Düşmanla savaşmak için daima madden ve manen hazırlıklı olmak, düşmanı caydırıcı askeri güç ve kuvvete sahip olmakta Allah’ın emridir. Nitekim Yüce Allah; “Onlara (düşmanlara) karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet (askerî güç) hazırlayın. Düşmanla savaşmak (cihad) için besili atlar (günümüzde ise en modern askerî silah, araç ve gereçler) hazırlayın. Onlarla (bu askerî güçlerle) Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmeyip Allah’ın bildiği (düşman) kimseleri korkutursunuz (caydırırsınız). Allah yolunda ne harcarsanız, Allah size karşılığını eksiksiz verir. Kesinlikle haksızlığa uğramazsınız” (Enfal Suresi, 160) buyurmaktadır.

Buradaki kuvvetten maksat düşmana karşı üstünlük sağlayan her çeşit savaş vasıtasıdır, araç ve gerecidir. Mesela; kara, hava, deniz vasıta ve silahlarıdır. Kara-hava-deniz ve demir yollarıdır. Ekonomik, teknik, teknolojik ve bilim gücüdür. Haberleşme, istihbarat ve telekomünikasyon alanındaki üstünlüktür. Kara, hava ve deniz kuvvetlerinden oluşan üstün bir askeriî (ordu) güçtür.

İşte dinimiz, bütün bu sahalarda düşmandan güçlü olmayı ve her zaman hazırlıklı ve tedbirli bulunmayı emrediyor.

Bu ayette her ne kadar savaş aracı olarak “besili atlar”dan bahsediliyorsa da başka bir ayette daha başka nakil vasıtaları da yaratacağını bildiren Allah, on dört asır öncesinden bugünkü ulaşım vasıtaları, bugünkü nakil vasıtaları, bugünkü savaş araç ve gereçlerini de işaret etmektedir. Nitekim sözü edilen ayette Rabbimiz mealen; “Atları, katırları ve merkepleri binmeniz (ulaşım işlerinde) kullanmanız ve gözlere ziynet olsun diye yarattı. Allah şu anda bilmediğiniz daha nice nakil vasıtaları yaratır” (Nahl Suresi 7-8) buyurmaktadır. Peygamberimiz de bir hadislerinde; “Düşmana, onun sahip olduğu silahtan daha üstün silahla karşılık veriniz” (Buhari) buyurmaktadır.

Demek oluyor ki, dinimizin emrine göre vatan savunmasında önce düşmanı caydıracak güce sahip olacaksın. Buna rağmen düşman saldırırsa, o takdirde düşmana, onun elinde bulunan ve savaş için gerekli olan silah, vasıta, araç, gereç ve her türlü askerî levazım konusunda onun elinde bulunanlardan daha üstün teknik ve teknolojiye sahip harp, silah, vasıta araç ve gerecine sahip olacaksın ve onunla düşmana karşı kahramanca savaşacaksın.

Bu gün Allah’a şükür milletimiz bu imkanlara sahiptr. Büyük milletimiz İslam ümmetinin sığınağı, devletimiz mazlumların korunağı, ordumuz da İslamın sarsılmaz gücü haline gelmiştir. Milletimizin varlığı ve ordumuzun gücü dünya çapında dosta güven ve düşmana korku salacak durumdadır hamdolsun.

Yüce Allah; Vatan, Millet, Din ve Devlet düşmanlarına, fitne çıkaran, bölücü ve teröristlere karşı savaşmayı onları zararsız hale getirmek için malla ve canla cihat etmeyi emretmiştir. Bu nedenle dinimiz bu nevi cihadı kutsal saymış, askerliğe önem vermiş, bu mukaddeslerin korunması uğrunda ölenleri Allah yolunda ölenler olarak telakki etmiş ve onlara şehitlik payesi vermiştir. Evet, sayılan millî ve manevî değerlerin korunması ve savunması uğrunda ölenler aslında ölümsüzlüğü seçenlerdir. Yani Allah yolunda ölen şehitlerdir. Allah (c.c) bu uğurda ölenlere (şehitlere) ölü denilmemesini, onların bir şekilde yaşayıp Allah’ın rızıkları ile rızıklandırıldıklarını haber vermektedir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’in bir ayetinde mealen; “Allah yolunda ölenler (şehitler) için, ölüdürler demeyiniz. Tersine onlar diridirler de siz farkında değilsiniz.” (Bakara Suresi, 154) Başka bir ayette de “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüdürler sanma. Aksine onlar diri oldukları gibi Allah’ın katında (O’nun özel nimetleri ile) beslenirler(rızıklanırlar)” (Âl-i İmrân Suresi, 169) buyurmuştur.

Esasında, Yüce Yaratan, kendi yolunda mallarını harcayanlara ve canlarını verenlere, bu özverilerinin karşılığında cennetini Kur’an’da da, İncil’de ve Tevrat’ta da vaat etmiştir. Nitekim bu gerçek Kur’an’da mealen; “Şüphesiz ki Ulu Allah, Allah yolunda din ve vatan düşmanları ile savaşırken düşmanları öldüren veya düşmanları tarafından öldürülerek şehit düşen müminlerin canlarını ve mallarını kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Allah bunu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak vadetmiştir. Kimdir, sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O halde yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl büyük başarı budur.” (Tevbe Suresi, 111) şeklinde beyan buyurmuştur.

Dünya ahiretin tarlasıdır. İnsan tarlasına ne ekerse zamanı gelince onu biçer. Bazı insanlar bu fani dünyadaki inanç ve yaşantıları ile ebedi olan ahiret yurdu için iyi yatırımlar yaparlar, güzel takdirler alırlar. Bu sayede ebedî âlemde mutlu ve mesut olurlar. O’nun için bu güzel kazanımları sağlayan tedbirleri alanların bu başarıları sebebiyle haklı olarak sevinmelerinin hakları olduğuna da ayette işaret edilmektedir.

Vatanımız, özgürlük için her hanesinde en az bir tane şehit olan yuvalardan oluşmaktadır. Tüm coğrafyası savunulması için akıtılan kanlarla sulanan kutsal bir toprak parçasıdır. Hudutları şehit kemikleri ile çizilmiştir. Bu vatan, bu Kur’an ve bu ezanlar uğruna şehit olarak bize vatan bırakanlara rahmet olsun, selam olsun.

Vatanımızın müdafası, milletimizin selameti, özgürlüğümüzün korunması, dinimizin, devletimizin, bayrağımızın, sancağımızın, maddi ve manevi tüm mukadeslerimizin ilelebet var olmması için bu gün yine harp meydanlarında olan Mehmetciğimize, içerde ve dışarda, karada havada ve denizde muzaffer olması için dua edelim. Yüce Allah milletimizin ve Mehmetçiğimizin yar ve yardımcısı olsun.

Ankara’dan selam,sevgi,saygı ve dua ile.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner155