Vatan: Bir milletin üzerinde hür ve bağımsız olarak yaşadığı toprak parçasıdır. Ancak her toprak parçası vatan değildir. Şairin dediği gibi “Toprak; eğer uğrunda ölen varsa” vatandır.

Bizim vatanımız Anadolu ise uğrunda en çok insanın öldüğü bir toprak parçasıdır. Çünkü vatanımız Anadolu, 1071 de Sultan Alparslan’ın Malazgirt’te Romen Diyojen’le yaptığı meydan muharebesinden başlayarak günümüze kadar gelen asırlar boyunca uğrunda milyonlarca insanımızın şehit olduğu, gazi olduğu ve oluk oluk kan akıttığı eşsiz bir coğrafya parçasıdır. Necip milletimizin şerefli tarihi kahraman ordularımızın Müslüman Türk’ün ve dünyanın savaş tarihine altın harflerle yazdırmış olduğu eşsiz zaferlerle doludur.

Malazgirt, Çaldıran ve Dumlupınar meydan muharebeleri, haçlı, birinci dünya, Çanakkale, istiklal, Kıbrıs ve PKK savaşları, İstanbul’un fethi gibi fetih savaşları hep parlak zaferlerle sonuçlanmışlardır. Bu zaferler, şehit ve gazi olan koç yiğitlerimizin canıyla kanıyla kazanılmış, vatanımızın hudutları adeta ecdat kemikleriyle çizilmiştir. Bunun için Milli Şairimiz “Kim bu cennet vatan uğruna olmaz ki feda, Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda” dememiş midir?

Vatanımız; üç tarafında bulunan denizleri, Asya ve Avrupa’da bulunan toprakları, Karadeniz ve Çanakkale boğazları, Marmara ve Ege Denizleri, dört iklim, yedi bölgesi, yeraltı-yerüstü zenginlikleri ve üzerinde yaşanmış çeşitli medeniyetlerin izleri ile dünyanın ender bulunan coğrafya parçalarından birisidir.

Vatanımız; dünya coğrafyasında bulunduğu yer itibariyle de aynı zamanda eşsiz bir jeo-stratejik öneme sahiptir. Dünya harp tarihi uzman ve kurmaylarının ifadesiyle, dünyaya kara, hava ve deniz güçleriyle hakim olabilmek için, Anadolu topraklarına, Karadeniz ve Çanakkale Boğazlarına, Karadeniz, Akdeniz ve Ege Denizi limanlarına ihtiyaç vardır. Yani önce buralara sahip olmak gerekmektedir.

Yaratanın hikmetlerine bakın ki, yer yüzünün bu cennet köşesini bu asil millete vatan olarak ihsan buyurmuştur. İnsanın en kıymetli varlığı canıdır. Milletimiz için candan da aziz bir şey vardır, oda vatandır. Onun için şair, “Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda. Etmesin tek vatanımdan beni cüda” demiştir.

Sevgili peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde “Ümmetimin içinden kıyamete kadar hak dininin zaferi uğruna savaşan kimseler olacaktır. Ve (Bu kahramanlar) daima (Düşmanlarına karşı) galip geleceklerdir” buyurmaktadır.

Bizler Müslüman, Necip Türk milletinin evlatları olarak ecdadımızın asırlarca İslam’a bayraktarlık yapmış olması ve İslam yurtları için en fazla şehit ve gazi veren, en fazla can ve kan bahşeden bir millet olmamız nedeniyle bu peygamber övgüsüne milletimizin layık olduğuna inanmak istiyoruz. Çünkü milletimiz peygamberimizin “İstanbul muhakkak fetih edilecektir. Onu fetheden asker ne güzel asker, Onu fetheden komutan ne güzel komutandır” övgüsüne de mazhar olmuş bir millettir.

Milletimizin vatan sevgisi imanından, şehit ve gazi olma arzusu da cennet sevdamızdan kaynaklanmaktadır. Milletimiz her türlü barış yolu kapandı mı? savaşmasını iyi bilir. Zaten dinimizde esas olan da insanlar ve milletler arasında barıştır, sulhtur, sükundur ve huzurdur. Çünkü Allah (c.c) “Barışta hayır vardır” buyurmaktadır.

Nitekim Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de mealen “Vatanımızı (Din-Devlet, Vatan ve Millet) düşmanlarına karşı koruyunuz (savununuz). Sakın ha ondan çıkarılmayasınız (Vatansız kalmayasınız)” buyurmaktadır. (Bakara 84)

Sanıyorum bu ayetten ilham alarak Şair Mehmet Emin Yurdakul’da bir beytinde:

“Yaratanın kitabını kaldırtmam,

Ertuğrul’un bayrağını aldırtmam,

Vatanıma ben düşmanı saldırtmam,

Tanrı evi viran olmaz giderim” demiştir.

Vatan savunmasını emreden Allah Teala Hazretleri bu müdafaanın hem malla, hem lisanla ve hem de canla olmasını da emretmiş ve ayet-i kerime de “Din, Devlet, Vatan ve Millet düşmanlarıyla (Müşriklerle) mallarınızla, canlarınızla ve lisanlarınızla savaşınız”. (Tevbe 20) Yine bir ayette de “Ülkenizden fitne tamamen yok edilinceye, kulluk da yalnız Allah için yapılıncaya kadar onlarla (Düşmanlarınızla) savaşınız. Eğer fitne ve bölücülükten (terörden ve vatan düşmanlığından) vaz geçerlerse zalimden başkasına düşmanlık ve saldırı yoktur” (Bakara 193) Başka bir ayette de “Ey Peygamberim! Kafirlerle ve münafıklarla (bölücü ve yıkıcı terörle) savaş, karşılarında (onlarınkinden daha üstün ilim, silah, teknik ve teknoloji ile) mertçe, kahramanca, sarsılmaz bir irade ile diren, (vatanını savun) onların yurdu (varacakları yer) cehennemdir. Cehennem ise ne kötü bir dönüş yeridir” (Tahrim 9) buyurmaktadır.

Dinimiz Düşmanlarla dost ve arkadaş olmayı da yasaklamıştır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de “Allah, sizinle Din uğrunda savaşanları, sizi yurdunuzdan çıkarmak isteyenleri ve vatanınızdan çıkarılmanız için çalışanlara yardım edenleri dost ve arkadaş edinmenizi yasaklar. Kim onlarla dost olursa işte onlar zalim olanlardır” (Mümtehine9) buyurarak düşmanların işini kolaylaştıracak ve yurdunu-yuvasını ırzını ve namusunu savunanların işini zorlaştıracak hal, hareket, söz ve tavırları da yasaklamıştır.

yaşayan her canlı gibi, insanın da huzur, güven ve emniyet içerisinde yaşaması için fert olarak bir eve, millet olarak ta bir vatana ihtiyacı vardır.

(SÜRECEK)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner155