Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan konuşmasını sürdürüyor:

“Çanakkale'de siperlere girin, mutlaka siperleri görün, başınızı kaldırıp sanki savaştaymışsınız gibi hissedin.

Gerçekten hissederseniz, centilmenler savaşı o an gözlerinizin önünde canlanır.

Bir bakarsınız, Mehmetçik yaralı Anzak askerini kucaklamış,

Bir bakarsınız, düşman siperler arasında tütün, konserve takası başlamış,

Şimdi ise; eğer açılmış ellerden daha fazlaysa sıkılmış yumruklar,

Birleştirmeden daha çoksa ayrıştırmalar, yaftalamalar, yok saymalar…

İşte cehennem orasıdır.

Çanakkale ruhu çok derin bir ruhtur, ona mutlaka sahip çıkılmalıdır. Sahip çıkılmadığında, sonuç apaçık ortadadır.

  Çünkü biz;102 yıl önce vatan savunması için siper kazanları da gördük, 100 yıl sonra vatanı parçalamak için hendek kazanları da gördük.

Çanakkale ruhu ülkemizin anayasasıdır.

102 yıl önce toplumun tüm katmanlarının, diline, mezhebine, kim olduğuna, nereden geldiğine bakmadan birlikte yaşamı kurdukları ruhtur.

Yalnızca kendi istikballerini düşünenler, bu ruhu asla anlayamaz. Kaybetmeyi ahlaksız bir zafere tercih edenler, Çanakkale ruhunu asla bilemez.

*

Anafartalar’ı ziyaret edin.

Orada Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal’i göreceksiniz.

Onu burada, Çanakkale’de yok saymaya çalışanlara, işte o an lanet edeceksiniz.

İşte Çanakkale’desiniz, Mustafa Kemal’i anlamak için en doğru yerdesiniz,

Mustafa Kemal’i, Cumhuriyet’i, özgürlüğü, bağımsızlığı, barışı anlamak istiyorsanız, Çanakkale’den asla eliniz boş dönmezsiniz.

Mesela Çanakkale’de; çıkarma tehlikesine karşı, tüm Gelibolu Yarımadasının sorumluluğunun, Mustafa Kemal’in emrindeki 19.Tümen’de olduğunu öğrenirsiniz.

Onun; savaşın seyrini, ülkenin kaderini değiştiren insan olduğunu öğrenirsiniz.

Tüm bu gerçekler nasıl görmezden gelinir, nasıl, ‘Çanakkale’ye uğramamış bile’ denilir, doğrusu anlamak mümkün değil.

Ama onu anlamak da zor iş biliyorum.

Onun yaptığı da çok zor işti,

  Her yiğidin harcı değildi onu da biliyorum. Çünkü onu anlamak; 7 düvele kafa tutacak ve milim sarsılmayacak cesaret ister.

Savaşı karargâhtan değil cepheden yürütecek yürek ister.

Düşman oyunlarını görüp onu alt edecek zekâ ister.

Dört saatlik uykuyla, özgür bir ülke için dayanacak direnç ister.

Savaştıklarınızı bile ‘onlar bizim de evlatlarımızdır’ diye bağrınıza basacaksınız, engin bir gönül ister.

Diyarbakırlı, Edirneli, Çorumlu, yani tüm Anadolu, 102 yıl önce buradaydı.

İşte bugün biri; Alevi Sünni, Kürt Türk ayrımı yaparsa 102 yıl geriden bir ‘ahh’ sesi yükselir. İşte o zaman ayrım yapana ‘İncitme yazıktır Ata’nı’ demek gerekir.

Çünkü biz biliriz ki,

Çanakkale kahramanlarının toplu vurduğu için yürekleri,

Onları top bile sindiremedi.

15 Temmuzda tankın, tüfeğin, uçağın karşısında dik duranlar da işte öyleydi.

Devlet içinde çöreklenenlerin darbesine, millet izin vermedi,

Haklarını yiyenlere, adaletlerini çalanlara, millet izin vermedi,

O sebeple ayrışmanın esiri olmamak için, birlikteliğin eserini yazmalıyız.

Dostlar;

Çanakkale ve tüm Anadolu, vatan savunması uğrunda yaşanmış pek çok insani hikâyenin harman olduğu eşsiz bir coğrafyadır. Bu coğrafyayı var eden de, adını Anadolu eden de bu toprakların isimsiz kahramanları kadınlardır.

Fakat kadınların anıtları pek yoktur.

Ama aziz hatıraları ve bu topraklara emekleri çoktur.

Çanakkale ruhu, kadınlarımıza borcumuzu da hatırlatır.

Bu ruh, otobüsteki hemşireyi şortu yüzünden tekmeleyeni utandırmalıdır.

Bu ruh, minibüsteki liseliye örtüsünden dolayı saldıranı yaralamalıdır.

Bu ruh, kadını dövenin yakasına yapışmalıdır.

Çanakkale Ruhu, Özgecanlara kıyanları, yerin dibine sokmalıdır. Çünkü biz biliriz ki;

Her kadın Zübeyde Hanım gibi eşsiz, Sabiha Gökçen gibi yüksektedir. Halide Edip gibi cesur, Afet İnan misali bilgindir. Müzeyyen Senar şarkısı gibidir, ‘benzemez kimseye’.

Harikalar yaratan İdil Biret’tir, zamanların ötesine taşınmış bir Muazzez İlmiye Çığ’dır. Her kadın Türkan Saylan gibi sorumlu, Türkan Şoray gibi sultandır.

*

Mutlaka Anzak Koyu’na da uğrayın. Orada Atatürk’ün,  evlatlarını uzak diyarlarda kaybetmiş Anzak annelerine, ‘Onlar artık bizim de evlatlarımızdır’ diyen, barış dilini duyarsınız.

Savaştan barış çıkarmak zordur derler.

İşte Çanakkale Ruhu bu zoru başarmış, savaştan dersini alıp, barışı doğurmuş topraklardır. Burası sözün bittiği, sessizliğin çok şey anlattığı, herkesin hemşeri olduğu yerdir.

Bizler ne mutlu ki hepimiz Çanakkaleliyiz,

Barışın kentinde barışın sesini hep birlikte yükseltiriz.

Bazen bir çığlık, bir çığ başlatır,

Bunu da iyi biliriz.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251