKATLARA SAYGILI OLMAK-1

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Bütün canlılar; doğar, yaşar ve ölürler. İnsan da bir canlıdır. O da doğar yaşar ve ölür. Doğumla- ölüm arasına ömür denir. Çocukluk, gençlik, orta yaşlılık ve ihtiyarlık, ömrün mevsimleridir. Tıpkı yılın; ilkbahar, yaz, son bahar ve kış mevsimleri gibi. Kış mevsimi bazen uzar, onun gibi ihtiyarlıkta bazen uzarda uzar. Bu duruma Kur’an da, “Erzelil u’mur” denilmektedir.

Bu mevsimde insanın; gücünde güç, sağlığında tat, gözünde fer, dizinde takat kalmaz. İnsan; bildiğini bilmez, gördüğünü görmez, duyduğunu duymaz, tanıdığını da tanımaz olur o mevsimde. Bu müddet kişinin; zayıf bulunduğu, yaşam için başkalarına muhtaç olduğu bir zaman dilimidir. Kur’anda buna işaret edilerek; “Allah sizi yarattı, sonra sizi öldürecek. İçinizden kimini de, bilgili olduktan sonra hiç bir şeyi bilmesin diye, ömrünün en düşkün (kötü) çağına kadar yaşatır. Şüphesiz ki Allah, hakkıyla bilendir.” (1) buyrulmaktadır. Kuşkusuz; insanı yaratan, yaşatan, akıl veren, bilgili kılan, konuşma ve yazma kabiliyeti gibi nimetleri ihsan eden, Allah’tır. Allah nasıl ki verme kudretine sahip ise, verdiğini geri alma kudretine de sahiptir. Çünkü O, istediğini istediğine veren ve istediğini de istediğinden alandır. Ömrünün bir evresinde; her şeyi gören, duyan, anlayan, bilen, konuşan, yazan ve okuyan insana bütün bu ve benzer kabiliyetleri veren Allah’tır. O,dilerse ömrün başka bir döneminde bunları geri alabilir de. Ayette işaret edildiği gibi bazı insanların ömrü uzatılır. Fakat, bu nimetler de ondan alınır. Bu halin sırrını ve hikmetini de ancak yüce Allah bilir. Yine yaşlılık durumuna işaret edilen yasin suresinin 68. âyetinde de mealen; “Kime uzun ömür verirsek, onu yaratılış itibari ile tersine çeviririz (gücünü, kudretini geri alırız), hala düşünmeyecek misiniz?” buyrulmaktadır.

Bu ayetin açıklamasında; “Hak Dini, Kur’an Dili” tefsirinde; “Bir kimseyi gençlik çağında almayıp da, (öldürmeyip de) uzun ömürle yaşatıyorsak, başlangıçtakinin yani, gençliğinin aksine- olarak onu günden güne kuvvetten düşürüp, zayıflığını artırıyor, ölüme doğru yürütüyoruz. Bunu yapan kudretin daha önce o gözle silmeyi ve kılık değiştirmeyi de yapabileceğini anlayıp da, doğru yolu tutmayacaklar mı?” deniliyor.

Kimin ne zaman öleceği belli değildir. Herkes bir yaşlı, bir ihtiyar ve bir bedensel özürlü namzetidir. Onun için her konuda olduğu gibi yaşlılar konusunda da dinin koyduğu kurallara uyulmalıdır. Yüce Allah yaşlı olan anne ve babamıza karşı vazifelerimizi;” Rabbın….anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti.Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara “öf!” bile deme. Onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.”, “Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı.” (2) buyruğu ile beyan etmiştir. Yüce Allah’ın’ bu açık ve kesin emrine rağmen, anne ve babasına saygısızlık yapan, onları ezalandıran, cezalandıran, yaşlılar yurduna koyan, hatta kapıya atan insanlar toplumumuzda azımsanamayacak kadar çoktur.

Yaşlılara ve sakatlara karşı merhametli, şefkatli ve saygılı olmak; hem dini, hem ahlaki, hem vicdani ve hem de insani bir vazifedir. Peygambere layık ümmet olmak da, bu vazifeyi hakkıyla yapmakla mümkündür. Çünkü O, bir hadis-i şeriflerinde mealen; “Küçüğüne acımayan, büyüğüne saygı duymayan bizden değildir.” buyurarak yaşlılara saygılı olunmasını istemiştir.( 3) Efendimizin; “Yaşlılara saygının, Allah’a duyulan tazim ve saygıdan ileri geldiğini” söylemesi de, son derece önemlidir. (4).

(SÜRECEK)

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
18°
parçalı bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 31 Ekim 2020
İmsak 05:37
Güneş 07:02
Öğle 12:29
İkindi 15:18
Akşam 17:46
Yatsı 19:05

Gelişmelerden Haberdar Olun

@