05.02.2010, 00:00 151

VAKIF ÜNİVERSİTELERİN MALİ KAYNAKLARINDA ÇEŞİTLİLİĞİN ETKİLERİ

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Marmara Grubu Vakfı'nın 28 Ocak 2010 tarihinde yapılan Akademik Konsey toplantısına Bilkent Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Ali Doğramacı konuşmacı olarak katıldı ve  ''Vakıf Üniversitelerinin Mali Kaynaklarında Çeşitliliğin Etkileri''başlıklı bir konuşma yaptı.

Yazıma başlamadan önce kendisini sizlere kısaca tanıtmayı istiyorum;

Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nden inşaat mühendisi olarak mezun olan ABD'nin en tanınmış üniversitelerinden Stanford'da inşaat mühendisliği üzerine yüksek lisans (m.sc) derecesini alan sayın Doğramacı daha sonra  Columbia Üniversitesi'nde endüstri ve işletme mühendisliği üzerine yüksek lisans(m.sc) ve doktora (ph.d) derecelerini almıştır.

1977-1993 yılları arasında Columbia ve Rutgers üniversitelerinde öğretim üyeliği yapan sayın Doğramacı,1993 yilindan beri Bilkent üniversitesi rektörü olarak görev yapmakta olup kendisi şu anda Üniversiteler Arası Kurul Başkanlığı görevini de yürütmektedir.

Konuşmasında ülkemizde ve ABD'de üniversiteler hakkında bilgi veren sayın Doğramacı, halen Türkiye'de 94 devlet ve 54 vakıf üniversitesi olduğunu belirterek bu üniversitelerin farklı mali kaynaklardan desteklendiğini açıkladı.

İlk yüzde on arasında yer alan üniversiteler (Boğaziçi,İstanbul Teknik Üniversitesi,İstanbul Üniversitesi,Ankara Üniversitesi,Hacettepe Üniversitesi v.b.) dışında, devlet üniversiteleri  nerede ise tamamı devlet desteği ile yürütülürken, vakıf üniversitelerinin tamamı kendi kaynaklarını kendileri sağlamak zorundadırlar.

Vakıf üniversitelerinin gelirlerinin üç ayağı bulunması gerekliliğine dikkat çeken konuşmacı ABD'de 1/3'ünün öğrenciler tarafından ödediğini, 1/3'ünü devletin verdiğini ve 1/3'ünün bağış ile vakfiyeden sağlandığını belirterek, bu üniversitelerin bir kısmının ağılıklı araştırma üniversitesi, bir kısmının da ağırlıklı eğitim (teaching) üniversitesi olarak faaliyet gösterdiğine dikkat çekti.

ABD'de öğrenciye yılda burs olarak(Per Grand) verilen eğitim desteğinin 600-5300 dolar olduğunu, bu desteğin doğrudan öğrenciye ödendiğini ve öğrencinin istediği özel veya devlet üniversitesine gidebildiğini açıklayan sayın Doğramacı. ülkemizde de öğrenciye böyle destek sağlanmasının doğrudan vakıf üniversitelerinin devletten destek almasından daha doğru olacağını vurguladı.

Vakıf üniversitelerinin hiçbir gelir beklemeden yaşamaları gerektiğine dikkat çeken konuşmacı, tüm gelirin öğrencilerden sağlanması durumunda vakıf üniversitesi olunamayacağını, Bilkent Üniversitesi'nin gelirinin yüzde 38'inin öğrencilerden,1/3'ünün Vakıf kuruluşlarından,yüzde 18'inin de projelerden sağlandığını açıkladı.Ayrıca tüm gelirin öğrencilerden sağlanması durumunda matematik, beşeri bilimler gibi temel dallar açılamayacağından o üniversitenin  başarısız olacağını belirtti.

Uluslararası yayınlarda, bilimsel üretimleri indeksinde,(SCI=Science Citation Index)1980'li yıllarda dünyada 41. sırada olan ülkemizin bugün 18. sırada olmasının önemli bir başarı olduğunu, diğer taraftan bu konularda başarının bir diğer göstergesi olan patent almada aynı başarının gösterilemediğini, patentin üniversiteye gelir sağladığı gibi bulanların da faydalandığını açıkladı.(2006 yılı esas alındığında Türkiye'de son 10 yılda sadece 113 patent başvurusu yapıldığı bu rakamın ABD'de 1milyonu aştığı görülmektedir.A.S)

Patent haklarının ABD'de üniversitelerin gelişmesine önemli katkılar sağladığını, Nordwestern Üniversitesi'nin patent hakkından yılda 93 milyon dolar aldığını, patent hakkının üniversitelerin hukuk bürolarınca çok daha iyi korunduğunu,bulan kişinin bunu korumasının zor olduğunu, patent hakkının 1/3'ünün bulana,birazının bölüme ve labratuvara,1/2'den fazlasının da üniversiteye verildiğini açıkladı.

Üniversiteyi önde gelen yapabilmek için ABD'de bölümlerin geliştirilmesine ağırlık verildiğini ve maddi ve manevi tüm imkanlar sağlanarak, buralara yetenekli öğretim üyesi çekilmesine gayret edildiğini ve üniversitelerin gelirlerini artırmak için çalışıldığını açıklayan konuşmacı , Avrupa ülkelerinin ve  üniversitelerinin de ABD'nin ve üniversitelerinin yolundan gittiğine, patent haklarının korunması, gelirlerinin dağıtımı konularında benzerlik sağladıklarına dikkat çekerek AB ülkelerinde esas alınan Bologna kriterlerine uymak zorunda olan  Türkiye'nin de bu konularda yasal gerekli değişiklikleri yapmadığına, yasaklar içinde patent geliştirilemiyeceğine ve bunların düzeltilmesinin  gerektiğine değindi.

*     *     *

Bana göre, ülkemizde üzerinde en fazla hassasiyet göstermemiz gereken konu eğitim ve araştırma faaliyetleri olmalıdır. Ne yazık ki eğitim ve araştırma kuruluşlarımız ve faaliyetlerimiz üye olmaya çalıştığımız Avrupa Birliği ülkelerinin oldukça gerisinde bulunmaktadır.Bu konulara ışık tutmada , sayın Doğramacı'nın konuşmasının faydalı olacağına inanıyorum.

İstanbul, 2 Şubat 2010
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
24°
parçalı az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 25 Eylül 2020
İmsak 04:59
Güneş 06:24
Öğle 12:37
İkindi 15:59
Akşam 18:40
Yatsı 19:59

Gelişmelerden Haberdar Olun

@