26.09.2014, 01:01 572

YAŞAYAN İNSAN HAZİNESİ, İKİ YIL ÖNCE BUGÜN SUSMUŞTU

İki yıl önceydi... Tarih 25 Eylül 2012, günlerden Salı. Her gün aldığımız olumsuz haberler nedeniyle açmaktan korktuğum haber kanallarından birini açtım.
Ozanlık geleneğinin son efsanesi Neşet Ertaş Usta, sabah saat 08.45’te yaşama veda etmişti. 74 yaşında kaybettiğimiz Neşet Usta, bir süredir Onkoloji hastanesinde tedavi görüyordu. Bir gün önce yattığı hasta odasından yoğun bakım servisine kaldırılmıştı. Bunun anlamı belliydi. Usta artık sona gelmişti. Yine de bu ölüm haberi üzerine toplumda çok yoğun acı, hüzün, kaybetmişlik, pişmanlık ve karmakarışık duygular yaşandı.
Televizyon kanalları normal akışlarını durdurdu. Sanatçılar konuşuyor, onun eşsiz yorumu ve sanatı üzerine yorumlar yapılıyordu. Eserlerinden çalıp, söyleyenler vardı. Sosyal medya ayaktaydı. Ayrıca da biz hep böyle değil miyiz? Çile çektirdiğimiz değerlerimize sonra diz döverek, ağlamak bizim neredeyse geleneğimiz değil mi?
Kendi anlatımıyla; “Garip mahlası gibi, garipti, abdaldı, öksüzdü, yetimdi, kara yüzlüydü”. Bir de üstüne üstlük modern çağın dervişi ve çilekeşiydi. Bu kadar alçak gönüllü olup da, sessizliğiyle milyonların gönlüne nasıl dokundu bilinmez. 21. yüzyılın dervişi , süslü sözcükleri, pembe dünyanın hileli yollarını bilemedi. Resmi anlayışla da pek barışık olamadı. Ülkesine küstü. İtilip, horlanmaktan bıkmıştı. Almanya’ya gitti, uzun yıllar oralarda düğünlerde vurdu sazının tellerine. 22 yıl Almanya'da kaldı. Devlet büyüklerinden onu kimse aramadı. Bu süre içinde Yaşar Kemal, İnce Memet kitabıyla sessizliğin içinden ona seslendi. Kimseler onu yurda dönmek için ikna edemiyordu. Bu arada can yakan, yürek titreten besteleri Türkiye’yi sallıyordu. Eserleri ise, emek hırsızları tarafından çeşitli oyunlarla başkalarının ağızlarından seslendiriliyordu.



Türküleri milyonların ağızlarında, gönüllerinde yer ederken, O, yoksul ve açtı. Yapımcısı Hasan Saltık, kendisini ikna edip, yurda getirdi. Yurda döndükten sonra telif haklarından doğan bir miktar parayı kendisine verdiğinde şaşırdı. Bu işleri bilemeyecek kadar çocukça bir masumiyetin içindeydi. Güldü babasının emeklerini , eserlerini hatırladı “Babam mezardan para göndermiş” dedi. Bu parayla kendisine İzmir’den bir ev alabildi. Dönemin Cumhurbaşkanı Demirel’in, kendisine devlet sanatcısı ödülü vermek istemesini, "ben zaten halkın sanatcısıyım " diyerek red etti. Her bestesi başyapıt olmuş, bir üretken gönül adamıydı. Anadolu'nun Karacaoğlan'ı Pir Sultan'ı, Dadaloğlu'ydu... O'nun ölümüyle biraz da biz kendimize ağladık Türkiye, en büyük değerlerinden birini, bozlakların efendisini kaybetti. İki yıl önce kendisine Unesco tarafından, “Yaşayan İnsan Hazinesi” denildi. Dünya onu tanımıştı sanatının önünde eğilmişti. Son yıllarda gençler, üniversiteler, akademisyenler bu başarının sırrını ve sanatının inceliklerini öğrenmenin peşine düşmüştü. İlgi, sevgi büyüktü, ama yine geç kalmıştık toplum olarak hep olduğu gibi…
Biz, gerçek sanatçıları önce çilehanelerden geçirip, sonra ödüllendiren bir toplumuz. Biz ona çok çile çektirip, çilekeş ettik. Bizler de çok hakkı olan Neşet Usta umarım bizi affetmiştir.
74 yaşında kaybettiğimiz Neşet Usta, bize çok değerli duygular, dünden bugüne ve yarına taşınacak duygu dolu ezgiler bıraktı. Çilekeşliği, âşık olup, bir süre evli kaldıktan sonra, çocuklarının annesi olan Leyla’sından ayrılmasıyla daha da arttı. Bu ayrılık acısı onun şaheserler üretmesinin yolunu açtı. “Yazımı Kışa Çevirdin” “Kendim Ettim Kendim Buldum” gibi… Asıl toplumu sarsan bestelerini bu dönemde yaptı. Biz de onunla, milyonlar hep birlikte, yaşamın bu yollarından geçmedik mi? Onun türkülerinin bize bu kadar dokumasının nedeni toplumsal duygudaşlık değil miydi? Yine bir türküsünde dediği “Evvelim sen oldun, ahirim sensin ” derken ölümsüz aşklara vurgu yaptı yüreklerde. O, bu çağın çabucak tüketilen duygularından değil, geçmiş çağların duygularından söz ediyordu. O, bizim kendimizden bile sakladığımız, kaçındığımız duyguları bize sazıyla, sözüyle, avazıyla anlatandı. Gerçek duygularımızı tüm çıplaklığıyla tüm evrene ilân edendi. Günlük yaşamında bu kadar sade ve tevazu içinde olup, sanatıyla bu kadar çok şeyi anlatması onu derviş abdal, yapıyordu. “Cahildim Dünyanın Rengine Kandım” derken kendiyle de bu kadar yüzleşebilendi. Hem geçmiş yüzyıllardan bu çağa gelmiş, hem de bizi aşmış çok daha gelecek çağların insanıydı, sanki. Leyla’sına adanmış bir ömürle, bu ayrılık onun gözyaşı olmuş, bizim kalplerimize dolmuştu. Bir tür mitoloji kahramanı gibi. Gerçeküstü bir âşık gibi… Bu kadar kalbe giren, duygularımızın sözcüsü, “Daha Bir Gönüle İkrar Vermedim /Evvelim Sen Oldun Ahirim Sensin” derken bu sözcüklerin bir daha bu tadda böylesine ifade edilemeyeceğini biliyor muydu acaba?
Onun türkülerinden eksik kalanların, "duygu dünyaları ıssız ve kimsesizdir" diye düşünüyorum. “Bir Ayrılık, Bir Yoksulluk, Bir Ölüm” diyen usta, sahnede ceketini çıkarmak için dinleyenlerden izin isteyen zarafette bir insan olarak örnek alınır mı bilemem.
Sırtından para kazananları Allaha havale etti. Basında bu konuda tek bir sözcük bulamazsınız. Böyle naif, her şeyi içinde yaşayan bir insandı. Yazgısına sitemini, derdini sazının tellerine dokunduğu tezenesiyle, eşsiz sesiyle dünyaya haykırıyordu. Böylece tüm dünyanın olumsuz duygularından arınıyordu belki de...
Binden fazla eserle her sözü derin bir yaşam felsefesi olan ustamız bize çok şey bıraktı. Mezar taşında yazılı dizelere bugün; "bizim ülkemizin,kan gölü halinde olan ortadoğu coğrafyasının ve tüm insanlığın ne kadar ihtiyacı var ..." "Sakın ola ha insanoğlu, incitme canı incitme, her can bir kalp hakka bağlı, incitme canı incitme…Sevgi, saygı hoşgörü…”
Tüm bestelerinin güzelliğiyle, "Hep sen mi ağladın,hep sen mi yandın,ben de gülemedim yalan dünyada. Sen beni gönlümce mutlu mu sandın, ömrümü boş yere çalan dünyada. Yalandan yüzüme gülen dünyada” diyor büyük usta.
Işıklar içinde yat usta…
25 Eylül 2014
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
19°
parçalı az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 13 Temmuz 2020
İmsak 03:20
Güneş 05:13
Öğle 12:51
İkindi 16:49
Akşam 20:19
Yatsı 22:03
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 31 66
2. Trabzonspor 31 62
3. Sivasspor 32 57
4. Beşiktaş 31 53
5. Galatasaray 32 52
6. Alanyaspor 32 51
7. Fenerbahçe 32 50
8. Gaziantep FK 31 41
9. Antalyaspor 32 41
10. Göztepe 32 39
11. Kasımpaşa 31 36
12. Gençlerbirliği 32 36
13. Malatyaspor 31 32
14. Denizlispor 31 32
15. Çaykur Rizespor 31 32
16. Kayserispor 31 31
17. Konyaspor 31 30
18. Ankaragücü 32 29
Takımlar O P
1. Hatayspor 33 63
2. Erzurum BB 33 59
3. Adana Demirspor 33 58
4. Akhisar Bld.Spor 33 57
5. Bursaspor 33 56
6. Fatih Karagümrük 33 53
7. Altay 33 51
8. Keçiörengücü 33 47
9. Ümraniye 33 44
10. Giresunspor 33 44
11. Menemen Belediyespor 33 43
12. İstanbulspor 33 40
13. Balıkesirspor 33 38
14. Altınordu 33 36
15. Boluspor 33 30
16. Osmanlıspor 33 27
17. Adanaspor 33 21
18. Eskişehirspor 33 12
Takımlar O P
1. Liverpool 35 93
2. Man City 35 72
3. Chelsea 35 60
4. Leicester City 35 59
5. M. United 34 58
6. Wolverhampton 35 55
7. Sheffield United 35 54
8. Tottenham 35 52
9. Arsenal 35 50
10. Burnley 35 50
11. Everton 35 45
12. Southampton 34 44
13. Newcastle 35 43
14. Crystal Palace 35 42
15. Brighton 35 36
16. West Ham 35 34
17. Watford 35 34
18. Bournemouth 35 31
19. Aston Villa 35 30
20. Norwich City 35 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 35 80
2. Barcelona 36 79
3. Atletico Madrid 36 66
4. Sevilla 36 66
5. Villarreal 35 57
6. Getafe 35 53
7. Athletic Bilbao 36 51
8. Real Sociedad 35 51
9. Valencia 36 50
10. Granada 35 50
11. Osasuna 36 48
12. Levante 36 43
13. Real Betis 36 41
14. Real Valladolid 36 39
15. Eibar 36 39
16. Celta de Vigo 36 36
17. Deportivo Alaves 35 35
18. Leganés 36 32
19. Mallorca 36 32
20. Espanyol 36 24

Gelişmelerden Haberdar Olun

@