Bir süre önce İzmir'e gittim. Bayraklı Belediye Tiyatrosu yönetimi 42 yıl önce yazdığım ilk oyunum olan Kördövüşü'nün galası için davet etmişti beni. 

Bayraklı ilçesi Karşıyaka ile Konak arasına sıkışmış bir gecekondu bölgesi. Bir yanda gökdelenler diğer yanda gecekondular.  Zaten Kördövüşü'nün seçilme nedeni de bu özelliği olmuş. Çünkü oyun gecekondu çevresinde yaşananları anlatıyor. İşsizlik ve yoksulluk egemendir bölgede.  Afiş de ilginç. Gecekonduların arasına birkaç gökdelen serpiştirilmiş... Afişin en belirgin yerindeyse “Tek istekleri vardı hayattan... Yanmayacak kadar sıcak, donmayacak kadar soğuk” cümleleri yer alıyor. 

“Yanmayacak kadar sıcak, donmayacak kadar soğuk” oyunun teması aslında. Bunun sağlanması için bilinçli bir mücadelenin olmadığını gösteren ise oyunun adı olan Kördövüşü... Bu oyunu 42 yıl önce yazmıştım. İlk oyunumdur. İlk kez 42 yıl önce İstanbul'da Üsküdar Oyuncuları tarafından sahnelenmişti. Sözkonusu tiyatro gerçekten önemliydi. Kadrosundaki Suna Pekuysal, Celile Toyon, Cihat Tamer gibi dev oyuncular da oynamıştı oyunda ilk kez. Ergun Köknar da yönetmişti. Suna Pekuysal ve Ergun Köknar bugün yok artık...Işıklar içinde yatsın ikisi de...

Sonra aynı oyun 1988 yılında Bursa Devlet Tiyatrosu'nda Murat Karasu'nun başarılı rejisiyle sahnelenmiş ve tam 4 sezon kapalı gişe oynamayı başarmıştı. Bursa tarihinde bir ilkti. Hiç bir oyunun 4 sezon oynanması o güne kadar mümkün olamamıştı çünkü.

Sonrasında ise Diyarbakır Devlet Tiyatrosu sahnelemişti oyunu.

Bu yıl birdenbire başta Mersin Şehir Tiyatrosu olmak üzere birçok tiyatro sözkonusu oyunu oynamaya başladı. 42 Yıl sonra yeniden yaşam kazanan bir oyun. Bunun nedeni nedir sizce?

Bayraklı Belediye Tiyatrosu oyunu başarıyla sahneledi.  Başta rejisör Orkun Oğuz olmak üzere tüm kadroyu kutluyorum. Bayraklı Belediyesi yönetimine de oyunu repertuarlarına aldıkları için teşekkür ediyorum.

Oyunu izledikten sonra buruk bir sevinç yaşadım diyebilirim. Tek amaçları yanmayacak kadar sıcak, donmayacak kadar soğuk olan halkımızın yaşamından bir kesit olan Kördövüşü 42 yıl önce yazılmasına rağmen eskimemiş bir metin. Bunu görmüş olmak sevindiricidir benim için. Ancak bunun nedeni metnin kalıcılığı yakalamasında mıdır yoksa ülkemizin hala 42 yıl önceki bir yaşamı sürdürmesinde midir? Tartışılması gereken budur. Bana soracak olursanız ülkemiz hala geri ve adaletsiz bir düzen içindedir. Halkını işsizlik ve açlıkla boğuşur halde bırakan yönetimler yüzünden bir milim ileri gidememişizdir. Hele hele demokratikleşme bağlamında o günleri bile aratacak bir noktaya gelmemiz ise gerçekten üzücüdür. Öyleyse halkımızın, yanmayacak kadar sıcak, donmayacak kadar soğuk talebi doğrultusunda yeniden mücadele etmesi kaçınılmazdır.

Ne dersiniz? Kördövüşü'nü halk olarak aşmamız gerekmiyor mu artık?

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol