11.05.2015, 00:16 699

YARIN ÇOK GEÇ OLMADAN !

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Değerli okuyucularım,
Bugün köşemi eşim Zeynep Gül Samsunlu’ya bırakıyorum.
Yarın ‘’Anneler Günü’’
Böyle bir gün için eşim bu köşe yazısını kaleme aldı.
Annemiz Mahire Özlü’yü 10 Aralık 2014 tarihinde kaybettik. Eşim onun yokluğunu tahmin edemiyeceğiniz bir yoğunlukta hissediyor…
Aşağıdaki satırlarını okursanız bu durumu muhakkak hissedeceğinizden eminim.
İstanbul, 9 Mayıs 2014
* * *
YARIN ÇOK GEÇ OLMADAN !
Bir kadın,yüreği sadece insan sevgisi,merhamet ve hoşgörü ile
dolu.Yaşamı fedakarlıklarla dolu,sabırlı,aydın,ileri görüşlü ve
çalışkan.
Bu kadın benim annem. Cumhuriyetten iki yıl sonra dünyaya geliyor.
Baba subay, istiklal savaşı gazisi, anne ev kadını, beş amca
Çanakkale’de şehit, babasının görevi nedeniyle felsefeci olan eşi ile evlenip İstanbul’a gelinceye kadar Türkiye’nin değişik bölgelerinde yaşıyor. Oralardaki dostlukları hafızasında çok canlı. Hukukta okuyan kardeşi daha sonra savcı oluyor. Kız Enstitüsünü iftiharla bitiriyor.
Atatürk’ü birkaç kez gördüğünü hiç unutmuyor. Hele trenle geçerken pencerede çok bilinen resimdeki görüntüsünü. Menemen’de oradalar, Hatayın Türkiye’ye geçişinde oradalar. Zorlu şartlarda güneydoğuda, Suriye sınırındalar.
Kendisini ilk hatırlayışım, İstanbul’daki üç katlı o kocaman bahçeli evimizde başlar. Ablamla yaptığımız yaramazlıklar karşısında bile olağanüstü bir hoşgörü ile karşılaşırdık. Çocukluğumda değil bize bir fiske vurmak, sesini dahi yükselttiğini hatırlamıyorum.
Evimizde kitap sevgisi en üst düzeyde idi. Zaten evin büyük bir odası mühendis olan dedem ve babamın yüzlerce kitabının olduğu kütüphaneye ayrılmıştı. Daha okula gitmezken bize okunan masal kitapları ve resimli diğer kitapların annemin elinde parmaklarının ucu ile nasıl özenle sayfalarının çevrildiğini ve korunduğunu dün gibi hatırlıyorum.
Bizlere de kitapların değeri o şekilde aşılanmıştı.
Kendisi Cumhuriyetin tüm kazanımlarına çok değer verir, dini
vecibelerini ise gösterişten uzak yerine getirirdi. Ülkemizdeki pek çok sorunun kadınların eğitilmesi ile çözülebileceğine inanmıştı.
Okulu biter bitmez açtığı atelyesinde o yörenin kızlarını yetiştirmiş, onlara iş imkanı sağlamıştı. Türkiye’nin siyasal, sosyal ve ekonomik sorunlarına ilgisi hiç eksilmedi. Meclisteki pek çok toplantıyı televizyondan büyük bir dikkatle izlerdi. Yaşamı boyunca son seçim hariç, (sağlığı nedeniyle götüremedik) tüm seçimlerde nerede olursa olsun oyunu kullanmaya büyük özen gösterdi.
Hayatı boyuca kuşak farklarını sıfıra indiren bir insan, hukuk ve mühendislik eğitimlerini İstanbul‘da yapan iki torununa da göz kulak olmuş, başarıları ile mutluluk duymuştu. Torununun çocuğu ile aralarındaki seksen yıllık muazzam kuşak farkının nasıl yok olduğunu, Doruk’la yaptığı sohbetler ve birlikte doğa belgesellerini nasıl merakla izlediklerini gördüğümüzde anlardık.
Geçen gün onun evinden kendi evime döndüm. Her zamanki gibi hemen telefona koştum. Zira her hafta birkaç gün kendisi ile zaman geçirip eve döner dönmez mutlaka kendisini aramamı ister ve sorunsuz bir şekilde eve vardığımı söyleyince rahatlardı. Sonra bir an, evet bir an dondum kaldım. Kime haber verecektim ki ? O artık yoktu. Telefonuma cevap veremezdi. Onu Aralık ayında, ablamın yaşadığı ve yılın yarısını geçirdiği Antalya’da son yolculuğuna uğurlamıştık. Ruhuna bağışlanan binlerce dua ve sevdiklerinin iştiraki ile. İnanılır gibi değil ama gerçekle yüzleşmek hayli zor oluyor. Hala İstanbul’daki komşuları onu Antalya’da, oradakiler de İstanbul’a gitmiş farz ediyorlar ve dönüşünü bekliyorlar. Benim için ise her zaman yanımda. Geçen yıl bugünlerde İstanbul’daki torunu, ailesi ve dostları ile bir aradaydık, ve önümüzde sadece bir yıldan daha az zamanının kaldığını aklımıza bile getirmemiştik. Günler geçerken onların bir gün bize veda edeceğini hiç düşünemiyoruz.
Kendisini rahat ettirmek için, ablamla birlikte her şeyi ile ilgilenmiş, sağlığı konusunda yapabildiğimiz her şeyi yapmıştık ancak hala yarım kalan hayallerimin olduğunu söyleyebilirim. Her ölüm erken, kaç yaşında olursanız olun ve kaybettiğiniz kişi kaç yaşında olursa olsun. Zira anne kaybının hiçbir şeye benzemediğini gerçekten yaşadığınız zaman daha derinden hissediyorsunuz. İçinizden koparılan o parçanın yerine hiçbir şeyin konamadığını ve zaman geçtikçe bu boşluğun daha da derinleştiğini görüyorsunuz. Onun için ölenle ölünmez ve hayat devam ediyor gibi sözlere hiç katılmıyorum. Ateş sadece düştüğü yeri yakıyor.
Hayat olağanüstü bir hızla akıp gidiyor. Herkeste bir telaş, kariyer, para kazanma hırsı, koşuşturma derken büyüklere ne kadar zamanları var acaba? Hele annelere ? Onların sizler için yaptığı tüm fedakarlıklar size ne kadar normal geliyor. Onların sevgisi karşılıksız, onların sevgisi büyük. Sizi dünyaya getirmeleri, büyütmeleri, sonra çocuklarınızın bakımına kadar yetişmeleri. Önsezileri, tecrübelerinden çıkardıkları derslerle sizi hayata karşı uyarıları. Bir an durun ve düşünün ne kadar zenginsiniz? Anneniz hayatta ise ne kadar büyük bir servete sahip olduğunuzun farkında mısınız? Bu servetin karşılığı yok. Onlar her an sırtınızı yaslayabileceğiniz en büyük güç. Şimdi, nerede olursanız olun annenize koşun, sarılın sizden uzakta ise yanınıza alın, sohbet edin, geçmişten konuşun, gelecek hayalleri kurun, sesini kaydedin, sağlığı ile ilgilenin, istemese de gittiğiniz her yere sağlığı izin verdiği sürece götürün, gezdirin. Gözünüzden ayırmayın.
Ve yüzüne bakın. Gözlerindeki o pırıltıyı hafızanıza kaydedin. Tekrar tekrar, o ışık sönmeden, elinin sıcaklığını hissedin soğumadan, teninin kokusunu hissedin uçup gitmeden, zira yarın çok geç olabilir…
Zeynep Gül SAMSUNLU 

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
23°
parçalı bulutlu
banner303
Namaz Vakti 25 Eylül 2020
İmsak 04:59
Güneş 06:24
Öğle 12:37
İkindi 15:59
Akşam 18:40
Yatsı 19:59

Gelişmelerden Haberdar Olun

@